Adnan Oktar’ın 14 Ağustos 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR:... Fakat “Ulemai Su” denilir, yani insanları böyle pasifleştiren, imanı heyecanı kırdıran insanlar çıkar. Ahir zamanda da bunlar ortaya çıkacaktır. Mesela insanın bir sevme hissi vardır, bir de coşkulu sevme vardır. Gerçek sevme coşkulu sevmedir. Mesela Allah’a insan iman eder ama coşkulu iman vardır. Müslümanlık vardır ama hakiki Müslümanlık, gerçek Müslümanlık vardır. Böyle orta altı bir hayat isteyen bir stil var, bu çok tehlikeli. Bu tip bir din anlayışı ve ahlak anlayışı sevgi anlayışı zaman ile gittikçe karşı tarafın etkisi ile bozulur ve gerilemeye başlar. Yani mesela insan coşkulu sevgiyi yaşamadığında, bir süre sonra ruhunda bir matlık meydana gelir. O gittikçe öfkeye, kızgınlığa, soğukluğa doğru döner. Dinde de bu böyledir.
Şahs-ı manevi konuları mesela diyor ki; Mehdi(a.s.)’nin gelişi şahs-ı manevidir, İsa (a.s.)’nın gelişi şahs-ı manevidir. Her konuyu böyle örtbas eden.. Bir de daha uçuk olanlar var, çok tehlikeli. Mesela koskoca insan, mesela deccalin yaklaşık 12 km, 13 km boyda olduğunu, deccalin zuhur ettiğini. Yine eşeğinin de böyle azametli olduğunu, 300 metre falan olduğunu, 13 km’lik deccalin onun üstüne oturacağını, gezeceğini yani bunlar insanlarla alay eder gibi çok ezici bir üslup. Müslümanlara karşı çok acımasızlık bu. Bunun sonucunda iman eden insan nasıl olsun? Çok zordur buna iman edecek bir insan, bunun müteşabih olduğu çok açık belli değil mi?
OKTAR BABUNA:Belli Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Teşbih olduğu belli değil mi? Peygamberimiz (s.a.v.) Ahir zaman hadislerinde özellikle müteşabih açıklamıştır. “Zuhurundan sonra belli olur” diyor Bediüzzaman “ilimde rasih olanlar Allah-u alem ve bil sevap diyerek bu gizli hakikatleri izhar ederler” diyor.
Hoca efendinin baktım sitesine, bir Hoca efendi var, o geçenlerde de çıktı TGRT’de de konuşma yaptı.
OKTAR BABUNA:Osman Ünlü.
ADNAN OKTAR: Osman Hoca evet. Baktım sırf bana yönelik bir internet sitesi yapmış, haberim yoktu daha yeni öğrendim. Benim konularımı güya cevaplandırmış kendince. Hâlbuki bak, ben onun izahlarını Allah esirgesin izah ediyor olsam, Allah-u alem bir tane iman eden adam kalmaz herhalde yani çevremde.
OKTAR BABUNA:Allah saklasın evet.
ADNAN OKTAR: Yani inanılır gibi değil. Mesela; Dabbet’ül Arz’dan bahsediyor. “Yaklaşık on bin km. kadar boyu, on bin km uzunluğunda bir Dabbet’ül Arz. Yaklaşık yine bin km. falan genişliğinde başı bulutlarda, pençesi var ve evlerin arasında gezecek” diyor.” İnsanları teker teker, evin içine sokacak elini birer birer, çıkaracak hepsini, alnından damgalayacak diyor. Bunu anlatmamı istiyor, insaf etsin Osman Hocamız. Ben bunu anlatsam insanlar ne olur, olacak iş şu? Bir de beni kınıyor, ayıplıyor bunu niye böyle anlatıyorsun diye. Anlatayım o zaman. Kendi de inanmaz anlatsam, kendi anlattığına kendi de inanmıyor. Olacak iş bu? Böyle bir varlığın İstanbul’a geldiğini bir düşünün siz, Marmara bölgesi tarihe geçer. Marmara bölgesini silindir gibi ezer. Nerde kaldı ki apartman dairelerinden, evlerden, buralardan insanlar tek tek toplasın da, anlından tek tek damgalasın. “Olur mu öyle şey?” diyor.
Hâlbuki bakın açıklaması şu Peygamberimiz (s.a.v.)’in açıklaması ve Kuran’ın açıklaması; Ahir zamanda topraktan mamul bir dabbe, canlı, hareketli gibi görünen, hareket eden bir şey zuhur edecek. Bunu canlılığı hakkında da detay olarak şu veriliyor; konuşuyor. Konuşabilen bir varlık, bilgi verebilen bir varlık, o kadar. Canlılığına ait alamet bu. Ahir zamanda insanlar en zorlandığı dönemde bilginin, kültürün, imanın eksildiği bir dönemde ortaya çıkıyor. Bütün dünyaya şamil, dünyada her istediği eve girebiliyor, her eve dünyada. Nasıl girebilir? İnternetle girebilir, değil mi? Bilgisayar neyden mamul? Topraktan mamul, silisyum, alüminyum, çinko. Ve tek canlı özelliği nedir? Konuşuyor olması değil mi? İnsan sesi gibi ses ile konuşuyor. Yine bir insan özelliği daha var, sesi alıyor ve başka bir yere nakledebiliyor. “Her türlü renk üzerinde mevcuttur” diyor. Her türlü renk yok mu onun üzerinde? Var. Tamam. “Fil kulağı gibidir” diyor, fil kulağı gibi açılıp, kapanıyor, değil mi? Fakat mühim olan bak her eve giriyor olması “kâfirlerin yüzünü koyulaştırır yani karır yüzü” diyor.Yani onları kızdırı diyor, oradaki bilgi. “Müslümanın da yüzünü aydınlık yapar. Onların alınlarını Peygamber (s.a.v.)’in mührüyle mühürler” diyor. Sevinir, bilgisi artar, kültürü artar. Bu Dabbet’ül Arz’ın internet olduğu, bilgisayar olduğu açık açık görülüyor, izah ediyor. Yerden mamul ayrıca değil mi?
Şimdi ben Hocamızın, Osman Ünlü Hocamız’ın anlattığı gibi anlatıyorum. On bin km. boyu var, beş bin km. de eni var yaklaşık inşaAllah. Kuyruğu zaten hadsiz, hesapsız öyle tarifi mümkün değil. “Kuyruğu gece gündüz çıkar da daha bir kısmı çıkmamış olur kuyruğunun” diyor. Kuyruğu yaklaşık yüz bin km’den çok çok daha fazladır mübareğin. “Evciyattan çıkacak, küçük bir delikten çıkacak” diyor. O kadar küçük delikten çıkıyor, bütün dünyayı kaplıyor. Bu kadar büyük bir mahluk atlas okyanusundan geçmeye kalksa deniz taşar. Ülkede hiçbir yer kalmaz. İşte böğrü kedi böğrü gibidir diyor, inşaAllah. Daha Türkçesi, “kollarını her yere sokar, evlerden insanları birer birer toplar” diyor. Şimdi İstanbul’a doğru yaklaştığını düşünelim, daha Konya’ya falan gelirken yerle bir olur Anadolu, değil mi? Yani insaf etsin Osman Ünlü Hocamız...
Kitaplar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler