ADNAN OKTAR: ...Ama zaman zaman vesveseleniyor gördüğüm kadarıyla. Bak; “kitabı okurken allak bullak oldum” diyor, bir bilim adamı yazı yazmış. Allah ayette; “insan zayıf yaratıldı” diyor. Bakın bunu görüyoruz, bir kitapla allak bullak oluyor, hemen vesveseye açık. Kardeşim o bilim adamı dediğin senin adam 9 ay 10 günlük normal, değil mi, aciz, zavallı bir insan, yatan, kalkan, uyuyan senin gibi bir insan. Makul bir zekası var, biraz kitap okumuş, şuradan, buradan. Kendi vesveselerini, kendi içinden çıkamadığı düşüncelerini, kendi dar bakışıyla, belki kavrayamayan ruhuyla, beyninin dar perspektifiyle, bir şeyleri yazıyor. Ama dar düşündüğü, aklının yetersiz olduğu açık açık anlaşılıyor kitapta. Kitap okurken allak bullak olmak ne demek yani değil mi? Aklı başında, kültürlü, kişilikli bir insan niye allak bullak olsun? Garibanın, bir zavallının yazdığı kitaptan değil mi? Üstelik de kültür seviyesini, düşünce ufkunu açıkça belli eden bir insandan niye etkilensin? “İnsan denilen varlığın bir ruhunun olmadığı teşhisi bu güne kadar kurduğumuz sistemleri alt üst ediyor.” Şimdi derler ya, bir akıllı bir taş atar, 40 akıllı onunla uğraşır derler. Şimdi adam bir şey söylüyor, bak o da içine dalmış balıklama konunun. En başta dinleri, din bir kere dinler, bir tane din vardır, İslam dini vardır, hak din vardır. Muhammedilik vardır. Alt üst ettiği falan da yok, dimdik ayaktayız, nereyi alt üst edecek yani, değil mi? Adamın birisi çıkacak, dar ufkuyla, dar düşünce sistemiyle bize bir şeyler söyleyecek, biz de allak bullak olacağız, bu nasıl oluyor bu? Hakikatler o kadar açık, o kadar nettir ki, o kadar kesindir ki, gözümüzle görürüz, kulağımızla işitiriz, elimizle dokunuruz, burnumuzla koklarız Allah’ın verdiği. Mesela bak ayranı içtim, tattım değil mi? Bunların hepsi çok açık, keskin, asla aksinin anlatılamayacağı gerçeklerdir. Benim ruhum bunu hissetti şu an değil mi? Hissediyor, görüyor bütün bu anlatılanları, her şeyi görüp, hissediyor. Ruhu ben zaten yaşıyorum. Ruhu biz tarif ediyoruz zaten, anlatıyoruz. “Ölümü ruhun bedenden ayrılması olarak tasarlayan,” tasarlamıyor, böyle. Din böyle diyor zaten, kesin gerçektir. “Ve bize kabul ettiren, tek tanrılı, çok tanrılı dinlerin hepsi,” çok tanrılı dinleri bir kere bırak, tek tanrılı din de, bir tane din vardır. Yani sanki birçok düşünce varmış gibi anlatmış. Bu tabii bilinçaltı kurgulama yöntemleri, o ayrı mesele. “Hepsi birer hurafe mi?” Çok tanrılı dinler tabii ki hurafe. Tek tanrılı dinlerden de, İslam dininin dışındaki, mesela teslis inancı bir hurafedir tabii ki. Musevilikte de, yani Allah’a ve dine yönelik saygıya uymayan hareketler hurafedir, izahlar hurafedir. “Ya psikologlar, psikiyatrisler hepsi birer şarlatan mı bu insanların?” benim tanıdığım birçok psikolog, psikiyatrist var, dindar aklı başında. Amerika’da da var, Türkiye’de de var değil mi? Allah’ın varlığına, birliğine inanıyor. Kimi de, akıl hastası psikiyatristler de var deli, direkt tedavi görüyor adam yani. Veyahut cins adam veyahut dinsiz veyahut ateist veyahut Marksist, veyahut PKK’lı, yani her düşüncede insan çıkar. “Hepsi birer şarlatan mı bu insanların?” Bak “hepsi” diyor. Bir kısmı şarlatandır, bir kısmı avanaktır, bir kısmı aptaldır, bir kısmı çok zekidir, bir kısmı çok güzel ahlaklıdır, bir kısmı çok mükemmeldir, bir kısmı deha derecesinde mükemmeldir. Toptan yöntemle bilinçaltı kurgulama, Ertuğrul Bey’in yaptığı. Bıraksın bu üslubu, yaşlandıkça böyle üslubunda da değişiklikler olmaya başladı Ertuğrul Bey’in, yakıştıramıyorum ona. Böyle “yaşlandım 20 senem kaldı,” diyor geçen günler, “babam da o yaşta vefat etmişti” diyor. Herhalde vesveseye kapıldı, ölünce ruhum olacak mı, olmayacak mı? Ahirete gidecek miyim, gitmeyecek miyim? Ahiret var, Allah var, hepsi var. Gelsin bize sorsun, gidip Ahmet Hakan’a soracağına, gelip bize sorsun...
ADNAN OKTAR:... “Ama insan denen varlığın bir ruhunun bulunmadığı tezi, beni allak bullak etti.” Sen bu kadar zayıf bir insan mısın Ertuğrul Bey? Yani bir aklı zayıf bir insanın, dar ufuklu bir insanın bir yazısıyla sen allak bullak oluyorsan, yarın başka bir kişi çıkar, o da seni allak bullak eder. Her günün allak bullak olmakla geçecek, o zaman tekne gibi her gün sallanacaksın sen. Olur mu öyle şey? İnsanın aklı vardır, fikri vardır, değil mi? Vicdanı vardır, ufku vardır. “Eğer bir ruhum yoksa, ben kimim?” Zaten sen ruhtan ibaretsin sen ve Ertuğrul Özkök’sün sen, inşaAllah...
ADNAN OKTAR: ... “Cennete veya Cehenneme giden nedir?” Ruhtur, ruhtan ibaretsin sen zatsın çünkü. “Benim kafam karıştı.” Benim anlatımlarımla kafan düzelir, bir şey olmaz inşaAllah. Bana sorsun, ama herhalde böyle yazılı soracak anladığım kadarıyla, bu şekilde genel olarak. Olur, tamam bu şekilde de olur. Birebir anlatsak pek olmaz, böyle olur, bu daha makul. Çünkü ben, bana sorsun dedim, hakikaten soruyor bak, inşaAllah. Dar sorsak birebir, hem benim çok vaktimi alır, feda olsun, fark etmez de inşaAllah. “Bu pazar günü biraz da siz kafa yorun.” Bizim kafa yormaya ihtiyacımız yok, kafamız açılıyor, yorulmuyor inşaAllah. “Demek ki ‘ruhsuz’ dediğimiz insanlar, aslında insanoğlunun en bilinçli varlıklarıymış.” Yok, “’ruhsuz’ dediğimiz insanlar,” bizim anladığımız ruhsuz dediğimiz insanlar, en bilinçli varlık olsa, Cehennem’in ortasında sonsuza kadar yanmazlardı. Demek ki, Allah’ın dediği doğru. Yani “gözleri vardır, görmez. Kulakları vardır, işitmez” değil mi? “Kalp gözleri de kördür, onları siz canlı zannedersiniz, onlar ölüdürler” diyor Allah ve anlamazlar, ölüdürler diyor. Ama Cehennem’in ortasında bunlar. Dolayısıyla en bilinçli varlık olsa, sonsuza kadar o azap çekmeyeceği de belli, inşaAllah. O sorsun biz cevaplarız evvelAllah, inşaAllah. Ama Ahmet Hakan’la görüşmesin, hiç tavsiye etmem...
Ses kasetleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler