Adnan Oktar’ın 1 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Mesela rahibeler, rahibe hanımlar biliyorsunuz Hz. İsa (a.s.) ile Allah Katında kendi aralarında evleniyorlar, Hz. İsa (a.s.) ile. “Ben onun eşiyim” diyor, Hz. İsa (a.s.)’nın. “Evlenmiyorum kimseyle” diyor. “Ahirette ben onunla beraber olacağım” diyor. 2000 yıldan beri, 2000 yıldan beri. Mesela bakın kadın, Müslüman, o zamanki Müslüman kadınlar, tabii sonradan bozulmuştur Hıristiyanlar ayrı mesele. Mesela 17- 18 yaşında rahibe kızlar var; “kim ile evlisin?” de, “Hz. İsa (a.s.) ile evliyim” diyor. Gıyabında nikah kıyıyor, Hz. İsa (a.s)’ya. “Ben onun eşi oldum. Ben hibe ettim kendimi ona” diyor. “Allah için hibe ettim.” “Niçin istiyorsun bunu?” diyorsun. “Sonsuza kadar o Allah’ın güzel nuru ile beraber olmak için istedim” diyor. “İki günlük dünya için ben istemiyorum evlilik” diyor. Et, kemik meraklısı kimse değil. “Sonsuza kadar Allah’ın tecellisi olmak için evleniyorum” diyor. Onun için Hz. İsa (a.s.)’nın Ahiretteki konumu öyle tarif edilecek gibi değildir. MaşaAllah. Öyle bir tane, iki tane, on tane, yüz tane, 10 bin tane değildir, yani. MaşaAllah. Yalnız bazı avanaklar evlilik deyince bunlar hep cinselliğe sırf buna dayandırırlar. Halbuki orada bir tutku ve aşk var. Tutkuyu ve aşkı Allah’ın tecellisine ifade etme var. Yoksa Peygamber Efendimiz (sav)’de de, mesela Hz. Süleyman (a.s.) 1000 tane hanımı var. Bu cinsellik amaçlı değil. Yani içinde cinsellik tabii ki var fakat onların anladığı anlamda değil. Aşk var, tutku var. Derin bir aşk var. ve Hz. Süleyman (a.s.)’a aşıklar. O aşkla o kadının ruhu açılıyor ve sonsuza kadar onunla beraberler, Hz. Süleyman (a.s.) ile beraberler. Böyle bir fırsatı Müslüman kadın kaçırır mı? Tabii ki kaçırmıyorlar. Peygamber Efendimiz (sav)’le Hz. Ayşe gencecikti evlendiğinde. Peygamber Efendimiz (sav) 60 yaşındayken evlendi. Gencecik kızlarla evlendi. Peygamber (sav) zamanında benim evladım, kızım olacak, diyecek ki; “baba ben kiminle evlensem acaba?” O an reddederim evladımı. Sen benim evladım değilsin. Peygamber (s.a.v.) duracak, diyecek ki bana; “ben kiminle evleneyim acaba?” Bu ne demek bu? Yani “dünyevi bir eğlence var mı?” “Çıkarıma uygun bir şey var mı” anlamına gelmiyor mu bu? Ben Ahiretten vazgeçtim anlamına gelir bu. O benim evladım olmaz, öyle şey olmaz. Çünkü Peygamber (sav)’e sevgim benim şiddetli. O konuda deliyim ben. Yani öyle, benim o konuda sağım solum olmaz. Yani o konuda benden bir tutarlılık, mantık falan beklemesinler. Çok deli hareketler yaparım ben, inşaAllah. Yani makul, tabii Kuran’a uygun ama halkın anladığı, bir kısım insanların anladığı, makul ve tutarlı bir tavrım olmaz.
Ahzab Suresi, 50. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile,” çok fazla cariyesi var Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, “seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını,” bak, amcasına ait kızlar, “halanın kızlarını,” ne kadar varsa ama halanın kızlarını, “dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık.” Benim canım, benim yüce Peygamberim (sav), Allah’ın tecellisi. Ne büyük şeref onlara, değil mi? Onların hanım olması ve bizim annelerimiz oluyorlar sonsuza kadar. “Bir de, kendisini Peygambere hibe eden,” “Ben Allah için seninim. İster al, ister alma. Ben sana kendimi verdim” diyor hanım. Bak, “bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği,” Peygamberimiz (sav) de kabul ediyor, “mü’'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere-” helal olsun, helal olsun, sonsuz kere helal olsun, “has olmak üzere (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik.” “Size bildirdik” diyor Allah. “Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın.” Kimse sana dedikodu yapmasın. Münafıklar alçakça iftira atmasınlar. Alçakça dillerini uzatmasınlar. Allah, dillerini kopardım, diyor yani manen. “Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” Ve Peygamberimiz (sav) üzerindeki o dedikodu kalkmış oldu. Peygamberimiz (sav) bayağı evliydi, bayağı. Hanımları aşıktı Peygamber Efendimiz (sav)’e. Gözler simsiyah, aslanım; kirpikleri yukarı doğru kıvrık, uzun kirpikliydi. Bembeyaz pembe yüzlü, büyükçe başlı. Başı iriydi Peygamberimiz (sav)’in. Simsiyah saçlar böyle omzuna kadar uzanıyor. Boynu kalınca, omuz böyle, pehlivandı Peygamberimiz (sav) biliyorsunuz. Yani çok acı kuvveti vardı. Kimse yenemiyordu. Oranın başpehlivanını getirdiler, ağır siklet yani en kuvvetli adam. Yani ünlü, bütün bölgenin pehlivanı. “Beni yen, imana geleceğim” dedi. Peygamberimiz (sav) tuttuğu gibi vurdu. “Ben boş bulundum. Yanlış oldu, böyle olmadı” dedi. Bir daha aldı, bir daha vurdu Peygamberimiz (sav). Adam bitti ondan sonra. Yani çok acı kuvveti vardı...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Bunları Biliyor Musunuz?
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...