Adnan Oktar’ın 2 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Ben bazen Facebook’a giriyorum. O vatandaşlar, onların hayatları hep ortada koymuşlar zaten; nerede ne yiyor, nerede ne içiyor falan. İşte resim çektirmiş karpuz yerken falan, böyle sululuklar. Tepesinde birisi işaret yapıyor böyle, yani kıllık üzerine kıllık, gıcıklık üzerine gıcıklık. Güya orjinal falan hareketler yapıyorlar böyle. Öbürü onun bacaklarının arasına girmiş, oradan resim çektirmiş falan. Onlarla mutlu olmaya çalışıyor, mutluluğu kıllıkta arıyor. Mutluluk samimi imandır. Bir kere, insanın beyninin rahat olması lazım. Kardeşim senin karşındaki adam üçkağıtçı, dinsiz, imansızsa; Allah’tan korkmuyorsa ve zalimliğe açıksa, Allah’ı fark edemeyecek kadar kafası çalışmıyorsa, o sana gösterdiği sevgiye sen nasıl inanıyorsun? Allah’ı fark edecek akla sahip değil, seni nasıl fark etsin adam? Allah’a karşı nankör, sana karşı niçin nankör olmasın o? Allah’a sadık değil, sana niye sadık olsun? Kendisine sadık olacağını düşünüyor ve mutluluğun otomatik oluşacağını zannediyor. Öyle bir şey olmaz, Allah verir o gücü. Yani bir insandan hoşlanmaya niyet ettiğinde, hoşlanamaz, öyle bir şey olmaz. İki et karşı karşıya geldiğinde hoşlanacak diye bir şey yok. Onun için bu hallere düşüyorlar zaten. Allah’ın özel yaratması lazım, hususi yani. Akıl işidir etkilenmek ve hoşuna gitmek. Mesela bir kadından bir insanın hoşlanması için aklını kullanması lazım. Akıl olması gerekir, yoksa etten bir şey olmaz. Helaliyse mesela gelir bakarsın, et sana bakar, sen ete bakarsın, hiçbir şey olmaz. Birçok insan etin otomatik gücü var zannediyor, etle de karşılaştığında et ona bakıyor, o da ete bakıyor, etten bir şey çıkmaz. Etin-kemiğin hiçbir özelliği yoktur. İman, imandan kaynaklanan derin akıl ve beyindeki zenginlik, sanat gücü, derin perspektif, ruhtaki o coşkulu sanat anlayışı, coşkulu o sevgi ruhu, akılda planlanır, Allah insana o gücü verir, ondan sonra ondan hoşlanırsın, ondan sonra zevk almaya başlarsın, ondan sonra onu zenginleştirirsin, kendini de zenginleştirirsin. Yoksa insan zavallı bir varlıktır, ne var insanda, iki bacağı var yani. Yani başka bir şey yok. Fakat ilkel düşünenler, otomatik gücü var mıknatıs gibi gelir, şak yapışır. Böyle bir şey yok. Ve bunun böyle olmadığını da görüyor, ondan sonra sükutauğruyorlar. Ondan sonra televizyon ekranlarına çıkıp, bilmem ne otundan size bilmem ne yaptım, falanca gazozu içerseniz şöyle olursun, hiçbir şey olmaz onlardan. Sevgiyi ot sağlamaz, sevgiyi ilaç da sağlamaz. Tutku ve aşkın kökeni bilmem ne otundan kaynaklanmaz. Akıldan kaynaklanır, sanat gücünden kaynaklanır, ruh gücünden kaynaklanır, Allah’la derin bağlantı ve Allah aşkından kaynaklanır. Onun kafada organize edilmesinden kaynaklanır. Bir insanı bir insan sevmeye karar verdiğinde, onun sevilecek yönlerini tek tek aklıyla çıkartır. Mesela çirkinlikten Müslüman aklıyla kaçınır. Mesela her kadında çirkin yön olabilir, aklı olan Müslüman oturup ona dalmaz, öyle bir şeye girmez. Bir saniye bile vakit ayırmaz öyle bir şeye. Müslüman sadece güzelliğin peşindedir. Ama küfür aklında, ahmak düz gördüğü için, o çirkinliği de yakalar ve çirkinliğe takılıyor o, sadece onu irdeler. Mesela herhangi bir kadın, bir kusur vardır, birkaç tane kusur vardır, sürekli ona kafasını yorar. Onu ima eder, açıklar falan. O da ona yapıyor tabii ve ikisi de birbirini mahveder. Ama Müslüman sadece güzelliğe odaklandığı için, sadece güzelliği görüyor ve mevcut güzelliği de daha da güzelleştirir. Ve beyninde de güzelleştiriyor, sonucunda tutku oluşuyor, müthiş hoşuna gidecek hale getiriyor ve onu devam ettirmenin aklı da var. Şimdi bazı kişilerin iradesi ve aklı zayıftır, bir noktaya kadar devam ettirebilir. Mesela hakikaten etkilenir; diyor ya adam balayı, şeker ayı, bilmem ne kaymak ayı falan, kastettikleri o. Birkaç günlük, içgüdüsel bir şey oluyor. Merak ve içgüdüden kaynaklanan bir durum oluyor, o hemen o gece ortadan kalktığı için küt düşüyor. Artık ne sevgi, ne tutku, ne muhabbet. Ondan artık kurtulmanın yolunu aramaya başlıyor. Halbuki Müslüman güzelliği katlamayı bilen bir insandır, akıllıdır. Mesela bir ise, ertesi gün ikiye çıkartır onu. İkiyi dörde çıkartmayı bilir. Dördü sekize ve geliştirir ve gittikçe sevgisi artar. Ama küfürde sevgi gittikçe düşer. Önce bir heyulalarla ortaya çıkar onlar, işte seviyoruz ediyoruz, bayılıyorum, bilmem ne, falan feşmekan. Yüksek noktadadır o ama içgüdü, şehvet, hayvani bir şehvete dayalıdır. On, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir, sıfır, anında kavga, sille tokat kavga, birbirine küfrederek ayrılırlar. Ayrılma oranlarına bir bakın, buradan anlarsınız. Yani devam ettiremiyor insanlar sevgiyi, muhabbeti. Sevgi, muhabbet bir kere İslam ahlakı gerekir, sabır gerekir. Sabır yok. Sabır sevginin betonudur, temelidir. Yani mesela bir ev yapıyorsun, altı şiddetinde depreme dayanıklı, bazı böyle yedi, bazı sekiz. Müslüman öyle bir yapıdır ki, on şiddetinde depremde bile devrilmiyor, sevgisi yıkılmıyor. Mesela çok sarsıyor karşı taraf, ama o sabırla o depremde binayı yıkmıyor. Ama küfür aklında dörde bile dayanmaz bina, üçe bile dayanmaz. Hafif bir sarsıntıda yerle bir oluyor, ikisi de altında kalıyorlar. İkisi de helak oluyor. Müslümanın binası sağlam, işte sabırla oluşturuyor binayı, sabır. Mesela var ya Kuran’da Asır Suresi’nde var Cenab-ı Allah’ın, “sabrı ve hakkı tavsiye edenler” şeytandan Allah’a sığınırım, Müslüman’ın vasfı. Sabır niye? Sabır sevginin temelini oluşturuyor, yıkılmazlığını oluşturuyor. Şefkat, mesela şefkat vardır, acımayla karışık sevgi. Adam diyor ki, “ben direkt seviyorum” diyor, olmadı, öyle bir şey olmaz. Mutlaka şefkat olması lazım, acımayla karışık sevilir. Mesela merhamet, acıma hissidir. Adam merhametsiz acıma hissi yok, bitti. Bir dereceye kadar götürebiliyor. Mesela Müslüman cömert oluyor, pinti adam kin meydana getirir. Mesela karısına, eşine bir şey vermek istemiyor. Sen ömür boyu evlenmedin mi, sonsuza kadar beraber olacaktın. Senin her şeyin beraber zaten. Etini, kemiğini, ruhunu her şeyini teslim etmişsin ona. Nasıl malını veremiyorsun? “Güvenmiyorum.” Niye evlendin o zaman? Güven yoksa bitmiştir. Güven varsa her şeyin onun. Güven yoksa bitti zaten, niçin evlendin sen? “Gel bir anlaşma yapalım arkadaş” diyor, notere gidiyorlar birlikte, boşanma anlaşması, bir durumda bana ilk gün şu kadar para vereceksin, ikinci gün şu kadar. Kardeşim, o anlaşma durarak sen nasıl evliliğini devam ettireceksin? Kabustur Müslüman’a, öyle bir tapu duruyor, yani evrak. Boşanma şartlarını anlaşmışsın, çıkacak para ve gelecek para tespit edilmiş, çok ürkütücü bir şey, evlilik mi o?
SUNUCU 4: Bir de o yönde insanları teşvik ediyorlar sözleşme yapsınlar diye.
ADNAN OKTAR: Bir de kadından talepleri var, diyor ki, karısı eğer kendinden boşanmaya kalkarsa şu kadar para ödeyecek, kadından para istiyor. Kadın da ondan para istiyor. İşte evin yarısı şunun olacak, bu olacak. Kardeşim bu vaziyette savaşa mı gidiyorsun, ne oluyorsun böyle? Tabii isteyen istediğini yapar ama benim kafama göre, kendi mantığıma göre ben bunu normal görmüyorum. Yapanları da ayıplamıyorum, ama benim kendi inancım bu, kendi mantığım bu. Ben kendime yönelik anlatmış oluyorum. Onlar beni ilgilendirmez. Ben bunu güzel görüyorum diyorsa, ben illa çirkin gör diyemem. İnşaAllah.
Başka, dikkat keskinliği. Mesela bir kadının bir şeye ihtiyacı var. Allah’ı fark edemeyecek kadar kafan odunsa, o kadının ihtiyacını sen nereden tespit edeceksin? Bir detayı nereden göreceksin? Onu rahatsız eden, onu mahçup eden, onun kafasının takıldığını tahmin edip bilmesi gerekiyor değil mi? Allah’ı fark edemiyorsun sen, Kuran’ı fark edemiyorsun, onu nasıl fark edeceksin sen? “Olsun, yakışıklı” diyor, etle gitmez işte. Eti, Allah tiksindiriyor işte etten o zaman. Hemen bir iğrenme hissi verir Allah, tiksindirir ve kurtulamaz ondan. “Bize büyü mü yaptılar?” diyor. Sen kendi kendine büyü yapmışsın zaten. Sen kendi kendini batırmışsın. Bu sefer de, Allah’a yine güvenmedikleri için deli Hocalara gidiyorlar, büyücü Hocalara. Diyorlar, “bize bir şey oldu.” Zaten siz dinden uzak olduğunuz için Allah veriyor. Ne alakası var büyüyle, cinle, kuşla bilmem ne ile falan...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler