Adnan Oktar’ın 30 Nisan 2010 tarihli HarunYahya.TV’deki canlı röportajından
ADNAN OKTAR: Mehdiyet devrinde insanların beyinleri berrak hale gelecek. Bir kere psikolojik mükemmel bir tedavi olacak, toplum olduğu gibi psikolojik olarak rehabilite edilecek. İnsanlarda ruh hastalığı kalmayacak, psikolojik bozukluklar kalmıyor, Mehdi (a.s.), bütün dünyayı tedavi edecektir. Korku hastalığından kurtaracaktır onları, vesvese hastalığından kurtaracaktır, gelecek korkusundan kurtaracaktır ki çok dehşetli bir beladır gelecek korkusu, tevekkülsüzlük korkusunun acısından kurtaracaktır. Buna benzer yüzlerce psikolojik bozukluktan kurtaracaktır.
Çok sağlam beyinler elde edecektir bir kere. Böyle sevgiyi, dostluğu çok sağlam elde edebilecek beyinler. Sonra bu beyinleri sanata ve bilime yönlendirecek ve bunun sonucunda da mükemmel bir sanat, mükemmel bilim ve mükemmel bir konfor ve modernlik meydana gelecek. Evlerin en güzeli, sokakların bahçelerin en güzeli, kıyafetlerin en güzeli. Mesela şimdi gençler çok güzel giyindiklerini düşünüyorlar, Mehdi (a.s.) devrinde gerçek güzel kıyafeti görmüş olacaklar. Çünkü Bediüzzaman diyor, “sanatın da üstadıdır” diyor, Mehdi (a.s.) için, sanatın üstadı. “Sanat, marifet ve ittifak” diyor zaten, “silahlarımız” diyor. Ama tabii onu anlamazlıktan geliyorlar, “zanaat demek istiyor” diyorlar. Zanaat demiyor Said Nursi, Türkçe’yi çok iyi biliyor “sanat, marifet ve ittifak” diyor, çok net. Marifet nedir? Bir insanın marifetli olması nedir? Yetenek, üstünlük, güç. Tabii. Bir kere mekanların çok güzel olması, sokakların güzel olması, caddelerin, evlerin güzel olması ve tertemiz olması, düzgün ve düzenli olması bile ruhlarda müthiş bir ferahlık meydana getirecektir.
İnsanların psikolojik olarak dengeli olması, mesela dışarıdaki her insana güvenebileceksiniz. Yani konuşmasına, üslubuna, kişiliğine, şahsiyetine güveneceksiniz. Eğlencenin en güzeli olacak, gençler zannediyorlar ki eğlenemeyeceğiz zannediyorlar. En mükemmel eğlenceyi onlar yaşayacaklar, yaşlı da eğlenecek, genç de eğlenecek, ama Allah’la iç içe. Allah’ı kalplerinde yoğun olarak yaşayarak, Allah’ın varlığını kalplerinde yoğun olarak yaşatarak, Allah’a yakın muhabbetle bir bunu elde edecekler inşaAllah. Dolayısıyla Allah aşkıyla eğlenmek ayrıdır, neşe ayrıdır; Allah’ı unutmuş eğlenme ayrıdır. Allah’ı bilen eğlenme olacak.
En güzel renkler, en güzel biçimler, en güzel sesler, en güzel yapılar, en güzel hitabet, en güzel konuşma, herşeyin en güzeli hedeflenecektir. Mehdiyet’te hedef zaten, en güzeldir. Güzel değildir sadece bakın, en güzel. Mesela cadde, en güzeli; konuşma, en güzeli; üslup, en güzeli; kıyafet, en güzeli. Çünkü hep “en”de Allah’ın rızası vardır. Mesela burayı güzelleştirdik, değil mi? En güzel yaparsak Allah’ın rızasına uygun hareket ederiz. En güzel sözü kullanırsak Allah’ın rızasına uygun hareket ederiz. Çünkü Kuran’da bakın, Allah güzel demiyor, “en güzeline uyarlar.” diyor Allah. Allah’ın rızasında da en güzeline uymak vardır.
Dolayısıyla radyoyu açan neşe bulacaktır, televizyonu açan neşe bulacaktır, televizyonu açanın içi kararmayacak Mehdiyet devrinde. Sokağa çıkan içi kararmayacak, bu saatte dışarı çıkılmaz çok tehlikeli demeyecek. Gecenin ikisinde elini kolunu sallayarak cıvıl cıvıl bir dünyanın içerisine girecek. Mehdiyet devrinde yirmi dört saat hayat olacak, yirmi dört saat. Sırf gündüz değil. Gece hayat duruyor, değil mi? Halbuki bir de gece hayatı da vardır İslam’da, değil mi? Peygamberimiz (s.a.v)’e diyor Allah, “gece kalk” diyor. “Gece neşesi” diyor Allah, “gece neşesi daha güzeldir” diyor, “daha iyidir” diyor Allah, anlayış ve berraklık açısından. Kimi insanlar da geceyi kullanacaktır, kimisi gündüzü de kullanacaktır. Gece bir ölüm gibi olmayacak inşaAllah.
Ama tabii bunları saymaya kalksak, anlatmaya kalksak, sabaha kadar bitmez. Hıristiyanlar, Museviler, Müslümanlar, Kuran’ı sevmiş olmanın, Kuran’a bağlanmış olmanın huzurunu yaşayacaklar. Daha önceki o vicdani rahatsızlık üzerlerinden gidecek. Birçok Hıristiyan’ın aslında gözü Kuran’da kaldı, Kuran’ın haklı olduğunu hissediyorlar ama vicdan azabı çekiyorlar. Hz. İsa (a.s.)’ya karşı ihanet edeceklerini düşünüyorlar, o yüzden Kuran’a yanaşamıyorlar. Ama Kuran’ı her okuyan Kuran’a aşık oluyor aslında. Hep gönlü Kuran’da kalır. Mesela geçende buraya gelen Musevi genç de öyle, gönlü Kuran’da kalmış. Değil mi? Sarık takmış, Müslümanlar gibi kıyafet giyinmiş, hanımı başını örtmüş ama yine tabii kendince, kendi mantıklarında örtmüşler, derli toplu. Baktım İslam’a ve Kuran’a karşı müthiş bir iştiyak var içlerinde. Ama çekiniyorlar, Museviliği de tam bırakamıyor.
Halbuki Kuran’a tam tabi olsa, Musevi olsun zaten. Musevi olmasında bir mahsur yok ki. Kuran’a tam tabi olacak. Biz de Museviyiz o anlamda, ben onu tam anlatamamış olabilirim. Biz de İseviyiz, Hz. İsa (a.s.) ne diyorsa Kuran’da hepsini biz uyguluyoruz, Hz. Musa (a.s.)’nın dediklerine biz –haşa- hayır der miyiz? Ne diyorsa Kuran’da hepsini uyguluyoruz, Museviyiz o yönden. Hz. İbrahim (a.s.)’in dediklerine ne diyoruz biz? Aşkla kabul ediyoruz. İbrahimiyiz o yönüyle, Nuhiyiz Hz. Nuh (a.s.) ne diyorsa kabul ediyoruz. Dolayısıyla geçmiş bütün Peygamberleri kabul etmek ne demektir? Onların dediklerine Kuran’daki bütün dediklerine uymak demektir. Kuran’la onların bize ne dediklerini, onlara gelen vahyi bize bildirmiş Allah. Dolayısıyla o yönüyle, tam anlamıyla ittiba olmuş oluyor. Vicdanen de rahatsız olacakları hiçbir şey kalmamış oluyor. Çünkü Hz. İsa (a.s.)‘ya ihanet değil, o Hz. İsa (a.s.)’ya hakkı ile bağlılıktır o, hakkıyla muhabbettir, tam doğrusunu yapmış oluyorlar o zaman.
OKTAR BABUNA:Siz gerçi anlatmıştınız Hocam ama inşaAllah, Hz. İsa (a.s.) geldiği dönemde Mehdi (a.s.)’nin bir dönem İncil’le hükmedeceği, aslı ile hükmedeceği bir dönem olduğunu söylemiştiniz. O Hz. İsa (a.s.)’nın ortaya çıkışından önceki bir dönem şeklinde mi oluyor?
ADNAN OKTAR:Ben şunu söyleyeyim, Hz. İsa (a.s.) aslında Peygamberimiz (s.a.v.)’in ümmeti olmak için geliyor, bir. İkincisi, Mehdi (a.s.)’yi onore etmek için geliyor. Çünkü, onun veziri olacak, çok önemli bir şey bu, güzellik. Onu tasdik için geliyor. Zaten onu İncil’de müjdeliyor, Mehdi (a.s.)’yi “Ahmed isimli bir elçinin de müjdecisiyim” diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e bakmak ile beraber aynı zamanda, aynı zamanda Mehdi (a.s.)’ye bakan bir izah o. Çünkü Mehdi (a.s.)’nin de Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından ona verilen isim Ahmed’dir, hadislerde verilen ismi Ahmed’tir. Ama gerçek ismini Peygamberimiz (s.a.v.) gizlemiştir. Hz. Ali (r.a.)’ye söylüyor, sır olarak söylüyor, “söyleme” diyor, “zamanı gelince ortaya çıkacak,” diyor Hz. Ali (r.a.), “gerçek ismi”. Kendi, anneden babadan gelen ismi ayrıdır, dolayısıyla o müjdelediği Ahmed’le de karşılaşmış olacak, değil mi?
Hatta Deccal diyor, uzaktan beyaz bir evi gösteriyor, köşkü, “bakın, işte bu Ahmed’in Mescidi’dir” diyor. Bu aynı zamanda Mehdi (a.s.)’ye bakan da bir hadistir, Mehdi (a.s.)’nin evini de işaret eden bir hadistir, inşaAllah. Dolayısıyla Hz. İsa (a.s.) geldiğinde zaten Darwinizm, materyalizm yerle bir olmuş oluyor. Mesih-deccali de tepeliyor zaten Mehdi (a.s.). Fakat son adını koyduruyor Hz. İsa (a.s.)’ya, son darbeyi vurmak üzere gelecektir Hz. İsa (a.s.). Yoksa en başından başlayacak değil. Ama siyasi faaliyeti tabii çok önemlidir Hz. İsa (a.s.)’nın. O çok dev bir faaliyet, büyük bir faaliyettir, dünya çapında. Çünkü siyasi faaliyet pek gözle görülmeyen, ama batınında, derininde, büyük bir harekettir. Hz. Hızır (a.s.)’ın da yönlendirdiği bir harekettir. Çünkü Hz. Hızır (a.s.)’ı onlar, namaz kılmadığını görünce dinsiz zannediyorlar. Anlamıyorlar, Hz. Hızır (a.s.)’ın öyle bir elastikiyeti var. Mesela gidiyor, şeriata bağlı değil, Kuran’a bağlı değil Hz. Hızır (a.s.). Kuran’daki hükümler onu bağlayıcı değil. O, kendi şeriatına göre hareket ediyor, Allah’ın ona verdiği bir şeriat var onun için. Onun için onu gören, mesela namaz kılmadığını görünce dinsiz zannedebilirler. Halbuki kendi şeriatıyla hareket ediyor. Ona da, dolayısıyla birçok yere sızma, birçok yere girme imkanını vermiş oluyor, Allah ona öyle bir güç vermiş oluyor.
Web siteleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler