Adnan Oktar’ın 11 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Ama o devirde tabii mesela hür bırakıyorsun. Hür oluyor kişi, köle mesela hür oluyor. Üç kişi gidiyor kaçırıyor, başka yerlere götürüp köle satıyorlar hür adamı. Yeniden köle oluyor. Yine hür oluyor, mesela bir başkası hürriyetine kavuşturuyor. Bu sefer savaşta kaçırıyorlar, savaşta el koyuyorlar yine köle oluyor. Savaştan çıkıyor, yine üç beş kişi alıyor, hür yapıyorlar. Yine kaçırıyorlar, yine köle oluyor. Öyle bir dönem, öyle bir zamandı o inşaAllah. Ama Müslümanların yanına geldiğinde cariye veyahut köle, zaten tam anlamıyla hür hükmünde oluyordu. Aynı yemeği yiyor, aynı sofrada oluyor, aynı saygıyı görüyor, aynı kıyafeti giyiyor, süper rahatlar. Yani klasik köle ile uzaktan yakından alakası yok. İstediği yere gidiyor, istediğini konuşuyor. Tam anlamıyla rahat yaşıyor. Sadece Müslümanlar ona sahip çıkmış oluyor, o dönemde. Adı köleydi o zamanlar, yani Müslümanların yanında zaten kölelik kalkmıştı. Çünkü köle, küfürde nasıl oluyor köle? Dövüyor, sövüyor, aşağılıyor, en kötü yiyecekleri yediriyor. En ağır şartlarda çalıştırıyor. Sözüne itibar etmiyor, saygı duymuyor, onu gayri meşru ilişkiye sokuyor. Müslümanlıkta bunların hükmü hep açıklanmıştır, haramdır. Yediğinden yediriyor, içtiğinden içiriyor, yani tam anlamıyla hür, hüründe üstünde hatta hür bile o kadar rahat yaşayamaz. Hürden daha güzel yaşıyordu. Onun için İslamiyet’le beraber kölelik kalktı. Çünkü kölelikten kasıt, köle deyince aklımıza ne gelir bizim? Ezilen, zorlanan, hürriyeti elinden alınan, canı yanan, adam yerine konmayan, saygı duyulmayan insan akla gelir. Tamamı kalktı, tam anlamıyla saygı ve hürmet, sevgi ve şefkat geldi ve mükemmel hayat şartları geldi. Dolayısıyla diyorlar, “İslam’da kölelik vardır,” kölelik İslam geldikten sonra toptan kalktı. Azad etsen de etmesen de aynı. Mesela azadlı köleler var, yani aynısı azadlı, tam anlamıyla hürler. Tam anlamıyla mükemmel yaşıyorlar. En güzel kıyafetleri giyiyorlar, en güzel yiyecekleri yiyorlar, Müslümanlarla beraber yaşıyorlar. İnşaAllah. Onun için Hz. Hasan (a.s.)’a, Hz. Hüseyin (a.s.)’a, Peygamberimiz (s.a.v.)’e de öyle hanımlar geliyorlardı, kendilerini vakfediyorlar yani kendilerini hibe ediyorlar. “Ben seninim, sen benim velimsin” diyor. Akid oluyor, o şekilde. Yani cariyeleri o şekildeydi, bir kısmı cariyeleri. Bir kısmı da gerçekten cariyeydiler, inşaAllah. Mesela savaş sonucu gelmişler ama adı cariye, yani hükmen. Zaten takılar mükemmel, yiyecekler mükemmel, kıyafetler mükemmel, değil mi? Cariyesi, zaten göz kamaştırıcı bir güzellikte oluyordu annelerimiz mübarek. O yanlış anlaşılıyor, onu onun için düzeltmek istedim. İnşaAllah. Yani kendi isteğiyle de cariye oluyorlardı o zaman. Yani azadlı cariye deniyor. İnşaAllah. Mühim olan orada herkese şefkat ve sevgi duyulması. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’in yanına hamal olan bir kişi geliyor, sofrada Peygamberimiz (s.a.v.)’in sağında. Öbür tarafta mesela ne bileyim -toplumda değeri anlaşılmayan birçok kardeşlerimiz oluyor, her meslek esastır- faraza falanca kişinin kölesi, yahut kapıcısı diyelim kapıda görevini yapan da hizmetçisi veyahut tarladaki işçi sol tarafında o, hepsi bağdaş kuruyorlar. Peygamberimiz (s.a.v)’in kumandanı bir ileride, Peygamberimiz (s.a.v)’in kumandanları. Mesela o şehrin en zengini biraz daha ileride, sofra ortada herkes beraber. Namaz kılarken ne yapıyorlar? Hepsi kol kola omuz omuzalar yanyanalar. Kumandan, efendim işçi, biraz sonra şehrin en zengini, onun yanında yine fakir bir insan, ama hep beraberler, aynı şeyleri yiyorlar. Giydikleri mesela, beğendiği gibi giydirecek onu da. Kendi beğenmediği kıyafet olmuyor, Kuran bunu kabul etmiyor Cenab-ı Allah. Kendi beğendiğini giydirecek. Kendi yediğini beğendiğini yedirecek. İnsanlar tarafından bilinir, birisini getirirler fakir, bayat yemek falan varsa yahut kalmasın diye adam yemediği şeyleri yedirir. Öyle bir şey yok. En beğendiği yemek neyse onu yedirecek, İslam’da böyleydi. Onun için hani dediler, İslam’da kölelik şöyle kalktı yavaş yavaş. İşte şu suçun cezasında şu köle azad edilir, Kuran’da var, ayetler var. Mesela şu suçun karşısında dört kişiyi azad edersiniz, onun karşılığıdır, deniyor. Böyle yavaş yavaş bir azad etme ile bitti, deniyor. İslam geldiğinde hemen bitti kölelik sistemi. Komple, kökten bitti. Yani köle adam bacak bacak üstüne atıyor oturuyor. İstediği yerde mesela ta Yemen’e kadar gidiyor, işte tamamen özgür. Namazını kılıyor Peygamber (s.a.v.)’le, sahabelerle. Şehrin en ileri gelenleriyle aynı sofrada oturuyor. Nerede burada köle? Benim anladığım köle böyle değil ki, eskiden anlatılan köleler. Yani küfrün kölesi ile İslamiyetin kölesi arasında uçurum var. Birinde bey, öbüründe köle olmuş oluyor. İslam’daki köle, bey hükmünde, tabii öyle köle, adı köle, kalkmış kölelik yani. Çok şık temiz giyiniyorlar. Sözüne itibar ediliyor. Mesela Bilal-i Habeşi (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in kölesiydi. Bilal-i Habeşi (r.a.) denilince insanın nefesi kesilir değil mi? Müslümanların aşkla sevdiği bir insandır. Müthiş hürmet saygı duyuyordu. Köle deyince insanın aklına kim bilir ne geliyor? Gayet şık giyiniyordu Bilal-i Habeşi (r.a.). En mükemmel yemekleri yiyordu. Çok mükemmel evde oturuyordu. Ve son derece de özgürdü, istediği yere gidip geliyordu. Tabii. Yani İslam’da birçok şey yanlış biliniyor olabilir, onun için ara ara böyle şeyleri anlatmak da fayda var, inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler