Adnan Oktar’ın 15 Ağustos 201 tarihli HarunYahya.TV röportajından
OKTAR BABUNA: ...“Hocam ben Mehdi (a.s.)’yim diyenlere. Ben sizi şu an Denver Colorado’dan izliyorum. İsmim Barış Tok. Size sorum, bu zamanda sahte Mehdiler’e karşı ne dememiz lazım? Nasıl onları çürütebiliriz? Bir başka sorum daha, bu zamanda Mehdi (a.s.) gelecekken, bize Müslümanlara bakış açısı çok sertleşmeye başladı Amerika’da. Bu bakış açısına karşı tam olarak nasıl davranmamız lazım? Nasıl yürümemiz ya da nasıl konuşmamız lazım? Bu sorumun sebebi benim başımdan geçen bazı olaylar, ben ne kadar iyilikle ya da dürüstlükle ya da İslam yumuşaklığı ile yaklaşırsam yaklaşayım, hiçbir şey değişmiyor. Bunun üzerine daha fazla sertleşiyorlar. Bu durumda nasıl Müslümanlığı anlatacağız Hocam sizce? Barış.” Bu kadar Hocam.
ADNAN OKTAR: Şimdi Barış’ın bu sorusuna cevap vermemiştik. Buna da cevap verelim, önemli bu sorusu. Şimdi bir kere sertliği savunan, kan akmasını isteyen Hıristiyanlar, Evanjelikler, bizim anladığımız anlamda Allah’a inanan samimi dindar insanlar değiller. Yani kökeninde ateist insanlar, Darwinist ve materyalistler. Mesela sorun, Darwinisttir, Materyalisttir ve biraz konuştuğunda hakikaten samimi inanmadığını da anlarsın. Mesela “6000 yılda hakikatten canlılar yaratılmış, dünya yaratılmış olabilir mi?” desen. İnanmıyordur. Zaten, mesela İncil’de bak Hz. İsa (a.s.) secde edilmesini istiyor, başka şeyler de, onu da yapmaz. Şimdi Hıristiyanlığı seçmelerinin nedeni, Hıristiyanlıkta Hz. İsa (a.s.)’a inandın mı, zaten Cennetlik oluyorsun, hiçbir şey yapmana gerek yok. Günaha girse de Cennete gidiyor. Ne yaparsa yapsın Cennete gidiyor. Yani öyle bir din ki, bütün mesela (haşa) Hz. İsa (a.s.) Allah diyecek, bitti. Zina da yapsa, zulüm de yapsa her ne yaparsa yapsın mutlaka Cennete gidiyor. Hz. İsa (a.s.) zaten onu kurtarıyor, bakın bu bilinir. Dolayısıyla bu bir din gibi olmuyor. Yani çünkü zulüm yapanın normalde karşılığını alması lazım, iyilik yapanın da karşılığını alması lazım, değil mi? Böyle bir şey yok. Bakın bu çok hayati, bunu ayrı bir konu olarak işleyelim. Böyle bir inanç olmaz. Adam zulüm yapacak, her şeyi yapacak, ömür boyunca yapacak, ama tek diyecek ki, (haşa) “Hz. İsa (a.s.) Allah’tır” diyecek ve Cennete gidecek. Öbür insan da ömür boyunca, “Allah birdir” diyecek, güzel ahlak gösterecek, bütün Peygamberleri sevecek, buna karşılık Cehenneme gidecek. Böyle bir dinin olmayacağı belli. Böyle bir dine, zaten Hıristiyanların anlattığı bir dine, Marksist, ateist, herkes girer. Dinde bir zorluk yok ki, adamın nefsine zor gelecek yapamayacağı hiçbir şey yok. Yani her şey serbest, aklına gelen her şey. Kiliseye de gitmesine gerek yok. Arada sırada isterse gidecek; org dinliyor, biraz oturacak -ki gitmese de oluyor. Zaten Hz. İsa (a.s.)’ya da bir kere (haşa) “Allah” dedin mi, tamam. O yüzden oradaki dinin gelişmesine inanmamak lazım. Yani gerçek bir din gelişmesi değildir o.
Mesela diyorlar ki, “Kıbrıs’ın Rum kesiminde dindarlık yayılıyor”. Adamlarda her yol var. Aklına gelen her yol var. Ama arada sırada kiliseye gidiyor, her olayda Hz. İsa (a.s.)’nın adını anıyor, Allah olarak görüyor (haşa). Böyle, yani her şey serbest adamlarda. Uyuşturucu da içiyor, şarap da içiyor. Rezalet de çıkarıyor, her şeyi yapıyor. Ama bunu dedin mi tamam. Bunun adına dindar diyorlar, böyle dindar olmaz.
Geleneksel inanç içerisinde bağnaz, tutucu ve gerici kesim Evanjeliklere muazzam malzeme verdiler. Adamların atom bombası saldırısı yapacakları gibi onları tahrik edecek malzemeyi verdiler. Kan edebiyatı yaparak, muazzam, “Hepinizi yok edeceğiz. Bütün Hıristiyanlar deccal ordusudur. Bütün Hıristiyanları keseceğiz. Musevileri keseceğiz. Hatta Şiileri keseceğiz. Alevileri keseceğiz”. Yani kesmeyeceği hiçbir şey kalmamış adamın. “Herkesi keseceğiz, pırasa gibi doğrayacağız” diyor. Şimdi diyor ki Evanjelikler; “Arkadaşım bak, adam herkesi doğrayacağını söylüyor. Ben ailemi ve kendimi korurum” diyor. “Ne yapacağım? Ben de onlara atom bombası atacağım” diyor. “Ve kökten bu işi halledeceğim” diyor, işte olay bu. Biz bu oyunu ortadan kaldırdık.
Şimdi tabii Amerika’da bu görüş her yere yayıldığı için, Hıristiyanlar tabii ajite haldeler. Bir de dindar Hıristiyan dediğiniz kişiler aslında Amerikan milliyetçileri. Yani zaten adam asıp kesmek istiyor, zaten bombalamak istiyor, zaten kan istiyor. Bir de bakıyor ki, İncil’in izahlarından öyle bir anlam çıkacak gibi de, yani kendi istediği gibi. Şimdi adamın bir deccale ihtiyacı var. İslam ülkelerine bakıyor, fakir fukara ama içeride de kan dökmek isteyen adamlar da var. “Deccali ben buldum.” Bunların atom bombaları da var zaten hazır. “Ben bunları bir yerle bir edeyim, böylece Allah’ın emrini yerine getirmiş oluruz, ilk safha da tamamlanmış olur” diyor. “Ondan sonra Hz. İsa (a.s.) gelecek, bütün İslam ülkelerini atom bombasıyla yok ettikten sonra, hepimizi göğe bulutların arasına çekip kaldıracak” diyor. Tabii göğe bulutların arasına kalkmaz, ama atom bombasını atar hakikaten. “İlk kısmı oldu” der “ikinci kısmını bekliyoruz” diyecek.
İşte bu, deccal’in oyunu bu. Bu halis deccaliyet. Amerikan milliyetçiliği vardır, İngiliz milliyetçiliği vardır. Adamlar bunu kullanırken, İngiliz Faşizmi vardır, Amerikan faşizmi vardır. Bunu kullanırken İncil’in bu hükümlerini yanlış yorumlayarak, kendi kafalarına göre yorumlayarak, kan dökmek için malzeme haline getiriyorlar. Adamlar zaten Darwinist materyalistler yani. Kan dökücü psikopat. Herif gidiyor meyhanede zil zurna içiyor, kavga yapacak yer arıyor, kan dökecek yer arıyor. Sıkılıyor adam. Dövecek, sövecek, öldürecek birilerini arıyor. Bombalar da stok halinde duruyor, bir işe yaramıyor bombalar. Uçaklar da duruyor. “Kimi yapalım? En iyisi bu adamlar, yani bunları yok etmek” diyor. Çünkü deccal olması gerekiyor, “uygun işte bunlar” diyor. Adamları, onlar deccale benzemiyor ama zorla deccale benzetmek istiyorlar. Onları kan dökücü hale getiriyorlar, saldırgan hale getiriyorlar. Hıristiyan nefreti meydana getiriyor, Musevi nefreti meydana getiriyor. Böylece Müslümanları kılıcın altına veriyorlar.
Mesela Irak’ta öyle yaptılar. Irak’ta, Saddam çıktı kabadayılık yaptı. “Bir gelin de bir göreyim bakalım. Gelebiliyorsanız, sıkıysa gelin” dedi Amerika’ya. “Hendek kazın, hazırlık yapın, bunların tozunu dumanını katacağız. Muazzam bir savunma sistemi hazırladık” dedi. Amerika da gitti, elini kolunu sallayarak içeri girdi. Ağızlarını burunlarını dağıttı. Saddam’ı da aldı astı adamlar. “Haydi, görelim kabadayılığını” dedi yani. Diğer, işte gerici takımının da yapmak istediği de bu. Aynı Saddam metodlarını, hem diyorlar, kendimizi mahvedeceğiz, hem İslam ümmetini mahvedeceğiz. Bu adamları böyle tahrik edeceğiz, rezalet çıkaracağız. Kuran’ın dışında, hadisin dışında bir mantıkla ortaya çıkacağız, teker teker İslam ülkelerini böyle mahvettireceğiz. Birer birer temizleteceğiz, onlar kendi şeyine göre yok edeceğiz, yani ezdirteceğiz diyor kendi mantığına göre, yahut kendi üslubuna göre. (Haşa) Temizleme derken, denmez tabii de, ama o kendine göre öyle görmüş oluyor. Bunu, aklı başında bakış açısıyla bakıp biz var gücümüzle engel olduk ve engel olmaya devam ediyoruz.
İran da açıkça dedi: “Biz İsrail’i yerle bir edeceğiz, haritadan sileceğiz”. Kardeşim, şimdi Amerika ve İsrail, bir kere bu durumda.. Yani Türkiye’ye bir ülke dese ki; “Biz Türkiye’yi haritadan sileceğiz, biz hazırız” derse. Ne olur, Türkiye ne yapar? Karşılığını verir, değil mi? Ciddi bir tehlikeyse ama, hakikaten de atağa geçecekse. Adam ne diyor? “Ben, benim inancıma göre Mehdi (a.s.), Mehdiyet inancına göre Mehdi (a.s.) görünmeyen bir güç, Allah gibi” diyor (haşa). Ve “Bana Mehdi (a.s.) emir verdiğinde, yani kulağıma bunu fısıldadığında ben İsrail’i yerle bir edeceğim” diyor. O zaman ne demektir biliyor musun? İsrail’in yerle bir edilmesi an meselesi demektir. Adam duydum der, ne diyeceksin? Yani kim söyledi sana, göster dersen; “bir ışık halinde geldi” diyor, ışık halinde birisi. Ne diyeceksin adama? Işığa da gerek yok, “adam kulağıma söyledi” der, “ben yerle bir edeceğim.” Şimdi bu müthiş korkutucu bir şey karşı taraf için. O yüzden onlar da can havliyle “O zaman, biz de onları yerle bir edeceğiz” diyor. Adamların atom bombası var, her şeyi var. Ve olan Müslümanlara oluyor, İslam alemine oluyor. Bak biz bu oyunu da durdurduk ve Ahmedinejad’a demeç verdirttirdim, herkes biliyor. Tam tersi bir demeç verdi. “Müslümanlarda kan akıtmak yok, Mehdi (a.s.) kan akıtmayacak, uyuyan kişiyi dahi uyandırmaz” dedi. Açık açık ifade etti, sözlerimin aynısını söyledi.
OKTAR BABUNA: Basına da söyledi, BM’de de söyledi.
ADNAN OKTAR: Ama yine aynı kafayı andıran üsluplar yapıyorlar, yine adamları tedirgin ediyorlar, yine görünmez Mehdi (a.s.)’den bahsediyorlar. Halbuki Amerika da, İsrail de görünür bir Mehdi (a.s.) istiyorlar, yani muhatap olacakları bir insan, makul bir insan. Yoksa onlar istiyorlar Türk-İslam Birliği’nin olmasını, İslam Birliği’nin oluşmasını istiyorlar, adaletli bir bölge olsun istiyorlar. Büyük Ortadoğu Projesini biz, Büyük Osmanlı Projesine çevirdik, inşaAllah değil mi? İster, ama kendi hayat garantisini de ister. Türk-İslam Birliği’nde İsrail, Ermenistan, Rusya, Hıristiyanlar hatta Budistler, ateistler, hepsi Allah’ın yedi emanı altındadır. Allah’ın güvencesindedir ve Mehdi (a.s.) vesiledir onları korumakta, kurtarmakta vesiledir. İnşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler