Adnan Oktar’ın 14 Haziran 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bir kere bana ne Hıristiyan düşmanlığı, ne Musevi düşmanlığını kimse enjekte edemez. Yani bana böyle bir düşünceyi veremez. Böyle bir şey olamaz. Ben onların tamamını Allah’ın bize emaneti olarak görüyorum. Bütün Musevileri ve bütün Hıristiyanları, Ehl-i Kitabı. Allah’a inanan, ‘Allah birdir’ diyen bütün Ehl-i Kitabı Allah’ın bizlere emaneti olarak görüyorum ve bütün mümin kardeşlerimizi. Ben bütün Müslümanların bir kere birleşmesini istiyorum, bir. Türk-İslam Birliği oluşmasını, Türklük aleminin tamamının tek vücut olmasını ve kardeş olmasını. Yani bu fitnenin, kargaşanın, birbirini yeme mantığının ortadan kalkması. İkincisi; öyle bir süper güç olacak ki mesela; diyecek ki Doğu Türkistan konusunda Çin’e; “gerek var mıydı, Doğu Türkistan’ı böyle özerk cumhuriyet halinde tutmanıza? Biz özerk cumhuriyet olarak kabul etmiyoruz. Özgür bir cumhuriyet olarak kabul ediyoruz. Siz de düzeltin düşüncenizi.” Yani resmi olarak, değil mi? “Özgür bir cumhuriyet olduğunu vurgulayın. Bağımsız bir devlettir. Bağımsız devlet olduğunu vurgulayın” deriz. Yani “bunu bize mümkünse 12 saat içerisinde bildirirseniz,” bu yazıyı, değil mi? “Memnun oluruz. Teşekkür ederiz” deriz. 12 saat. Hemen o yazı gelecektir bize, kısa sürede. Bu kadar. Yani açarız Doğu Türkistan’ın kapısını yani sormaya dahi gerek yok. Gürül gürül içeri gireriz. Otururuz yani. Doğu Türkistan’ın kapısını açarız, değil mi? Yani biz Çin’e sormayız; “arkadaş açalım mı kapısını, ne yapacağız?” falan demeyiz. Doğrudan açarız, doğrudan gireriz. Bacak bacak üstüne atar adam, orada insanlar; yemeğini yer, işine gücüne bakar. Ama sadece Çin’e deriz ki; “senin resmi evraklarında bu böyle görünüyor, ayıp, bunu düzelt” deriz. Bu kadar basit. Değil mi? Filistin’de İsrail’i tam sağlam bir güvence içine alırız. O topraklar onların, otursunlar. Hiç sorun değil. “Tamamen güvenlik içindesin” deriz. Bütün duvarları yıkarız. “İstediğiniz gibi ibadetinizi yapın. İstediğiniz gibi rahat edin. Huzur içinde olun. Ama adam öldürmek yok arkadaşım” deriz. Yani şehit etmek yok. “Sakın ha” deriz. “Zaten böyle bir konunun gerekçesi yok. Sizde sakın böyle bir konuya iştahlanmayın.” Konu olmaz. Ateist siyonist arkadaşları ayırırız şöyle; “sakın, bak nezaketli olacaksınız, bir daha sakın böyle bir şey olmasın” deriz, değil mi? Ve “mümkün mertebe bilginiz arttırın, siz de dindar olun.” Dindar Musevi olmalarını, gerçek Musevi olsunlar, inşaAllah, tavsiye ederiz. Yani Muhammedi Musevi, önce Muhammedi olacak sonra Musevi olacak. Kıyamete kadar baki olsunlar. Çoluğu çocuğu bereket içinde olsun. Devletleri huzur içinde olsun. Zengin olsunlar. Rahat yaşasınlar ama bunu onlara Kral Mesih, Mehdi (a.s.) sağlayacaktır. Kendileri o toprak parçasının dışına çıkamazlar. Sürekli ezilirler ve azap çekerler. Başka türlü olmaz bu, mümkün değil. Çünkü Allah’ın kanuna aykırı hareket etmiş oluyorlar. Allah Kral Mesih’i niçin belirtmiş Tevrat’ta o zaman. Madem önemsiz, madem sadece duada anılacak, madem pratikte hiçbir zaman karşılaşmayacağı bir insansa Kral Mesih, niçin duası ediliyor o zaman? Demek ki pratikte karşılaşılacak olacak bir olay...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler