Adnan Oktar’ın 2 Ağustos 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından
TARKAN YAVAŞ:“Allah’ın anılmasından çok rahatsız olurlar. Ama dikkat çekmemek için dillerinin ucuyla Allah’ı anarlar.” Böyle haşa Allah’ı sırf anmış olmak için Allah’ın adını zikrediyorlar.
ADNAN OKTAR:Hayır, Müslümanlara öyle göstermek için. Yani çünkü direk dinsizim dese Müslümanlar zaten konuşacak hiçbir şeyi kalmaz. Müslümana saldırabilmesi için, bir şey söyleyebilmesi için ona önce takva olma iddiasında olacak ki, müslümana saldırsın münafık. Münafığın kendi üzerine oluşturduğu bir kılıf bu, bir görünüm. Yani dışını böyle ayetle, hadisle kapatır münafık. Anlaşılmaması için yani nasıl Aids virüsü, tanınmamak için ne yapıyor? Özel bir proteinle kendini sarıyor, değil mi? Ve hücreye giriyor. Şimdi haşa benzetmek gibi olmasın. Kuran’ı tenzih ederim. Münafık da kendini Kuran’la sarar, hadisle sarar, belli etmemeye çalışır ki Müslümanla çatışabilsin. Çünkü öbür türlü Müslüman karşına geldiğinde, Müslüman der ki; “sen zaten dinsiz, kafirsin açıkca söylüyorsun ne konuşacaksın benimle” der. Ama münafık karşı karşıya değil. Normal bir Müslüman gibi de gelmez münafık. O zaman der ki Müslümana, değil mi? “Sen de normal bir Müslümansın, ben de Müslümanım”. O zaman konuşacağı bir şey olmadığını da düşünebilir yani. Fazla iddialı olmaz. Münafık çok iddialı ortaya çıkar. Yani en akıllı, evliya, en iyi bilen, her şeyi çok iyi kavrayan hatta o, o kadar yukarı çıkar ki peygamberden de kendini üstün görür. Ama asıl dünyasında kendini Allah’tan üstün görür. Allah’tan daha merhametli, daha akıllı, daha doğru düşünen olarak görür. Gerçek dünyası budur münafığın. Bütün münafıklar da bakın hep akıldane ve çok bilmiştirler. Hepsi, bir düşünün, tarihe bakın, tamamı aşırı bilmiştir. Her şeyi çok doğru bildikleri kanaatindedirler. Doğru teşhis koyduğu, doğru anladığı kanaatindedir. Ve dini de en iyi anlayan iddiasındadır. Yani Kuran’a tam hakim olduğu iddiasındadır münafıklar. Asr-ı Saadette, Resulullah (s.a.v.) zamanında, Dırar mescidinin münafıkları hep alimdi. Kendilerine göre, kendi kafalarına göre yani Kuran’ı en iyi bilen iddiasındaydılar. Peygamberimiz (s.a.v.)’e Kuran öğretmeye kalkıyorlardı. Sahabelere Kuran öğretmeye kalkıyorlardı haşa. Acayip böyle ukala züppe, üst perdeden itaate gelmeyen, azgın şeytan ve iblis karakterlidirler. Yani şeytanın insan modeli. Şeytan tam tipik bir münafıktır. Bakın ilk baktığınızda şeytana bakıyoruz. Müslümanlarla birlikte yaşıyor önce Cennette. Bak dikkat edin safhalara dikkat edin. Sonra bilmişliği ortaya çıkıyor münafığın. Münafık karakteri olduğu için bilmiş. Diyor ki; “size sonsuzluk ağacını ve sonsuz olmayı, sonsuz mülkü size öğreteceğim” diyor. Yani haşa bak yine Allah’tan üstün olduğunu ve Allah’tan ayrı bir bilgiye sahip olduğunu ve onlardan da ayrı bir bilgiye sahip olduğunu iddia ediyor, bak bilmiş. Orada bir psikopatlık yani Müslümanları, kendi iblis ruhuna çekme eğilimi var. Kendi gibi yapmaya çalışıyor Müslümanları da. Müslümanları mahvetme konusunda kararlı.
Mesela Allah diyor k; Allah, enaniyetini bildiği için “Adem’e secde et” diyor. Beyninden vurulmuşa dönüyor münafık olduğu için. Yani zaten itaat onun en ağrına giden konu. Allah’a itaat etmek zaten ağırına gidiyor. Ama o ana kadar onu belli etmemiş o. O ana kadar gizlemiş. Ama Adem’e secde et dediğinde sigortası atıyor. Münafığın bir kopma noktası vardır. Münafık dayanır, dayanır, dayanır, dayanır, birden küt misina gibi kopar. Aniden şey yapmaz münafık, yani başlangıçla bir şey yapmaz. Yani onun bir direnç noktası vardır. Allah en hassas noktasından onu vuruyor. Onun için Allah münafıkları ayırırken hep onların dayanamayacağı bir noktaya onları getirip, oradan koparır Allah. Müslüman cemaatlerde de öyledir. Hep onların dayanamayacağı bir nokta vardır. Mesela hassas bir yerinden vurulmuştur, o. Onun için artık münafıklığını ifade eder. Ve Müslümanlardan ayrılıp cephe alır. Anlaşıldı mı? Allah onu en hassas yerinden vuruyor Cenab-ı Allah. Diyor ki; “secde edeceksin”. Bak hemen o züppe ahmak kafasıyla klasik münafık aklıdır bu. “Beni ateşten yarattın. Onu çamurdan yarattın” diyor. Allah bilmiyor mu, bak. Avanak olduğu için dolayısıyla, “ben daha üstünüm, ben ona secde etmem” diyor. Ve itaatsizlik çünkü itaat en ağırına giden konudur münafığın. En dayanamadığı konudur. Hiç kimseye itaat etmek istemez münafık, böyle dik başlı ve bölünmecidir, parçalanmacıdır. Müslümanlar da bütünleştiricilik vardır. Münafıkta parçalama eğilimi vardır. Parçalar, parçalar, parçalar sürekli parçalama ve mülk sahibi olma eğilimi. Bak diyor ki; “sizi sonsuz bir mülkün sahibi yapayım mı?” diyor bak. Onları da o damarından yakalamaya çalışıyor. Adem (a.s.)’le, Havva (a.s.)’ya. Çünkü kendi sorunu da, o. Sonsuz mülk, bakın mal hevesi var ve itaat etmeme. Kendi itaat etmiyor, onların da itaat etmesini istemiyor. Onları da itaatsizliğe sürüklüyor. Ana konu bu ve arkasından da bir de diyor ki; Ahirete gittiğinde, “ben Allah’tan korkarım” diyor. Bak birden böyle, o manyaklığının gereği olarak, mesela akıl almaz bir cevap. Allah’tan korkuyorsan peki bu yaptığın ne? Bu hareketin ne? Böyle manyak karakterli, mesela hiç ummadığın sıçramalar yapar. Mesela birden, “ben Allah’tan korkarım ve ben sizi davet etmedim. Siz kendiniz geldiniz” diyor. Uğraşmıyor musun? Bütün ömrün boyunca, “ben böyle bir şey yapmadım” diyor. Manyak savunması vardır şeytanın. Münafıklar da aynısıdır. “Benim böyle bir iddiam olmadı. Ben sadece davet ettim, siz de geldiniz. Ben Allah’tan korkarım” diyor. Yani tam klasik manyak yani. Dünyanın ömrü boyunca bu psikopatlığı yapmadın mı sen? Bakın münafıklara, tarihe bakın şeytanla tıpatıp aynı olduğunu görürsünüz. Şeytanın en güçlü tecellisidir münafık, en güçlü. Küfürde daha zayıf tecelli eder. Çünkü küfürde mertlik vardır, açıktır. Mesela şeytan mert değildir, kahpedir. Yani o yönüyle ayrılır. Onun için münafık en derinindedir Cehennemin. Şeytanlarla birlikte, beraber haşr oluyorlar zaten. Yani Kuran’ı incelediğimizde bunu görürsünüz yani çok kapsamlı olarak bakın. Bir de münafıkların hayatına bakın aynıdır. Mesela alimdir şeytan. Müthiş bir bilgiye sahiptir. Münafıklar da müthiş araştırmacıdır. Detay detay her şeyi araştırır. Mesela şeytan girift yönleri çok iyi bilir. Münafık da girift yönlerden yaklaşmaya çalışır, mesela insanların zaafı olduğunu düşündüğü noktalardan. Çünkü kendi münafık, ruhunda bakıyor, “nedir benim istediğim?” diyor. Mesela soruyor kendine. İtaatsizlik mesela, itaatsizlik olduğunu düşünüyor. Mal hırsı olduğunu düşünüyor. Sıkıştığında da Allah’tan korktuğunu, Allah’a bağlı olduğunu fakat kendisinde bir suç olmadığını söylemek şeklinde. Fakat Hz. Adem (a.s.) bu oyunu fark etti tabii. Çok yüksek ruhlu bir insan, üstü başı açılınca, doğal ihtiyaçlarını gördü, ağladı. Yani olayın şiddetinden. Çünkü Cennette yoktu bunlar. Bir de baktı ki doğal ihtiyaçları var. Çok acayip bir durum olmuş oldu tabii. Mesela acıkıyor, susuyor, banyoya gidiyor, çok acayip bir durum, üşüyor, sıcak var. Oradan oraya geldiği için dünyaya. Bak aradaki fark o bile yetti. Yani Cennetle dünya arasındaki fark bile ona yetti. Dünya adeta Cehennem gibi oluyor tabii Cennete kıyasla. Acayip bir durum olmuş oluyor. Ve çok esaslı bir tevbeyle tevbe etti ve Peygamber oldu biliyorsunuz İnşaAllah. Havva annemiz de veli, evliyadır. Çok muhterem bir insandır. O da tam tevbe etti ve Allah’a tam kul oldu. Allah da yardım etti. Ama münafık çok kararlıdır. Allah onun için diyor ki bakın; “onların kalpleri parçalanmadıkça asla vazgeçmezler” diyor. Münafık apayrı bir şeydir. Asla ve asla, manyak, ne yaparsan yap, evir çevir manyak, tepesi üstüne getir yine manyak, ayakları üstüne bastır yine manyak, durur durur deliliğini yapar. Zaman zaman da evliya gibi, hakikaten pişman üslubu yapar. Mesela diyor; Ahirette, Cehennemde, “ben Allah’tan korkarım” diyor. Mesela Şeytanın böyle bir üslupta bulunması şok bir açıklama değil mi? Hayret edilecek. Ömrü boyunca iblislik yapmış, sonra da “Ben Allah’tan korkarım” diyor. Bir açıklama daha yapıyor, o da şok açıklama, çok şaşırtıcı “ben sizi davet etmedim” diyor. Allah Allah kim yaptı o zaman, değil mi? “Sadece ben söyledim siz de icabet ettiniz” diyor. Hayır doğru hakikaten öyle söylüyor onun bir gücü yok. Ama o zaten yapsınlar diye uğraşıyor. Yani yapmaması için söylemiyor ki onu yapsınlar diye söylüyor. Ama bak, buna rağmen hakikati biliyor.
Mesela şeytan Mehdi (a.s.)’yi bilir. Peygamberin, Peygamber olduğunu bilir. Münafıklar da bilir Peygamber olduğunu ama uymaz. Çok acayiptir bu. Mesela diyorlar; Peygamber(s.a.v.)’in yanında “sen Allah’ın resulüsun” diyorlar. Biliyor aslında ama müthiş bir öfke var içinde kin var. Şeytani bir ruhla yapmıyor. İtaat etmiyor. Çok şaşırtıcıdır yani böyle çok derindir manyaklığı münafığın ve şeytanın. Ama Mehdi (a.s.) anti-şeytandır, anti-iblistir, anti-deccal’dir. Onun için Mehdi (a.s.) devrinde şeytan öldürülüyor. İlk defa böyle gerçek anlamda çöktürülüyor, inşaAllah. Bütün dünyada çöktürülcektir. Ve herkes iman ediyor, Hz. İsa Mesih (a.s.)’in yardımıyla inşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler