Adnan Oktar’ın 7 Haziran 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Mesela Müslümanlar kendi halinde kalsalar, dünyada ne İttihad-ı İslam’ı isterler, epey bir bölümü yani hepsini tenzih ederim de, ne başka bir şey. İşte eşiyle evinde oturur, camiye gider, çocuğunu okutur, kendi işine gücüne bakar. Halbuki Allah burada böyle bir sade hayat, böyle bir hayat istemiyor Allah. Küfürle kıran kırana fikri bir mücadele istiyor Allah bizden. Yani çok heyecanlı bir hayat istiyor. Kuran’da öyle bir, yani munis, sakin bir aile hayatı yok. Diyor ya hani; “bir kıyı kasabasına giderim, iki katlı pembe evimiz olur” yahut işte yeşil neyse mavi, tipler var öyle konuşuyorlar. “Huzur içinde yaşamak isterim,” öyle bir dünya yok. Allah burada eğer huzuru amaçlamış olsaydı zaten direkt bizi Cennete koyardı. Biz buraya imtihana geldik, biz buraya huzura, huzur tamam da yani o anlamda huzur değil. Bizim iman huzurumuz var. Biz buraya fikri mücadeleye geldik. Yani heyecanlı bir hayata geldik ve Allah’a kul olmaya geldik. Bunu anlamıyorsa adam, Allah ona onu anlatıyor işte anlayacağı şekilde anlattırır. Dolayısıyla kimse sakin bir hayat aramasın. Yani o olmazsa, Allah dertlerle, belalarla o sakinliği bozar. En azından ruhuna telaş verir Allah, kalbine korku salar. Ayette var mesela “onların kalplerine korku salacağım” diyor. Sebepsiz korku duyabilir. Yani hiç sebepsiz korkuyor her şeyden korkar. Dünya zehir olur. Onun için bakış açısını insanların tamamen değiştirmesi gerekiyor. Bakın Bediüzzaman ne diyor? “Azametli bir kıtanın” yani Asya’yı kastediyor, “şanlı bir devletin,” Türk Devleti’ni kastediyor, “değerli, sahipsiz bir kavmin,” Türk kavminin, “kurtuluşu, reçetesi İttihad-ı İslam’dır” diyor. İslam Birliği’dir, çok net. Tabii ben bunu, tam bu şekilde değil, fakat şerh ederek açıklıyorum, Bediüzzaman’ın açıklamasını. Mektubat’ta Hakikat Çekirdekleri 452. sayfada. Bunu bu şekilde açıklıyor Bediüzzaman. Bakın “onlar hidayete karşı hevalarına uymak istediklerinde, o da (Hz. Mehdi (a.s.) de) hevaya karşı hidayete uymayı ister.” Yani insanlar, bakın o devirde demek ki Ahir zamanda “hidayete karşı hevalarına uymak isteyecekler.” Nasıl oluyor? “Ya, ne yapalım akşam? Canım sıkılıyor” diyor, “bir diskoya gidip eğlenelim” diyor. Kardeşim senin orada kardeşini, anneni, bacını boğuyorlar, öldürüyorlar yani şimdi. Tamam eğlen de yani o eğlenmenin sırası mı o yani? Değil mi? Bir acillik var. Veyahut diyor ki; “işte ben sadece yurtdışına gidip tahsilimi tamamlayacağım. Uzun vadede profesör olacağım. Gelip ondan sonra hizmet edeceğim.” O vakte kadar hayatını donduruyor. O vakte kadar hizmet yok. Böyle bir mantık olmaz. Yahut “çok zengin olacağım” diyor, uzun vadede, “ondan sonra ben insanlara hizmet edeceğim” diyor. Ne zaman zengin olacağı da belli değil, ne zaman ne yapacağı da belli değil. Allah buna karşı, işte Mehdi (a.s.)’nin ahlakını onlara gösteriyor Allah. Bak; “onlar hidayete karşı hevalarına uymak istediklerinde, o da (Hz. Mehdi (a.s.) de) hevaya karşı hidayete uymayı ister.” Yani hidayete insanları çekiyor. “Onlar Kuran’a karşı reylerini isterlerse,” yani Kuran’a karşı insani deliller göstermeye kalkışırlarsa, “o da reye karşı Kuran’a uymayı ister.” “Sadece Kuran ahlakıyla hareket etmeyi ister” diyor...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...