Adnan Oktar’ın 28 Temmuz 2010 tarihli Samsun Aks ve Kaçkar TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bak diyor ki Bediüzzaman; “aynen öyle de; Büyük Deccal, şeytanın iğvası ve hükmü ile insanların rabıtalarını” yani manevi güçlerini; sevgi, şefkat, merhamet, dostluk, arkadaşlık gibi güzel hasletlerini, “bozarak,” dine zarar vererek; Darwinizmi, materyalizmi anlatarak, materyalist sistemi oturtarak. Bak ne diyor; “bozarak,” düzenleri bozarak, “anarşistliğe,” 50 sene önce söylüyor bunu, “anaşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder.” Bugünkü işte PKK hareketi. Buna “zemin ihsan eder” diyor. “Ve İslam deccali süfyan dahi İslam’ın bir kısım hükümlerini şeytanın desteği ile kaldırır” diyor. Hafız Esad’a dikkat çekiyor. “Hayat-ı beşeriyenin,” bakın çok önemli, “hayat-ı beşeriyenin,” sosyal hayatın, “maddi ve manevi rabıtalarını bozarak” yani bizi birbirimize bağlayan manevi güzellikleri, şefkat, sevgi, dostluk gibi bağları bozarak, dikkat edin; “serkeş,” asi, dik başlı, “sarhoş ve sersem nefisleri,” sokakta kepazelik çıkaran it kopuk takımı var ya görüyorsunuz, sel gibi kan döküyor, kardeş kanı döküyor. “Sarhoş,” kelimeye dikkat et, “sarhoş ve sersem,” psikopat yani, “nefisleri başıboş bırakarak,” kontrolsüz bırakarak, alın birbirinizi kırın, ne yapıyorsanız yapın diyerek, “hürmet ve merhamet” mesela biz size hürmet ediyoruz, seviyoruz, değil mi? “Bunu kaldırır” diyor ve “merhamet, acıma hissini kaldırır” diyor. “Merhamet gibi nurani zincirleri çözer. çözer; “hevesat-ı müteaffine (çirkin hevesler) bataklığında,” bak birbirine saldırmak için, birbirini kırıp geçirmek için, “cebrî (zoraki) bir serbestiyet,” “kırın birbirinizi, sistem meydana getirir” diyor. “ayn-ı istibdad (baskıcı) bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki,” önümüzdeki günlerde bunları göreceksiniz, bu yayılacak; bütün Orta Doğu’da da yayılacak; Allah vermesin, Türkiye’de de yayılacak, “o vakit, o insanlar gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz.” Ancak sıkıyönetim ile idare edilebilirler, diyor. Ama Mehdiyet devri olduğu için sıkıyönetim olmayacak. Yani bir evvelki şey, mesela 12 Eylül’de, 12 Mart’ta ancak sıkıyönetim ile idare edilecek hala geldi millet, gördünüz. Tek çözüm sıkıyönetim dediler. Kenan Evren Paşa çıktı, bu şekilde dedi. Bak “gayet şiddetli” diyor. Normal bir istibdad demiyor, “gayet şiddetli bir istibdaddan başka zabt altına alınamaz” diyor. Kontrol altına alınamaz. İstibdad yani baskı sistemi. Şimdi kardeşim, sen bunu cayır cayır yaşıyorsan ve bu tırmanıyorsa, kardeş kardeşi boğuyorsa, sokakta çatışmalar gelişmeye başladıysa, deccal sana anlatmıyor mu kendini? Sen istediğin kadar anlamazdan gel. Her gün cenazelere, tabutlara anneler sarılarak feryat figan ağlıyor mu? Deccal sana kendini gösteriyor mu, göstermiyor mu şu an? Gösteriyor, değil mi? Her gün şehit evlerinden feryat göklere yükseliyor mu? Yükseliyor, değil mi? Mehmetçiği kan revan içinde bırakıyorlar mı? İşte bunun adına deccaliyet denir. Deccaliyet varsa karşısında Mehdiyet vardır. Yani tek çözümdür. Deccaliyete karşı, hiçbir çözüm bulunamaz başka. Yani hiçbir sistem ile durduramazsın. Deccaliyet ayrı bir şeydir. Ayrıca süfyaniyetin devreye girdiği bölgedeyiz biz. Hem deccaliyet, hem süfyanın etkisindeyiz biz, memleket olarak. Hafız Esad’ın başını çektiği o kan dökücü süfyan sistemi ve Darwin’in başını çektiği Darwinist, materyalist deccaliyet sistemi. Bunlar insanlar istese de, istemese de bütün gününü alıyor insanların. Ekonomik krizle de gününü alıyor. Adam gidip pazarda marulu yerden seçtiğinde işte deccal onun ensesine çökmüş. Onu ekonomik krizin içerisine sokmuş ve perişan etmiş işte. Çünkü deccaliyetin vasfı budur, ekonomik kriz meydana getirir. Diyor ki bak; “dostlarını ziyafetin başına alır” diyor. “Ama karşıtlarını ekonomik krizle ezer” diyor, “perişan eder” diyor. “Fakirliğin içine sokar” diyor. Sistem şu anda çalışıyor mu, çalışmıyor mu? Deccalin eline insanlar düştü. Deccalin elinden işte Mehdiyet kurtarıyor. Ekonomik refah ve anarşi ve terörü durdurmayı; sevgi, merhamet, şefkat, dostluk, aşkı ve tutkuyu öğretiyor Mehdiyet ile. Buna karşı bir karşı harekettir. Bak korkudan insanlar tir tir titriyorlar. Deccaliyetin etkisi ile. Yalnız başına bir genç kızın bir yerden bir yere gitmesi adeta mümkün değil. Can korkusunu yaşıyor artık. Laf atmak falan şurada dursun can korkusu içindeler. Başına bir şey gelecek diye. Mesela çocuğu gidiyor adam her gün; “dönecek mi acaba?” diyor. Her gün, dönecek mi? Telefon ile on dakikada bir soruyor; “oğlum ne yaptın? Kızım ne yaptın?” On beş dakika da bir. Mehdiyet’te telefon ile soru sormak yok. Bitti. Yayla gibi, püfür püfür. “Ta Şam’a kadar tek başına kadın gider, hiçbir zorluk ile karşılaşmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Mümkün değil. Bak korku dağları bekliyor. Ben bir genç kız görüp de neşeli, mutlu bir tane genç kız görmedim şu ana kadar dışarıda tanıştıklarımdan. Ama tek bir tane. Korkuyu yaşamayan, mutlu olan, kafası dinç, ferah, geleceğinden ümitli, umutlu ben görmedim. Hep korku, hep tedirginlik. Bu işte deccaliyetin marifetidir. Darwinizmin, materyalizmin ve Arap sosyalizm başı olan Hafız-ı Esad’dan kaynaklanan süfyaniyet hareketinin neticesidir. Süfyan İslam alemini perişan etti. Oktarım anlattıklarıma ne diyorsun?
OKTAR BABUNA:Tamamen haklısınız Hocam. Dediğiniz gibi o zaten kendini gösterdiği için Mehdiyet de zaten oradan mecburen ortaya çıkıyor ve gösteriyor zaten, maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Süfyaniyet pek acımasız bir sistemdir. İslam alemi içerinde tezahür edecektir. “Birinci senesi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), “birinci senesi 300 yıl gibidir” diyor. “Muazzam tahribat yapar” diyor, ilk döneminde. “İkinci dönemi daha kısadır” diyor. Mesela 100 yılda yapacak tahribatı yapar. Üçüncü dönemi daha kısalıp, son döneminde; “durumu muhafazaya çalışır, artık ölür” diyor. Oktarım, son dönemindeyiz.
OKTAR BABUNA:Elhamdülillah. İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Bediüzzaman ilk döneminde geldi. Süfyaniyet bütün şiddeti ile ortadaydı, deccaliyet. Sadece ona karşı dikkat çekti Bediüzzaman. O kadar. Mehdi (a.s.)’ye bıraktı deccaliyeti ve süfyaniyeti. Her ikisini de tepeleyip yerle bir edecek olan Mehdiyettir. İşte son dönemi dediği o Bediüzzaman’ın. Normalde son dönemi en azgın dönemi olması gerekir. Çünkü bir adam doğdu mu; büyür, gelişir, dev gibi olur. Deccalde öyle olmuyor. Adam doğuyor, büyüyor, gelişiyor, dev gibi oluyor; Mehdi (a.s.)’nin eline bir veriyorlar, koydu mu oturtuyor. Adam böyle Kayseri pestili gibi oluyor. Anlaşıldı mı? Yerinden bir daha da kalkamıyor. Onun için işte son döneminde gelen kişi Mehdi (a.s.)’dir. Son döneminde durumu muhafaza etmesinin sebebi odur. Ölümünün sebebi de Mehdi (a.s.)’dir. Durumu muhafaza etmesinin sebebi de Mehdi (a.s.)’dir. Yoksa o böyle kudurmuş köpek gibi yayılır ve bütün Müslümanları yok edecekti. Hepsini yok edecekti. Müslüman diye bir şey bırakmayacaktı....
...
ALTUĞ BERKER: ... Hz. Adem (a.s.)’i yaratmış olduğu günden bu yana deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.”
ADNAN OKTAR:Şimdi bak o arkadaş, bana uzun uzun yazan kardeşimiz, bak bu konuyu iyi anlasın. Bir daha söyle.
ALTUĞ BERKER:“Allah Hz. Adem (a.s.)’i yaratmış olduğu günden bu yana deccalin fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.”
ADNAN OKTAR:Kardeşim şimdi sen en büyük fitnenin içerisindesin, gelmiş geçmiş en büyük fitnenin ve gelmiş geçmiş en büyük kurtuluş da Mehdiyettir. Karşıt hareketler. Şimdi en büyük fitneyi ortadan kaldıran hareket nedir? En büyük kurtuluş hareketedir. Peygamberimiz (s.a.v)’in kumandanı olarak Mehdi (a.s.) ortaya çıkacak, Resulullah (s.a.v.)’ın manevi kumandasında, onun emri ile; o emrettiği için çıkıyor zaten Mehdi (a.s.), Allah’ın dilemesi ile. Cenab-ı Allah Mehdi (a.s.)’yi gönderiyor, fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in kumandasındadır Mehdi (a.s.). Ne yapacağını, ne edeceğini çok detaylı anlatmıştır Peygamberimiz (s.a.v).
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...