Adnan Oktar’ın 25 Temmuz 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından
ADNAN OKTAR: ...Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Hud Suresi 15 ‘’ Kim dünya hayatını ve onun çekiciliğini isterse ‘’ yani sadece dünyada yaşamayı isterse ahreti istemezse yapıp ettiklerini onlara tastamam öderiz. Yani ne istiyorlarsa veririz diyor süs, araba, canları ne istiyorsa veririm diyor Allah. ‘’ Ve onlar bunda hiçbir eksikliğe uğratılmazlar’’ hepsini alırlar diyor Allah. ‘’ İşte bunların Ahirette kendileri için ateşten başkası yoktur’’ diyor Allah. Ama başka hiçbir şey vermem Ahirette de diyor. Çünkü nankörlük yapmış oluyor. Allah’ın nimetini görecek. Bazı kıl tipler var benim tanıdıklarımdan da var. 60-65 yaşında dinsiz belli. Kafaya şapkayı geçirmiş falan. Balıklardan bahsediyor, kuşlardan bahsediyor, keyfinden bahsediyor. Bir 10 dakika ayıramıyor musun bu nasıl oldu diye. Sadece eğlencesinden bahsediyor. Ne kadar güzel diyor, besleniyoruz ne güzel balık, ne güzel ahtapot pişiriyoruz yiyoruz diyor. Gök ne güzel, dağlar ne güzel diyor. Peki, kim yarattı? O beni ilgilendirmez diyor. Boğazına tıkanır o zaman. Böyle denilir mi kardeşim. Böyle şey olur mu? Ben burada bir ziyafet vereceğim. Adam yiyip içip böyle geğirerek çekip gidecek. Adama soracaklar sana kim ziyafeti sağladı diyecekler, bana ne diyecek. Bir daha ben onu çağırır mıyım buraya. Kim çağırır öyle bir adamı. Bir nezaketi vardır bir teşekkürü vardır. Bir muhabbeti var. Nezaket? Allah bir daha çağırmam diyor o zaman. Sadece ateşi vereceğim diyor. Çağırır mı Cenab ı Allah. MaşaAllah. “Onların orada dünyada bütün istedikleri boşa çıkmıştır.’’ Bitmiş işte. Arabası öldükten sonra kapıda kalıyor arabası. Cenaze kaldırılıyor; ya diyorlar mübareğin ceketini kime verelim, pantolonu kime verelim diyorlar. Arabayı kim satacak. Evini müze yapıyor bazı kişiler de. Bana dün gösterdiler bazı ünlülerin evlerini, müze olmuş. Adamlar çoktan... Şarkıcı bir adam var. Onun evini gösteriyorlar. Bir zamanlar böyle artistlik hareket yandan pozlar, pırıl pırıl kıyafetler falan janti hareketler. Nerede adam? Duruyor evi bak. Arabaları duruyor o model, hepsi ama kendi yok ortada. Kendi nerede iki metre toprağın altında hiç kıpırdamadan yatıyor, karanlığın içinde. Arkadaşı kurtlar mikroplar, başka bir şey yok. Hayır dinsiz imansızdır demiyorum, bilmiyorum. Hrıstiyan mıdır bilmiyorum yani. Bir vaka olarak söylüyorum. İnşaAllah. Mesela genç bir kız oluyor veyahut genç delikanlı oluyor tam diskoda falan oynarken kalbi tutuyor, tak yığılıp kalıyor. Diskoda oyun devam ediyor hala, arkadaşları devam ediyorlar. O, morgda. Morgdan toprağın altına. Facebook ki arkadaşları falan kontrol ediyor yok adam ortada. Mezarın altında onlarla bağlantı da kuramıyor, kablo falan da yok, ışık da yok. Su kayağı da yapamıyor. Çıkacak ama topraktan çıkamıyor, bir yere de gidemiyor. Çıkamaz zaten de anlaşılması için diyorum. Ağzına burnuna toprak doluyor. Yiyeceği sadece topraktır. Başka bir şey yiyemez. İnşaAllah. Bol bol toprak. Diyor ya gözünü toprak doyurur insanın. Gözünü toprak dolduruyor o kadar. Bekler de bekler kıyamete kadar. Kıyamete kadar bekleyecek, kıyamette kalkacak. Böyle günde üç vakit yemek yemek, arkadaşlarla ızgara mızgara eğleniyorlar. Biralar falan havada uçuşuyor. O tek lokma yiyemez orada. Sadece toprak yiyebilir. Işığın esamesi yok. Sadece ona azab yapanların ışıklarını görebilir o kadar. Başka bir şey göremez. İnşaAllah. Ama bunu düşünmüyor tabi insanlar. Gününü gün etme peşinde. Ölümü hiç aklına getirmiyorlar. Ölüm, bir kuş için ölüm ne kadar mukadder ise bir böcek için ölüm ne kadar mukadder ise, sivrisinek için ölüm ne kadar mukadder ise bir insan için de aynı şekilde mukadderdir. Hiç ölmez havasında adamlar. Sanki çelikten yapılmış, demirden yapılmış gibi. İnsan marul gibi anında ölür. Çok zayıf bir varlıktır. Beyninde bir şey oluyor ölüyor, kalbinde bir şey oluyor ölüyor. Yani vücudun herhangi bir organındaki bozukluk bütün vücudu çökertiyor. Karaciğerinde tümör çıkıyor, vücut küt devriliyor. Gücü yetmiyor. Şu kadarcık bir pıhtı deviriyor adamı yetiyor. Veya da ufak bir pıhtı. Herkes birbirine ahireti unutturmaya çalışırsa veyahut büyük çoğunluk unutursa unutuyorlar, o zaman. Bu olmaz. Ahiret bir gerçek, Allah bir gerçek. Beynimizin içi simsiyah bir karanlık, kemikten kutu. Işığa bak beynimizin içindeki ışığa. Nasıl aydınlık değil mi kafamızın içi.
SUNUCU: Çok.
ADNAN OKTAR:Ama beynin içi kapkaranlık. Beyinde olmuyor mu bu görüntü. Bak şu kaliteye bak. Hangi televizyonda var şu kalitedeki görüntü. Hangi fabrika yapabilmiş. Beyindeki şu kadarcık et yapıyor bunu. Allah o eti vesile ediyor. Bütün dünya bir araya geldi şu kadarcık etin yaptığını yapamıyorlar daha. Şu ses kalitesine bakın. 3 boyutlu. Stereo sistemden daha gelişmiş. Hışırtı falan da yok. Ne kadarcık et yapıyor şu kadarcık et de oluyor. Değil mi en kaliteli ses cihazlarında oluşmuyor bu. Mükemmel kokuyu alıyoruz sesi duyuyoruz, düşünüyoruz, görüntüyü mükemmel alıyoruz. O küçücük mağaramızda mutlu yaşıyoruz. Adam diyor ki bana ne diyor. Sen bana ne dersen bir daha o nimeti Allah sana vermez. Madem o kadar nankörsün diyor Allah, tesadüfen yaratıldığını inandığına göre o zaman tesadüfen yaratılmış dünya nasıl olurmuş ben sana göstereyim diyor Allah. Ki tesadüfü de Allah yaratır. Yani hayalindeki dünyayı. Onunla yaşa diyor o zaman Allah. İnsan maymundan geliyor demiyor musun? Abuk subuk ağzı birbirine kaymış mutasyona uğramış adamlarla iç içe yaşayacak. Kendin mutasyona öyle demiyor muydun...
Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler