ADNAN OKTAR:... Darwinizme karşı mücadelede ben kardeşlerime, bizi dinleyenlere de bunu söylüyorum; her evi üniversite, okul haline getirsinler, her evi. Mesela burası stüdyo değil mi? Bak burada evrimle ilgili kitaplar var. Evrimin geçersizliğini anlatan kitaplar var. Gelenlere hediye ediyoruz, anlatıyoruz. Mesela bir nevi üniversite gibi olmuş oluyor, okul. Her evi öyle yapmak lazım. Her yeri öyle yapmak lazım. Diyor ki mesela; “benim küçücük gecekondum var, ne yapacağım ben?” Tamam, gecekondunun bir köşesine bir tane evrimle ilgili, küçük, en küçüğünden bir kitap olmuş olsa orası okul olmuş olur. Evrimle ilgili mesela bir yazı. “Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır.” Bazen duvarları süslüyor ya çocuklar, gençler. Yazarsın, duvarına koyarsın. Arkadaşların geldiğinde onu okur. “Bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi imkansızdır.” O kadar. “Bu evrimin açmazıdır.” Süsleme de bir şey, değil mi? Mesela “350 milyon fosil vardır, hepsi yaratılışı ispat eder.” Mesela bir fotoğrafı var, arkadaşına fotoğrafını verecek, arkasına küçük pul gibi bir şey, bir yazı, evrimin olmasının imkansızlığı ile ilgili kısa bir yazı. Adam onu ömür boyu saklayacaktır. Ömür boyu o yazıyı okur. O zincirleme binlerce insana ulaşır. Ne olacak ondan dememek lazım. Veyahut arabasının arkasına mesela küçük bir yazı koyabilir, ufak. Çok küçük, şu kadar. Yani yanına gelince okunacak gibi de olabilir. Bu evrimin ciğerine ciğerine vurmadır. Çünkü evrim düşüncesi yani deccaliyetin dünyaya hakimiyeti 150 yıl sürdü. Yani 150 yıl insanların beynini böyle gergef gibi işlediler ve kromozomlarına işlediler adeta. Dolayısıyla bu telkinin kalkması için karşı telkinin de ısrarlı, kararlı devam etmesi gerekiyor. Muntazam devam etmesi gerekiyor. Yani bir kısa dönem değildir bu. Mesela başka neler yapabilirler? Düşüneyim.
OKTAR BABUNA:Siz şey demiştiniz Hocam; “her mahallede bir tane Yaratılış Atlası olsa, o mahalleye giremez. Bütün mahallelerde olsa Türkiye’ye giremez” demiştiniz inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Mesela kahvehane, kahvehanenin müşterilerine diyecekler arkadaşlar biz bir tane Yaratılış Atlası alacağız. Kahvehanede dursun bir tane. “Herkes 5 lira versin” der, değil mi? Toplar.
OKTAR BABUNA:O kadar bile değil Hocam, 20 lira toplam maliyeti.
ADNAN OKTAR:20 lira, tamam. Bak 4 arkadaş alabiliyorlar demek ki. 20 arkadaş olsa 1’er lira vermiş olsa yine alırlar. Ne güzel. Kahvehanede başköşeye koyarsınız. Acayip netice alınır, acayip. Çünkü evrime vuruş ve bu konuların anlatılması öyle kısa sürecek bir şey değil yani. Yaklaşık 10 yıl daha devam edeceğiz ama tabii 10 yıl o kadar sürmez de fakat yine de bir 7 yıl şey yapar. Ama 10 yıl net olsun diye söylüyorum. Onun için kardeşlerimizin her fırsatı değerlendirmeleri gerekiyor. Daha her yerde böyle kangren olmuş noktalar var. Mesela topluluklar oluyor bilmem ne mezunları derneği üyeleri mesela. Adamlar kapalı bir toplum, başka kitap okumazlar, başka bir şey konuşmazlar, kendi aralarında konuşuyorlar. Kendi aralarında tanışıyorlar, kendi fikirleri içerisinde adeta kavrulmuşlar böyle. Kangren olmuşlar. Onların açılması için onları mutlaka karşılaştıkları yerlere bunların koyulması gerekiyor. Mesela adam indi aşağıya, arabasına gidiyor, öbür arabanın camında bir yazı, küçük. Mesela siyah üzerine beyaz yazılmış. “Evrim bir aldatmacadır. Öğrenmek istiyorsanız şu adrese girin”. Değil mi? Mesela o kadar. “Evrim bir aldatmacadır, şu adrese girin” veyahut “evrime inananlar şu adrese bir girseniz iyi olur, tavsiye ederim.” Değil mi? O kadar, şu kadarcık bir şey, ufak. Kendi el yazısıyla da yazabilir. Kağıtla asar. Çok şiddetli etki eder bu. Adamın aklından çıkmaz o. Şimdi adam mesela der ki; “ben şimdi bunu okursam, benim evrime olan inancımı kaybederim. Ben en iyisi bunu okumayayım” dedi, değil mi? Adamı kazandın işte bitti. Yani korkup çekinip, o siteye girmezse o, o tamamdır o adam. Onu kazandın demektir. Çünkü o fikirden korkuyorsa, yıkılacağına inanıyorsa zaten çok çürük bir zemindir o. Yani değil mi? Bir Müslüman’da da düşünün, adam ben bunu okumayayım, dinsiz olurum diyorsa, zaten bir nevi dinsiz olmuştur o. O kadar kendine güvenemiyorsa, imanına güvenemiyorsa bir nevi dinsiz olmuş oluyor. Hastadır yani adam. Karşı taraf için de bu aynısıdır. Müslüman nasıl imanını muhafaza için gayret ediyorsa, karşı taraf da küfür imanı için muhafaza eder. Onlarda toplanarak birbirlerini ikna ederek o dinde kalmaya çalışırlar, Darwinistler. Yani her an dine geçme eğiliminde olur Darwinistler. Ama birbirlerini telkin ederek ayakta tutarlar. Birbirlerine sürekli destek verirler. Müslümanlarda da bu böyledir. Mesela camide de herkes dinden, imandan bahseder, iman hakikati anlatırlar. Topluluk halinde din muhafaza ediliyor genellikle, değil mi? İnsanlar kendilerini topluluk halinde koruyorlar. Karşı taraf da kendini topluluk halinde koruyor. Ama arada böyle perdeler oluştu. O perdeleri böyle yıkabiliriz. Bağlantılar olabilir. Ama bazı insanlar da tek başına ordudur. Dünyaya meydan okur. Mesela Mehdi (a.s.), mesela Hz. İsa Mesih (a.s.), mesela Hz. Muhammed (s.a.v.) en başta, Hz. İbrahim (a.s.). Ne diyor Cenab-ı Allah? “O tek başına bir ümmetti” diyor. Tek başına ordu yani inşaAllah. Bütün küfür bir araya gelse hiç etkilenmez, inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler