Adnan Oktar'ın 9 Haziran 2010 tarihli Kayseri TV, Samsun Aks TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Nur talebesi olan kardeşlerimizin, hepsini tenzih ederim, birçoğunda serbest okuma. Ama birçok yerde Mehdilik okunamıyor, yasak. Soru sormak yasak. Hz. İsa (a.s.) konusunu açamıyorsun, yasak. Mesela ‘bir yüzyıl sonra Mehdi (a.s.) gelecek’ diyebilir misin? Adam kitaptan çıkartmış, artık kitaptan çıkartmış. Elimde bakın burada. Bakın bu kitapta o iki söz var, duruyor. Bunda çıkartılmış. Mesela şeylerini söylemeyeyim, şöyle tersten göstereyim. Bak bunda ayrı, bunda ayrı. Bu panik ne bu? Öbür konuları çıkartmamışlar. Mehdi (a.s.) ile ilgili kısımları çıkartmışlar. Mesela diyor ki; “Mehdi (a.s.) bundan bir yüzyıl sonra gelecek” diyor ya mesela, onu çıkartıyor. Ama öbür yerlerini ellememiş. Bu alerji, ne bu korku kardeşim? Bırakın insanlar okusun, bırakın dershanelerde konu tartışılsın, konuşulsun, anlatın. Niye çekiniyorsunuz yani? Niye bu yasak yani? “Biz Risale-i Nur okuduğumuzda kurtuluruz” diyor. Kurtulsun. Niye böyle parçaladılar o zaman? Kurtuluşu Bediüzzaman söylüyor. Bakın; “Mehdi (a.s.)’ye tabi olacaksınız, gerçek sahibi Mehdi (a.s.)’dir Risale-i Nur Külliyatı’nın, Mehdi (a.s.) de Risale-i Nur’dan istifade edecek” diyor. “Neşr ve tatbik edecek” diyor. “Bu şekilde kurtulacaksınız” diyor Bediüzzaman. “Ben onun pişdar, öncü bir askeriyim” diyor. “En büyük bir kumandan, hem hakim, hem mehdi, hem mürşit, hem kutb-u azam olarak, bir zat-ı nuraniyi gönderecek Cenab-ı Allah” diyor. Bu nasıl önemsiz oluyor, böyle birisi? En büyük müceddid ve en büyük müçtehid nasıl önemsiz oluyor? Önemsiz olur mu en büyük müceddid? İmam Rabbani önemsiz diyebiliyor musun sen? İmam-ı Azam önemsiz diyebiliyor musun sen? Nasıl Mehdi(a.s.) önemsiz oluyor? “En büyük müceddid, en büyük müçtehid, hem hakim, hem Mehdi, hem mürşit, hem kutb-u azam olarak” diyor. Kutbu azam nasıl önemsiz oluyor? İşte önemsiz dediğiniz için Allah üzerinizden bereketi kaldırdı. Belayı yağmur gibi üzerinize yağdırıyor. Yani ben Murat kardeş için söylemiyorum. Bölünmeyi, parçalanmayı kim savunuyorsa, onları söylüyorum. Ve esir oldu koskoca İslam alemi, bir buçuk milyarlık İslam alemi, yaklaşık 500 kişi falandır, en fazla 500-600 kişidir ateist siyonistler, en fazla yani normalde 200-300 kişi falan bunlar. Hadi dalıyla budağıyla falan diyelim, 500-600 kişidir. Tam anlamıyla teslim oldular. Bakın Mehdiyetin zıl ve gölgesi ile uyanma başladı, bu gelişmeler ondandır. Mehdiyetin bereketiyle, 1980 yılından sonra bu olaylar gelişmeye başladı. Darwinizm, materyalizm yerle bir oldu. Bir nuraniyet kapladı dünyayı ve Allah ‘Hadi’ ismiyle tecelli etmeye başladı. Buram buram Müslümanlar birleşmeye başladı. Hamiyet-i İslamiye feveran etti, Bediüzzaman, “hamiyet-i İslamiye feveran edecek” diyor, “Mehdi (a.s.) başlarına geçecek Müslümanların” diyor Risale-i Nur Külliyatı’nda. “Ve tarik-i hak ve hakikate sevk edecek” diyor. “Tarik-i hak ve hakikate sevk edecek.” Bu açık bir ifade değil mi? Bak, “hamiyet-i İslamiye feveran edecek, Mehdi (a.s.) Müslümanların başına geçecek, tarik-i hak ve hakikate sevk edecek.” “En büyük kumandandır Mehdi (a.s.)” diyor. En büyük kumandan nasıl önemsiz oluyor? Bütün İslam alemini, “tarik-i” diyor, bak “tarik-i hak ve hakikate sevk eden” bir insan nasıl önemsiz oluyor? Ve hamiyet-i İslamiye feveran ettiğinde başa geçen kişi nasıl önemsiz oluyor? Ve neden bu konunun okunmaması gerekiyor ve yasaklanıyor? Ben 1980’de geldiğimde de bunu görmüştüm. “Aman, aman okuma, sakın bu konuya girme” diyorlardı bana. Hatta ben bir ağabey vardı acayip sesini yükseltti, ismini vermeyeyim, o zaman daha o şeyde bölünme olmamıştı, o Risale-i Nur grubunda bölünme olmamıştı. Ben Mehdi (a.s.)’den bahsettim, yeni gelmiştim Ankara’dan; “Hocam” dedim, “Mehdi (a.s.)’nin çıkacağından bahsediyor Risale-i Nur Külliyatı’nda Bediüzzaman açık ifadeleri var.” Acayip sesini yükseltti böyle, bağırdı, ilk defa görüyorum, acayip şaşırdım, oradakiler de şaşırdılar böyle. Ben utandım yani, hiç alışmadığım için öyle şeylere, imani bir konu, dini bir konu, yani muazzam bir reaksiyon gösterdi. Sonra biraz sakinleşti. “İşte namluların ucu üzerimizden kalkarsa İslam ahlakı hakim olabilir” dedi. Kardeşim namlunun ucu, şeytanın bacağı, bilmem deccalin gözü falan, ne alaka. Nereden çıkartıyorsun böyle şeyleri? Müslüman ona göre mi hareket ediyor yani? Biz Kuran’a, hadise ve Bediüzzaman’ın izahlarına göre hareket ederiz. Nitekim benim o konuşmamdan yaklaşık 15 gün sonra veyahut 20 gün sonra büyük bir bölünme oldu. Çok büyük bir bölünme oldu. Yani o şeyde büyük bir bölünme oldu. O bölünmeden sonra yeniden bir bölünmeler oldu, kendi içlerinde yeniden bölündüler. İşte Mehdi (a.s.)’ye karşı tavır, arkasından bunu getirdi ve getiriyor. En büyük delilidir, Nur talebelerinin parçalanması, Mehdiyetin önemini göstermek açısından. Peki Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde Nur talebeleri ayrı mı olacak? Bediüzzaman böyle mi diyor. İttihat ne demektir? Birleşme demektir, ittihat. Bölünme demek değildir. “Tam birlik olacak” diyor ve “Mehdi (a.s.) başlarına geçecek” diyor. “Başkumandandır” diyor. Başkumandan ne demek? Kumanda eden kişi demek. “Ve milyonlarca seyyidler cemaati ve tüm ulema ve evliyanın iltihaklarıyla” diyor. “Bütün ulema, evliya, bütün mürşidler ona tabi olacaklar” diyor Bediüzzaman. “Bu da önemsiz” diyor. Peki önemli olan, sen neyi anlatıyorsun o zaman? Bölünme mi önemli o zaman? Parçalanmanız mı önemli yani? Ama yine de tabii Nur talebeleri çok halim, selim ve güzel insanlardır, saygıdeğer insanlardır. Benim üstünlük iddiam yok, ben onların içinde en cahiliyim, hepsinin de kölesiyim, öyle bir iddiam yok. Ben gariban bir insanım. Öyle büyüklük, azamet içinde değilim. Ben Allah’tan tir tir titriyorum, korkuyorum Cehennem’e giderim diye. Allah’ın zavallı bir kuluyum. Ve öğreniyorum zaten. Bak yeri geliyor mesela birçok konuyu talebelerim olarak görünen adam, 20 yaşında çocuk bana öğretiyor yani. Benim bir Hocalık, mürşitlik iddiam da yok. Ama hakkı, doğruyu görelim, örtbas etmeyelim. Gerçekleri açık açık okuyalım, korkacak bir şey yok. Darwinizmi de, materyalizmi de; korkuyorlardı, okumuyorlardı. Bak üzerine gittim, fikren cayır cayır ezdim. Kafasını koparttım böyle, Allah’ın izniyle. Yerle bir ettik Allah’ın izniyle. Ellerine alamıyorlardı imanımızı kaybederiz diye, Darwinizmi okuyamıyorlardı. Çok fazla insan konuya dahi giremiyordu. Geçiştiriyorlardı, “Darwinizm mi kaldı, bitti zaten” diyor. Madem bitti niye böyle perişan haldesin. Okula dahi giremiyorsun, Allah’ın adını bile ağzına alamıyorsun sen. Madem Darwinizm bitti, göğsünü gere gere Allah’tan bahsetsene sen. “Darwinizm yoktur, Darwinizm yıkılmıştır” desene. Diyemiyordun, şu an bunu diyebiliyorsun ve bizim vesilemizle, Allah’ın izniyle. Bizim vesilemizle söylüyorsun. Çünkü biz paramparça ettik, ondan sonra bunu konuşacak hale geldiniz. 80’lerde bu şey başladı. Mesela 70’lerde, 71’lerde, 78’lerde, yani ağzına dahi alamıyorlardı. “Darwinizm yoktur, materyalizm yoktur” diyemiyorlardı. “Darwinizm var, ama Kuran’da da zaten var” diyorlardı. “Darwin doğru söylüyor” diyorlardı. Ne kadar adam söyledi biliyor musun? Ezher ulemasının büyük bölümü; Fas, Tunus, Cezayir ulemaları, Türkiye’deki büyük ulemanın epey bir bölümü. Zaten hepsi de komünist olmuştu İslam ülkelerinin çoğu. Irak, Suriye, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, ta oralara kadar, Filistin, Mısır hep komünistlerin kontrolüne geçmişti. Sonra biz böyle dana gibi böğürterek boyunlarını kırdık, inşaAllah ve ellerine teslim ettik. “Alın Darwin’i, güle güle kullanın” dedik. Tozunu çıkarttık yani. İnşaAllah. İlimle, fenle, sanatla, bilgiyle. Bilim karşılarında şu an ejderha gibi, onlara öyle görünüyor, acayip korkuyorlar bilimden. Ancak çırpınıyorlar yani havalara hopluyor falan, ploklonik hareketler, şu bu. İnşaAllah...
İlanlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller