Adnan Oktar’ın 29 Temmuz 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Şimdi insanlar mutluyuz zannediyorlar. Bir kısım gençler, dışarı çıkıyorlar, “Ne yapalım abi?” diyor “Hadi bir diskoya gidelim” diyor. Kız arkadaşı geliyor, erkek arkadaşı beraber gidiyorlar. Müthiş bir gerilim. Kızda, çocukta bir gerilim, herkeste bir gerilim. Diskoya gidiyorlar, herhangi bir ülkeden herhangi bir yerden bahsediyorum. Ölüm tehlikesi kol geziyor. İti, kopuğu, çakalı, zaten Hint horozu gibi, kavgaya hazır tipler. Yani nasıl vahşi köpek böyle kavgaya hazırdır, onlar da bazı yerlerde, biz bunu görüyoruz, vahşi köpek gibi kavgaya hazır. Hatta kızlar da vahşi köpek gibi kavgaya hazır. Bir kız kavgası var, saç saça, baş başa kepazelik yapmaya hazır. Önce laf dalaşı, sonra saldırganlık. Bir de it çakal delikanlıların savaşa hazır olmaları var, Hint horozu gibi. Mesela suratından anlaşılıyor kavgaya hazır olduğu. Hemen kepazeliğe hazır. Zaten yanlarında taşırken, onu da göz önünde bulundurarak taşıyorlar. Bir kere, sırf şu bile bir azaptır değil mi? Muazzam bir gerilim. Orda rakibi olan kızlar oluyor. Onlar ona rakip onlar ona rakip. Yani en ufak bir kıvılcımla kavgaya çıkması mümkün oluyor. Alkolle bitkinleşiyor, sigara dumanıyla sersemleşiyor, uykusuz, perişan. Orada konuşulan konular incir çekirdeğini doldurmaz. Kafasında ölümünü düşünüyor adam, ordaki insanlara bakıyor, hiç kimsenin ondan haberi yok. Herkes, hemen hemen herkes oradakiler, alaycı, laf sokan, münasebetsizlik yapan adamlar. Kimi züppelik yapıyor, mesela ağzında sakızla böyle züppe üslubuyla konuşuyor yani lakayt. Kimi dışarı bakıyor, mesela arkadaşına bakmıyor, dışarıya bakıyor, başka bir yere bakıyor. Yani o da bir züppelik göstergesi. Yani “seni kaale almıyorum” der gibi. Mesela, bir soru soruyor, böyle çakal züppe üslubuyla cevap veriyor. Böyle kısa ve lakayt. İtlik gösterisi şeklinde. Bir elemdir, acıdır orda yaşanıyor. Mutlu olmaya gidiyor ama mutluluğun m’si yok. Paralarını kaptırıyorlar, zamanını kaptırıyor, mutluluğunu kaptırıyor ve acı içerisinde geri dönüyorlar. Eve dönüyor annesiyle kavga ediyor, babasıyla kavga ediyor, kardeşiyle kavga ediyor. Yolda arkadaşlarıyla laf kavgası var. Dışarıya gidiyor, bir yere geliyor, böyle kuduz köpekler olur, hayvan hem korku içindedir, hem saldırgandır. Hem saldırganlık, hem korku içerisinde böyle. Kuduz köpek korkusu içersinde. Her an bir şey olacakmış korkusuyla yaşıyor. Ya düşünmüyor, “Ben niye bu dünyada bu kadar huzursuzum? Yani ben böyle sürünmeye mi geldim? Niye bu kadar acı çekiyorum?” demiyor. “Bu acının kaynağı ne?” demiyor. Halbuki acının kaynağı belli. İmansızlık, Allah sevgisinden, Allah korkusundan uzak olmak. Köpek gibi yaşamak için geldiğini zannediyor. Köpek gibi sürünmeye geldiğini zannediyor. Yani, “dünyanın kanunu budur” diyor. Halbuki dünyanın kanunu deccal bu hale getirmiş, deccaliyet bu hale getirmiş. Niye böyle olsun kanun? Dünyanın kanunu Cennettir, Cennet gibi olmaktır. Allah onun için yaratmış dünyayı. Bir nevi Cennettir. Ahiret’te de sonsuza kadar Cennettir. Deccal onlara Cehennemi meydana getirmiş, o da Cehennemin içersinde, Cehenneme uyum sağlamış, Cehennemin elemanı olmuş. “Zaten biz Cehennem için yaşarız, Cehennemde yaşarız” diyor. Bunu bünyesi kaldırmıyor, çöküyorlar. Ağzı acılaşıyor, saçları bozuluyor, cildi bozuluyor, sapsarı bir yüz, unutkanlık, bitkinlik, dikkat bozukluğu, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, alınganlık, tarif edilemeyen bir korku, her şeyden rahatsız olmak. Yiyecekten rahatsız oluyor, müzikten rahatsız oluyor. Müziği koyuyorlar, “Değiştirin bunu, hoşlanmadım” diyor. Onu koyuyor, “ondan da hoşlanmadım” diyor. “Bu mekandan hoşlanmadım, buradan çıkalım, gidelim” diyor. Gidiyor, “buradan da hoşlanmadım” diyor. Somurtuyor, “akşama kadar somurttun” diyor, bu sefer onun için kavga ediyorlar. “Hadi buradan eve gidelim o zaman” diyor, evde de ayrı bir kavga. Babası zaten baş düşmanı oluyor. Annesinden ayrı nefret ediyor, kardeşi zaten sille tokat giriştiği adam oluyor. Böyle bir dünya yok, bunu deccal insanlara sundu. Bu belayı kaldıracak yer Türkiye’dir. Ki Türkiye’de bile bunlar yaşanıyor, birçok yerde bunlar yaşanıyor. Birçok kişi bunu bilir. Bunun ortadan kaldırılması en acil görevlerden bir tanesidir. Mehdiyet, çok uzun bir çalışmayla bu belayı ortadan kaldıracak, Allah’ın dilemesiyle, Allah’ın dünyada vesile kılmasıyla inşaAllah.
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler