ADNAN OKTAR: Genellikle insanlar, iki taraf da aynı makul şeyi savunuyor fakat ufak bir detaydan kırıp geçiriyorlar millet birbirini. Mesela İsrail, adamlar “orada biz rahat yaşamak istiyoruz” diyor. Yani “korkudan emin olmak istiyoruz, saldırılardan emin olmak istiyoruz, kafamız dinç, huzur içinde yaşamak istiyoruz. Filistinliler de orada yaşasınlar” diyorlar, değil mi? Ama şeytani güçler, ne Müslümanlara rahat veriyor, ne Musevilere rahat veriyor. İki tarafı da birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Ve gereksiz bir gerilim var. İnşaAllah Mehdiyet devrinde bu ortadan kalkacak. Şimdi bu gelen gemilere bir sürpriz yapsın Musevi kardeşlerimiz. Çok güzel bir karşılık versinler, sevecen, sevgi dolu. Şeytanın ayağını, boynunu, kulağını, her tarafını bir kırsın koparsınlar ve şu konu kökten hallolsun. Çıksınlar güverteye, “selamun aleyküm” desinler. Ve “aleyna aleyküm selam rahmetullahi ve berekatühü” diyeceklerdir. “Bir bakalım ne var, ne yok” diyecekler, bir baksınlar. “Tamam baktık. Hadi hep beraber gidip sevindirelim şu mübarek insanları” diyecekler, bu kadar. Çünkü Filistin bütün dünyayı çok geren bir konu. Çünkü çok eziliyor oradaki insanlar, çok rahatsızlar. Biz tabii ki İsrail’in güvenlik içinde olmasını isteriz. Rahat yaşasınlar. Eski vatanları. Binlerce yıllık vatanları. Biz orada olmalarından rahatsız değiliz. Huzur içinde yaşasınlar, bereket içinde yaşasınlar. Allah kıyamete kadar huzur, bereket versin inşaAllah. Zaten Kral Mesih, Mehdi (a.s.)’ın gelişini Tevrat uzun uzun anlatıyor. Kral Mesih, Mehdi (a.s.)’ın devrindeler. Ne mutlu onlara, ne mutlu Müslümanlara, ne mutlu bizlere, inşaAllah. Ama tabii o da harikadır. Bu tip olaylar, dedim “peşpeşe önümüzdeki günlerde hep harika olaylar olacak,” dedim. Ama “hamiyeti İslamiye de feveran edecek. Yani Müslümanlara da baskılar artacak” dedim. İnşaAllah. Ama inşaAllah orada öyle bir şey olmaz.
Kardeşim bak şimdi defalarca söylüyorum. Bu çok kolay bir şey, anlaşılmayacak bir yönü yok bunun. Yapılacak olan şu. “Selamun aleyküm. Hoş geldiniz, sefa geldiniz, çok güzel. Arkadaşlar, biz bir devletiz yani sizin de hayırlı işler yaptığınızı biliyoruz ama her devlet gümrükte ne var, ne yok bakıyor gelenlere, değil mi, güvenlik açısından bakıyor. Biz de halkımızın, milletimizin güvenliği açısından, ne olur, ne olmaz gibisinden, içimiz rahat etsin diye bakmak istiyoruz.” “Buyurun, bütün katlara bakalım, her yere bakalım” dersiniz.
SUNUCU:Neden acaba Hocam İsrail bu yardım gemisini onlar için böyle kötü algılıyor ya da algılamak istiyor?
ADNAN OKTAR:Şimdi şöyle düşünüyor herhalde. Böyle bir, hadi burada silah olmasa dahi ikinci gelen gemi dalgasında silah, mühimmat olur diye düşünüyor herhalde. Baştan bunu durduralım gibisinden düşünmüş olabilirler. Ama yani bu kadar içinde yazar var, çizer var, 600-700 kişi var. Yani bu kadar insan göz göre göre, bütün dünyanın gözü önünde çok aleyhte olacağını bile bile silah götürür mü, bomba götürür mü? Götürmez belli. Ama biz Filistinlilere acıyoruz, şefkat duyuyoruz. Mısır’da da mesela bağlantıyı kestiler. Aç kalıyor çocuklar, hasta kalıyorlar. Ama İsrail’in de mağdur olmasını biz istemeyiz. Niye korku çeksin adamlar? Silah mı gidiyor, ne gidiyor baksınlar. Ayrıca mühimmat olmadığını gördüklerinde, içleri rahatlamış oluyor. Ama buna rağmen ayrıca bu gidecek olan malzemelerin Hamas’ın eline geçmesini istemiyorlarmış. Tamam, eyvallah, kabul, güzel. Halka dağıtılmasını istiyorsunuz, değil mi? Tamam, gelsin yanınıza bir memur, o insanlarla beraber veyahut kaç tane istiyorsanız hep birlikte halka dağıtıldığını görün. Veyahut canlı yayınla dağıtılsın halka. O da olur. Canlı yayın yok mu orada, zaten onların gemisinde var herhalde canlı yayın. Tamam, canlı yayın arabasını indirsinler. Canlı yayınla göstersinler halka dağıtıldığını. Dağıtılan insanları da göstersinler. Yani orada klasik İsrail’in bir sertlik, şahin politikası vardı. Eskiden benim çocukluğumda öyleydi. Ama şu an bayağı değiştiler yani kısa zamanda değişiyor. Oradan kalma bir gelenek olabilir. Haklılık payı da var. Ama bu, bu şekilde halledilir. Bunu zorlamak yakışık almaz. O zaman çok ayıp olur, çok çok ayıp olur. Nihayet çocuk orada Filistinli çocuklar, sevinecekler. Onlara oyun bahçesi, şu, bu falan gidiyor. Yani en masum malzemeler. Bunda tedirgin olacak bir şey yok.
SUNUCU:Acaba Hocam, onlarla bağlantıya giren, “biz böyle bir yardımda bulunmak istiyoruz” diyen kuruluşlarla yaptığı anlaşmalar güvenilir olmadığı için mi böyle bir savunma politikası uygulamışlar?
ADNAN OKTAR:Mesela düşünüyorum, aslında her devlet böyle bir önlem alır normalde, alabilir. Ama abartmamak lazım. Yani kontrol edildikten sonra, hayır zaten güzellik. Her ülkeden gelebilir yardım.
SUNUCU:Evet. Zaten öyle bir ülkenin, böyle bir, yani yardıma muhtaçlar sonuçta, ihtiyaçları var. Bu yardımın gelmesi onları mutlu etmesi lazım. Böyle bir savunma politikası uygulamamaları gerekiyor. O zaman anlaşmalı olan kuruluşlarda bir anlaşma sağlanmadığı için böyle bir ya da ne olabilir? Ben mantığını çözemediğim için size bu şekilde soru yöneltiyorum.
ADNAN OKTAR:Eskiden İsrail’in bu tarz şahin politikası vardı. Yani katı disiplin uyguluyorlardı. Yani “biz bir şey istemiyoruz, o kadar.” “Mantığı ne?” diyorsun. “Mantığı da yok” gibisinden bir yapı oluyordu. Tabii oluyordu mantığı ama sertti yani üslupları, çok sertti. Ama son senelerde yumuşak bir politika izlemeye başladılar. Daha sakinleştiler. Sanhedrin’in etkisi var bence bunda, dindar Musevilerin etkisi var. Bence Sanhedrin’in sözünü dinlesin yani İsrail hükümeti. O insanların nezih insanlar olduğunu ben biliyorum, bizzat gözümle gördüm, tanıştım burada. Akılcı yaklaşılması lazım. Yani ufak detaylarda çatışmaya girmek değil de, aklın yolu birdir. Yani, “senin dediğin de haklı, benim dediğim de haklı, o konularda, haklı olan konularda ittifak edelim” deyip konuyu kapatmaları gerekiyor. Zannediyorum, gemiler takip ediyor değil mi şu an, İsrail gemileri?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Tamam, sıcak bağlantı olmuş zaten şu an.
ALTUĞ BERKER:Yaklaşıyorlarmış Hocam. İsrail gemileri yaklaşıyormuş.
ADNAN OKTAR:Yaklaşıyor.
SUNUCU:2 saat sonra falan orada olmuş olmaları gerekiyor galiba, muhtemelen.
ADNAN OKTAR:Yani bence inşaAllah, bir şey olmaz diyelim, inşaAllah. Bir de tabii dış devletlerin de güvence vermesi iyi olur. Yani hangi ülkeler, Türkiye’den değil mi var kardeşlerimiz, Yunanistan’dan var. Yani ilgili hükümetler de bir garanti verirlerse ayrıca İsrail’e.
SUNUCU:Tabii onlara güven verirlerse, onlar da.
ADNAN OKTAR:Tabii tabii, çok çok rahat olur, daha güzel olur, inşaAllah.
SUNUCU:Peki siz düşünüyor musunuz Hocam içinde gerçekten İsrail’in beklediği gibi farklı bir şey çıkabilir mi? Örneğin bizim gemimizden çıkmayacaktır, biz bu güveni veriyoruz. Yunanistan da veriyordu. Acaba diğer gemilerde olabilir mi?
ADNAN OKTAR:Çıkmaz bundan da yani bir dahaki seferine olabilir diye çekiniyor olabilirler. Yani yol açılır, bir yöntem, yeni bir akış kapısı açılır. Yani hayır yolunda malzeme gönderilir ama o terör grupları da silah sevkiyatı sağlayabilirler gibi düşünüyor olabilirler. Bu çok kolay, olur mu yani? Türkiye’ye de mal giriyor her yerden, her gün gümrükten. O zaman Türkiye’ye de hiçbir şeyi sokmayalım biz. Yani Rusya’dan giriş var, Suriye’den, Irak’tan giriş var. O zaman terörist, PKK’lılar hep o taraflarda dolu adamlar. Biz “arkadaş, bu adamlar bu taraftan silah, malzeme getiriyor olabilirler, tırlar ile. Biz bu sınırı kapatalım o zaman” deriz. Olur mu öyle şey? Gelip kontrol ediyoruz, bakıyoruz, bir şey yok, “geçin” diyoruz. Bu da böyledir, bunun usulü böyledir yani. O zaman hayat felç olur. Zannediyorum o yönde düşüneceklerdir, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler