Adnan Oktar’ın 14 Ağustos 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Ama bu pasifizm ve bu sakinlik iyiye gitmez. Yani insanları durağanlık, insanları geriye doğru çekmeye başlar. Mesela bazı insanlar vardır, evde sıkılır tek başına, gittikçe bunalır, gittikçe bunalır, ev üzerine doğru gelmeye başlar falan değil mi? Çok acayip bir çizgiye gelir, bunalır, bu sefer doğrudan dinsizliğin içine girer, sıkılır. Yani sürekli bir şeye şahs-ı manevi dersen, İsa (a.s.)’nın inişi şahs-ı manevi, bir kısmı da işte yüz bin kilometrelik bilmem ne, elli bin kilometrelik mahluklardan bahsederse, yani sonunda din ne hale gelir? Değil mi? Bir tarafta çok uç bir izah var. Var olan bir insanı ruh haline getiriyorsun, şahs-ı manevi haline getiriyorsun. Öbürünü de, asla olmayacak bir varlık haline getiriyorsun.
Ben son derece iyi niyetliyim. Bir üstünlük iddiam da yok. Fethullah Hoca, herkesi ben çok seviyorum. Hepsinin emrindeyim, kapıcısıyım ben onun, yani benim öyle bir iddiam yok. Ama ben din adına, İslam adına, ümmet adına tedirgin oluyorum, yani bir zarar gelmesinden çekindiğim için uyarıyorum.
OKTAR BABUNA:MaşaAllah Hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Yoksa mesela Fethullah Hocamız, güzel okullar açıyor, talebeler yetiştiriyor değil mi? Ben bunu yeterli görmüyorum. Ama şöyle denebilir, bak bu bir zemin hazırlıyor, bu zeminin üzerine de sen her türlü çalışmayı yapabilirsin, yani kolay bir zemin var anlamında. Tamam, Allah razı olsun, ben de başkası da, bu hazır zemin üzerinde çalışma yapabilir, geliştirilebilir. Ama ne kaybedilir yani? Mesela Fethullah Hocamız, şahs-ı manevi değil de Mehdi (a.s.)’nin şahıs olarak geleceğini uygun bir dille söylemiş olsa, yer yerinden oynar, yani çok etkileyici olur. Hiçbir şey de olmaz. Yani insan gelip Mehdi (a.s.)’yi bulduk diye benim yanıma gelecek halleri yok. Ben şakacı falan, çok rahat, dışa dönük bir adamım yani benim Mehdi (a.s.) havasında olmadığım görülüyor. Değil mi? Yani Mehdi (a.s.) üslubu içerisinde, o tarz bir şey içerisinde değilim. Öyle olsa, Cübbeli gibi falan böyle ışıklar saçarak falan kendime taht yaptırırım. Efendim bilmem ne, törenle gelirim buraya. Hiç benim ışıklar saçarak falan geldiğimi gördünüz mü benim buraya?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah Hocam.
ADNAN OKTAR:Benim öyle bir şeyim yok. Hayır bir de benim hayatım zaten çok güzel. Yani kaldığım ev Türkiye’nin en güzel evi. Etrafımdaki arkadaşlarım dünyanın en güzel insanları. Kız arkadaşlarım dünyanın en güzel insanları. En güzel yemekleri yiyorum, en güzel arabalara biniyorum, en güzel kıyafetleri giyiyorum. Yani ben dünyadan ne hırsım olabilir? Ne yapacağım? İnsanların bana saygısı, sevgisi; kardeşlerim bana müthiş saygı, sevgi gösteriyorlar zaten yani akıl almaz bir sevgi ve saygı gösteriyorlar. Yani ne hırsım olabilir benim yani böyle, değil mi? Müslümanlar birlik olur. Bana desinler, falanca Müslümanların lideri, ben çıkarıp ayakkabısını çıkarıp ayağının altını öpeceğim. Yani niye beni seçmediniz, onu seçtiniz mi diyeceğim ben. Böyle bir şey olsa, bana ne yani. Niye böyle bir şey yapayım ben? Yani nedir zorum? Müslümanlar rahat ettikten sonra, mesela insanlar huzurlu yaşasın istiyorum, korkuyu yaşamasınlar, sevinç içinde yaşasınlar. Sağlıklı, zinde olsunlar, hür olsunlar, demokrasi tam gelsin. Göğüslerini gere gere sokakta gezebilsinler. Değil mi? Sevgiyi, muhabbeti, aşkı, tutkuyu, Allah rızası için tam anlamıyla yaşasınlar. Güzel yesinler, güzel içsinler, güzel giyinsinler. Bütün dünya huzurlu olsun, tamam. Ben yani ne yapacağım gidip yani? Gidip Yıldız Sarayı’nda mı oturacağım gidip de. Hayır yani rahatsız da olurum ben ayrıca. Oturtsalar, oraya girsem de durmam ben orada. Tabii yani ne alaka. Değil mi? İnsan sıcak bir zemin arar, inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler