Adnan Oktar’ın 6 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR:Sen öldüğünde baban kalıyor, kardeşi de kalıyor, karısı da kalıyor, ticarethane de kalıyor. Bilgisayarı masanın üzerinde, ayakkabıları kapıda, ceketler gardolapta, değil mi? Arkadaşları denizde kurbağalama yüzmeye devam ediyorlar. Önce morgda bekliyor bir akşam, buzdolabında. Ertesi gün bir yıkıyorlar; ağzını, çeneyi alttan bağlıyorlar. Ayak parmaklarını uçtan bağlıyorlar gazlı bezle. İşte kefenle de sarıyorlar. Toprağı, az da değil en az 2 metre falan kazılıyor. Hatta daha da derin. “Hadi Bismillah” deyip hep beraber aşağıya doğru sarkıtıyorlar, bırakıyorlar. Küt toprağa değiyor. “Hadi bakalım, Bismillah, kapatalım” diyorlar. Herkes kürekle ne kadar toprak varsa üzerine doğru atmaya başlıyorlar toprağı. Yığıyor, yığıyor, yığıyor, 2 metre toprakla tamamen dolduktan sonra kürekle de şöyle bir düzeltiyorlar. “Hadi bize müsaade” diyorlar. Şimdi eşin dışarıda bekliyor, evde. Babası da evde, çocuklar da evdeler, arabası kapıda duruyor. Ama hazret toprağın altında. Şimdi kıpırdayacak 2 metre toprak dolu, altında; ışık da yok, karanlıkta. Ruhu orada durur bir süre. Gidemez ruhu. Onu tadacak orada inşaAllah, görecek. Arkadaşları Facebook’ta birbirine haber veriyor, falanca ölmüş diye. Ölmüşü de “ölmüş,” o kadar. Mesela “vay beeee” diyor, uzatıyor internet diliyle veya “vays.” Şimdi o vays diyen bir de arkasından o ölüyor. Ona da bir vays çekiyorlar zincirleme vayslar böyle devam ediyor. Ve hepsinin bilgisayarı orda kalıyor, çanağı çömleği orada kalıyor, ayakkabıları, işte çeşitli türdeki ayakkabıları, “bunu eskiciye mi versek, birine mi dağıtsak” falan diyorlar. “Sevabına birisine verelim” diyorlar. Gömlekleri, kalemleri masasında, hatta bazen yemek tabağı bile, yemek yarım kalmış, apar topar götürüyorlar, enfarktüs geçiriyor yemekte kalıyor öyle. Düğünden, denizden çok adam getiriyorlar Bodrum’dan, Kuşadasın’dan, Köyceğizden hepsinden yani inşaAllah. “Hadi bakalım” diyorlar, arabaya koyup götürüyorlar ama orada disko havası yine devam ediyor. Birer birer, ertesi gün bir başka dans eden, ertesi gün denizde sörf yapan, ertesi gün kebapçıda köftesini yiyen, sırayla gidiyor. Köfteci dükkanı açık kalıyor ama onlar toprağın altında oluyor, köfte falan yiyemez bir daha. Facebook’ta da dalga geçemez bir daha. Arkadaşlarıyla masa kurup eğlenemez. Ne kadar bekleyecek biliyor musun? Kıyamete kadar bekleyecek böyle. Hiç kıpırdamadan. Yavaş yavaş böyle. Diyorlar ki işte; “amma gözler, masmavi gözler.” Böyle bazen kızlar oluyor, “paşalara layık” diyor, “doktorlara layık” diyor. Hatta artistlik teklif ediyorlar, “sen iyi artist olursun” diyorlar. “O zaman çok dehşettin sen” diyorlar, "buna artistlik de teklif edildi, öyle mi?” diyorlar, “dehşet bir şey bu” diyor. “Bir azamet daha, seni başrol oyuncusu yapacağız” diyor. Halbuki ne kadar çok başrol oyuncusu şu an toprağın altında, kemikleri kalmadı. Anasına, babasına da artık tepeden bakmaya başlıyor. Çünkü orada bir anda kendini kaybediyor. Ne oldum delisi oluyor, enaniyeti depreşiyor. Veya işte, “birinci oldun” diyorlar, “şampiyon sensin, senin üzerine yok, en büyük sensin.” Nice şampiyonlar toprağın altında, unutuyorlar. “Gözlere bak, gözlere” diyor. Gözler jöle olup, su oluyor, su. Toprağa akıyor. “Hani o mavi gözler, bakayım?” “Vay be boya, posa bak be” diyor. 1.75’lik kemikler böyle diziliyor. Adli Tıp bazen açıyor; “1.75 boyunda olduğu anlaşıldı kişinin” diyor. Kemik yapısından anlaşılıyor yani. Uzun boyu da yiyor toprak. “Burnu hokka gibi” diyor. Hokka gibiyi dinlemez toprak; paramparça eder, düşürür. Sonra da sırıtır gibi görünen bir kafatası kalır, inşaAllah. Bir garip görünüş yani, inşaAllah. Hani o parfümlerin, toprağın altında? Olabilecek en iğrenç koku orada oluşur ve bitmez tükenmez o koku. Öyle havalandırma falan da yok, penceresi de yok oranın. Ruhu da orada duracak. Manzara zifiri karanlıktır, eğer imansızsa arkadaşları artık tahmin edemeyeceği gibi tiplerdir ve gitmezler de başından, inşaAllah. Onun için samimi, aklı başında olaylara bakmak lazım Allah’tan korkup, samimi Müslüman olmak lazım...
OKTAR BABUNA:... Söylediğiniz bir film vardı Hocam, ölen ünlü artistlerin gençlik ve yaşlılık halleri, onu bulmaya çalışıyorum. Biraz önce bahsetmiştiniz inşaAllah, hepsi mezarda diye inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, öyle tipler oluyor, hiç ölmeyeceklerini zannediyor. Mesela mankenler, “senden muazzam manken olur” diyor. Bir on yıl önceki mankenlere bir bak bakayım, ne haldeler, yirmi yıl öncekilere bir bak bakayım. Kimsenin haberi bile yok unutulup gidiliyor, anında gidiyor. “İşte falanca şampiyonusun,” feşmekan, bunların hepsi anında, birkaç yıl, üç beş yılda unutulup gidiyor. Bunun yüzünden, böyle bir makam yüzünden veya herhangi dünyevi çıkar yüzünden Allah’a, Kitap’a, Kuran’a, sevdiklerine ters dönmek çok akılsızca bir hareket olur.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler