Adnan Oktar’ın 3 Ağustos 2010 tarihli Güneydoğu Olay TV ve Çay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Münafığı anlamak için şeytanı iyi anlamak lazım. Şeytanın birebir kopyasıdır münafık. Yani ona akılcı bakmak lazım. Mesela münafığa baktığımızda bu adamı biz teşhis edelim dediğimizde, şeytan ile ilgili ayetlere bakacağız. Şeytanın ana özelliği ne? Hâşâ Allah olmak istiyor şeytan. Hâşâ hâşâ Allah’ı beğenmiyor. Yani ben daha akıllıyım. Daha isabetli düşünürüm. Mesela çok ilkel mantığa sahip ama yani hikmet gözüyle, ledün gözüyle bakmadığı için çok ahmakça kararlar veriyor. Mesela bakın mantığının ilkelliğine bakın. Diyor ki; “ben ateşten yaratıldım, insanları topraktan yarattın” diyor. Dolayısıyla haşa “mantıksız karar veriyorsun” diyor, Allah’a. “Onlar bana secde etsin, ben niye ona secde edeyim” diyor. Yani tam ahmak. Ledün gözüyle, derinlik gözüyle olaya bakmıyor. Ve ta baştan Allah hakkında bir karar vermiş, o. Yani Allah’a karşı tavır almış. Allah’tan büyük olma kararı almış, kendisi Allah olmak istiyor. Allah da buna imkân veriyor Cenab-ı Allah. Yani imtihanın zeminini iyi oluşturacağı için, yani iyi değil de yani makul oluşturacağı için anlaşıldı mı? Çünkü ona hakikaten ihtiyaç var imtihanın oluşması için. Hemen münasebetsizliklerini ve deliliğini insanlara da yaymaya başlıyor. Mesela Hz. Adem (a.s.)’e de şimdi Adem (a.s.)’a haşa sen Allah’tan büyüksün demek istemiyor. Enaniyeti daha büyük olduğu için onun. Haşa Allah olmak isteyen kendisi. Ama onu kendi etkisi altına almak için, “onun zaafı ne olabilir?” diyor düşünüyor. Kendinden bakıyor kendi zaafı nedir? Mülk sahibi olmak, mal sahibi olmak, rahat etmek ve sonsuza kadar yaşamak. Şimdi haşa Allah’tan da şüphe ediyor. Yani acaba sonsuza kadar yaşatacak mı? Yani sonsuza kadar imkân verecek mi gibisinden şüphesi var. Onu Hz. Adem (a.s.)’a yansıtıyor. Diyor ki; “sana sonsuzluğun sırrını vereyim mi? Sonsuzluğun yolunu sana göstereyim mi? Sonsuz olmanın yolunu” diyor. Birden Hz. Adem (a.s.)’in aklına şüphe düşürüyor. Halbuki Allah zaten onu yaşatacak. Orada Allah’a güvenmesi gerekiyor Adem. Zelle, Peygamber hatasına zelle denir. Zelle de bulunuyor ve adama uyuyor, onun dediğine uyuyor. Mesela münafık ilk aşama da onu kendine bir adım attırmış oluyor. Tabi ikinci üçüncü dördüncü aşamaları vardır ama Allah o aşamada Hz. Adem (a.s.)’i kurtarıyor yoksa şeytan onun peşini bırakmazdı. Yani bir tek onunla bırakmazdı. O yedirttiğinle kalmaz o. O ekip olmak istiyor. Melekleri haşa hiç önemli görmüyor. Önemli görmemesinin nedeni şu, Hz. Adem (a.s.)’e secde ediyor onlar. Zaten onların kaybettiği kanaatinde o. Yani gurur, kibir, enaniyet, büyüklük hissinde olduğu için onların o vasfını zaten kaybettiğini düşünüyor, büyüklük. Onlara hiç dokunmuyor. Sadece Adem (a.s.)’e Adem (a.s.)’e de Allah’ın ona değer vermesinden dolayı ona öfkeleniyor. Onu da istemiyor. Sadece kendisine önem verilmesini istiyor. Onun için Allah insanları önemli görür yani Meleklerden daha önemli görür. Daha çok değerlidir yani. Tabii onlar da değerlidir ama insanları Allah daha değerli görür, inşaAllah. Tabii anlatılabilmesi için bu cümleleri seçiyorum. Bu Türkçe tam bazen uygun olmuyor ama anlatabilmek için teşbihte inşaAllah hata olmaz, Allah affetsin. Bir de şeytan, Allah’a karşı sanki böyle gizliden seviyormuş da gizliden saygı duyuyormuş da belli etmek istemiyormuş gibi tam böyle sapık karakter yani. Diyor ki; “ben diyor Allah’tan korkarım” diyor. Bu çok hayret edecek bir şey. Madem korkuyorsun niye o psikopatlığı yapıyorsun. Yani değil mi? Çok anormal bir tavrı var. Bir de deliliğinin gereği olarak mesela Cehennemi göze alıyor. Cehenneme gideceğini bile bile bunu yapıyor. O kadar hırslı o kadar azgın hani var, psikopat tipler olur. Gider kafasını duvarlara vurur, gider kendini yakar manyaktır yani. Her şeyi göze alır. Mesela “Cehennemde sonsuza kadar yanarsın” diyorsun. “Yanayım” diyor. Bu tarz manyaktır şeytan. Münafık da bu tarz manyaktır. Yani bilir fakat buna rağmen yapar, aynısıdır, tıpkısıdır. Hani böyle manyak filmlerinde falan olur ya böyle. Şeytanı, manyak filmlerinde insanlar bilinçaltında bildikleri için filmlerde onları gösterirler, bu tip şeyler yaparlar. Bakın sonsuza kadar Cehennemde kalmayı göze alacak kadar azgın. Ama orada da insanlara sükse yapıyor. Diyor ki, kendince; “ben Allah’a iman ediyorum Allah’tan korkuyorum ve ben sizi öyle teşvik etmedim” diyor. Ve orada insanları aşağılıyor kendince. Bakın yine orada enaniyet yapıyor, kafayı enaniyete taktı “ben sizi sadece çağırdım” diyor. “Siz o kadar düşüncesizsiniz ki, o kadar akılsızsınız ki, sadece çağırmam yetti. Gittiniz sapık oldunuz, anormal oldunuz. Ben size böyle bir şey dedim mi? Gidip böyle bir şey yapın demedim” diyor. Dolayısıyla “çok akılsızsınız, ben sizden daha akıllıyım, burada da akıllıyım. Bak burada da aklıyım” diyor. Anlaşıldı mı? Derdi yine enaniyet, büyüklük hissi. “Cehennemde hiç önemli değil yanayım” diyor. Ve sonsuza kadar Allah’a karşı dik başlı şeytan. Yani psikopat manyak. Onun için diyor Cenab-ı Allah; “pişmanlıklarını gizlerler Cehennemde” diyor. Millet zannediyor ki, Cehennemde vazgeçiyor zannediyor, vazgeçmiyor. Yani sonsuza kadar vazgeçmiyor adam, manyak yani. Allah onu öyle yaratmış. Yani insan hep pişmanlık duyduklarını zannediyor. Hatta diyor; “göz ucu ile bakar, pişmanlığını gizlerken” diyor. Yani yine enaniyetten, enaniyete devam ediyor. Burada dünyadaki münafıklara bakın yine aynı ağrına gider.
Mesela Dırar Mescidi’ni kurduğunda münafıklar haşa Peygamberimiz (s.a.v.)’i beğenmiyorlar. Aslında Allah’a karşı da içleri kinli ama bunu direk ifade edemiyorlar yani onun için mescide ihtiyaçları oluyor. Mescid olmasa kimse gelmez. Yani tam Allah’sız kitapsız olduklarını söyleseler gelmez. Onun için Allah’a inanıyoruz diyorlar ki, mescid olsun. Yani biraz onlara hareket kabiliyeti sağlıyor mescid. Mesela namaz kılmaları onlara hareket kabiliyeti sağlar. Sakal bırakıyor mesela cübbe giyiyor, sarık sarıyor, tesbih çekiyor. Oradan anlıyor ki insanlar, bunlar herhalde Müslüman. Hâlbuki değil o, onu haşa bir tuzak olarak kullanıyor. Yani çünkü onu kullanmadığında aleni kâfir olmuş oluyor. O, ona yaramıyor kendi kafasına göre, o münafıklığı istiyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı öfkeyi de açıkça söyleyemedikleri için, böyle bir mescide, böyle bir usul ile söylemeyi uygun buluyorlar. Mesela diyor ki; “bakın buraya, bu mescide, hiç kadın girmez. Ama Peygamberin (s.a.v.) mescidine gidin diyor oraya, kadınlar da geliyor” diyor. Burada biz diyor; “mesela kadına karşı bir şey duymuyoruz görüyorsunuz. Yani dünyadan çekildik biz. Bizim bir kadın şehvetimiz yok. O kadar takvayız ki. Ama onlar kadına düşkünler görüyorsun, istekliler. Mesela bak, biz ne altın takıyoruz, ne süs takıyoruz bayanlar-hanımlar” diyor. Diyor Allah; “ziynetlerinizi takıp gelin mescitlere” diyor. “Ziynet dünya hayatının süsü, ziynetle bizim ne işimiz var, niye ziynet takalım” diyor. Değil mi? "Biz kendimizi Allah’a vermiş insanlarız, ziynet niye takalım” diyor. Allah diyor ayette “ziynetleri”. Adam “olmaz, takvaya uygun değil” diyor. Biz tamamen kendimizi Allah’a verdik, diyor.
SERDAR DAYANIK:Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım Araf Suresi 31. ayet. “Ey âdemoğulları her mescit yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü o israf edenleri sevmez.’’
ADNAN OKTAR: Şimdi o ziynet münafığın en ağırına giden bir şeydir. Hz. Süleyman (a.s.)’ın ziynetleri de onlara çok ağır gelmişti. Hz. Hasan’ın, Hz. Hüseyin’in kıyafetleri de çok ağırlarına gitmişti. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kıyafetleri, cübbesi çok ağırlarına gitmişti. Biz diyor “bak çula büründük geldik. Üstümüzde çul var. Yani o kadar takvayız ki, bak günlerden beri yemek de yemiyoruz” diyorlar. Kadınlarla ilgi var “haşa sen benim annem gibisin” diyor karısını da, kendisine haram kılıyor böyle münafıklar. Yani cinsellikten nefret eden bir üslupları var. Ama helal olan cinsellikten ve dolayısıyla kadından. Kadından nefret eden bir üslupları var. Temiz ve güzel giyinmekten, ziynetten de nefret eden bir üslupları var. Bir de dinin kolay olması çok bunaltıyor onları. Ya diyor “adamlar namazını kılıyor çıkıp gidiyorlar, olur mu, mescide girin” diyor. Orada dedikodu yapıyor akşama kadar mescitte. Orayı bir hâşâ toplantı yeri gibi kullanıyor sadece dedikodu yapılacak bir toplantı yeri olarak kullanıyor. Yani münafıkların o kadar çok numarası vardır ki bir tane iki tane on tane değil. Ama hepsini Kuran’a uygun Peygamberin (s.a.v.) sözüne uygun iddiası ile yaparlar. “Peygamber dünyadan geçin demedi mi?” diyor. Dedi ama o anlamda dünyayı tamamen bırakın böyle avanakça sürünün mü dedi. “Dünyayı Allah’ın dinine hizmette kullanın” diyor. “Dünyada sizindir nimetler. Ahirette yalnızca sizindir” diyor, Allah. Dünya nimetlerini tabii ki kullanacak mümin. O, “hiç kullanmayın anlamında dedi” diyor. Peygamberin (s.a.v.) dediğini Peygambere (s.a.v.) öğretmeye kalkıyor. Ve çarpıtıyor ve çarpıtılmış hadislerin kaynağı o devrin münafıklarıdır, işte. Var ya şu ana kadar gelen çarpıtılmış sapkın inançları vardır. Hepsinin kaynağı o Dırar Mescidindeki münafıklardır, üçkâğıtçılardır. O sahtekârlar silsile yolu ile devam ettirdiler şu ana kadar. O uydurma rivayetleri uydurma izahları. Var ya meşhur işte çabut bağlamadan tut, bilmem başka şeyden çık. Her türlü sapkın inanç. Onun için bak münafıklara çok uçtadırlar. Ya Peygamberi (s.a.v.) hiç kabul etmezler. Yahut Peygamber (s.a.v.)’i çok seviyor görünümünde, Peygamber (s.a.v.)’e içten içe kinli olurlar. İki ayrı cereyan şeklinde çıkmıştır. Mesela İslam da Müslümanlık da Peygamberin (s.a.v.) vefatından sonra çıkan cereyan da bu iki uç düşünce gelişmiştir. Biri Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetine Peygamberimize (s.a.v) bağlılığa sadakate karşı öfke tarzında. Biri de Peygamberi (s.a.v.) çok seviyor adı altında Peygamberi (s.a.v.) ve Hz. Ali’yi ilahlaştırmaya kalkan bir üslup. Mesela Hz. Ali’ye diyor ki; “sen Allah‘sın” diyor haşa. “Hz. Ali çok öfkeleniyor, yakın bu adamı” diyor, öfkesinden. Allah’ın şanındandır, tabii yakacaksın beni” diyor. Bak psikopatlığı görüyor musun? Manyak yani artık. Yani münafık manyaklığının ucu bucağı yok. Hâlbuki öfke ile söylenmiş bir söz. Değil mi? “Tabii Allah’ın şanındandır. Tabii ki beni yakman gerekir, yakacaksın tabii ki” diyor. Hani Allah; “Cehenneme atarım” diyor ayette. “O da senin vasfın zaten” diyor. Yani münafık manyaklığının ucu bucağı yok anlayamazsın çok karanlık gizli bir dünyası vardır. Birbirlerinden çok nefret eder münafık. Yani kâfirden o kadar nefret etmez. Ama birbirlerinden de ayrılamazlar. Mesela sırtlan sürüsü de bir aradadır. Birbirini boğar, öldürür, yaralar ama ayrılmazlar. Münafık da öyle birbirinden ayrılmaz. Hem nefret eder, hem ayrılmaz. Çünkü sırtlan çok itici görünümlü değil mi? Çok pis hayvan, ama ayrılamıyor. Mesela yaban domuzları da yaban domuzu sürüsü de. Mesela birbirlerine sürekli boynuz vurur yaban domuzları çok pistirler yani tiksindirici bir hayatları vardır. Ama ısrarla bir arada yaşarlar. Kopamaz münafıklar da böyledir; yaban domuzu sürüsü gibi hem birbirlerinden tiksinir, hem birbirlerine düşmandır ama ayrılamazlar. Müslümanları böyle yaban domuzu sürüsü gibi uzaktan izlerler inşaAllah. Ve aleyhlerinde bir sure indirilmesinden çok korkuyorlar böyle de bir şeyleri var. Yani yine de böyle Allah’ın onlara bela vermesinden de bir yönde yine de çekiniyorlar, ama karar da veremiyorlar tereddüt içindeler, tereddütler içinde bocalayıp duruyorlar. Bir olabilir bir olmayabilir mantığında oluyorlar.
SERDAR DAYANIK: Siz daha iyi bilirsiniz Hocam, Kuran ayetinde inşaAllah “kuşkuya kapıldıklarını” buyuruyor Yüce Rabbimiz, “ve kuşkularında da kararsızlığa düştüklerini” buyuruyor münafıkların inşaAllah.
Bu ziynetle ilgili bir ayet daha vardı, okuyayım Hocam onu da.
Araf Suresi 32. ayet. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. De ki: "Allah'ın kulları için indirdiği ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?” De ki:”Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır”. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
ADNAN OKTAR: Münafıklar sahabelerin şık ve temiz olmasından çok rahatsız olurlar. Özellikle Ehl-i Beyt’in Hz. Hasan, Hz. Hüseyin çok güzel şık giyiniyorlardı. Peygamberimiz(s.a.v.) de çok güzel giyiniyordu. Yani nefesi kesiliyordu insanların. Özellikle Hz. Hasan, Hz. Hüseyin Peygamberimiz (s.a.v.)‘in torunları en şıkıydı o bölgenin. Münafıklara da acayip ızdırap veriyordu, onlar da çul mul giyiyor böyle. Rezil kafasına bir çaput parçası sarıyor böyle perişan vaziyette. Leş gibi kokuyor falan pislik, gülmez, neşelenmez. Peygamberimiz (s.a.v.) hanımlarıyla yakalamaca oynuyor, münafıkların bu çok ağırına gidiyor. “Peygamber bunu yapar mı?” diyor. O Mekke müşrikleri, azgın büyükler, o devrin azgınları. Mesela babası o devrin ünlü alimi, müşrik alimi ama veyahut müşrik bir subay, müşrik bir zengin bol para toplamış veyahut o devrin herhangi bir mesleğinde en yükselmiş kişi babası. Peygamberimiz (s.a.v.) devrinde bunların hepsi Müslüman oluyorlar. Ama mescitte köylüler var, işçiler var işçinin yanında paşa var, paşanın yanında doktor var, doktorun yanında köle var münafıklara bu acayip koydu acayip ızdırap çektiler. Peygambere (s.a.v) de zaten “Ebu’l Kasım’ın yetimi” diyorlar. Ona da peygamberlik gelmesi zaten onlara ağır gelmiş durumda. En sonunda işi piskopatlığa verip Dırar Mescidini kurdular. Kendilerince böyle değişik şekil verdiler. Oraya, o üst kademeden münafıklar gelmeye başladılar kendini büyük yüksek zanneden. Yani soy bağına göre hareket eden mesela falanca bey feşmekanca bey diye tanıdıkları kişiler. Onları da haşa küçük görüyorlar Peygamberimizin (sav) mescidine gelenleri. Çünkü köleler, ameleler, işçiler geliyor. Resulullah (s.a.v.)’ın yanına sakat insanlar da geliyor herkesi kucaklıyor Peygamberimiz (s.a.v.). Onlar da onlardan pek haz etmiyorlar, haşa ağırlarına gidiyor. Münafıkların bir yönü de budur yani kendilerini daha seçkin, daha üstün görürler yani böyle maddi yönden, görünüş yönünden, her yönden ve bu onlara ibadet gibidir. Yani ona göre insanlara değer verirler. Mesela para nerdeyse o, oraya gider, yiyecek nerdeyse oraya gider Kuran buna işaret etmiştir. Mesela Müslümanların yanında kalmasının nedeni, bir süre Müslümanların yanında mesela Müslümanın evinde buğday oluyor, buğdaya musallat olan kurt gibi. Anlaşıldı mı? Böyle asalak mahluktur. Kendi buğdayı yedikten sonra acıkırsa o, gider başka yerlerde aramaya başlar. Kurt gibi sürünerek gider aramaya başlar. Sorunları o olduğu için hep münafıklar sadece menfaatlenecek yerleri ararlar oradan oraya. Onun için diyor Allah “akrabalık bağlarını gütmezler” diyor. Akrabalık kim zenginse akraba odur, kim yemek veriyorsa akraba odur, kim onu çaba göstermekten, tebliğden alıkoyuyorsa; çünkü çaba göstermeyi ve tebliği riskli görür münafıklar, tehlikeli görür. Ondan uzak tutan kim varsa oraya gider. Ayette diyor “mağaralar bulsalar, bir kovuk bulsalar gitmek isterler ve uzaktan sizin haberlerinizi izlerler” diyor. Münafık bağlantıyı da kesmez. Onun için mesela Mehdi (a.s.) cemaatini, münafıklar çok dikkatli izlerler, pür dikkat izlerler. Peygamberimiz(s.a.v.)’in cemaatini de pür dikkat izlemişlerdir. Bana ne deyip gitmez münafık.Bak, “uzaktan haberlerinizi izlerler” diyor. Yani ömrünün sonuna kadar takip eder münafık. “Ve size bir hayır dokunduğunda onların fenalarına gider” diyor, ızdırap olur. Mesela “gençlik, zindelik, sağlık, sıhhat, kudret, mal, mülk falan, onları çökertir” diyor, Allah onlara bir azap olarak onu yaratmıştır. Müminlere nimet verdikçe onlar çöker. “Ama size bir saldırı yapıldığında onların hoşuna gider” diyor. Halbuki ahmak anlamadığından oluyor kendi kafasında. Halbuki saldırı yapıldığında manevi makamı yükseliyor zaten Müslümanın, değeri yükseliyor. Çünkü Müslüman zaten Ahiret için burada, Allah rızası için burada. Saldırı yapıldığında zaten yükselir Müslüman. Saldırı yapılmadığında, Müslümanın manevi makamı yükselmiyor. Yani yükselir de belli bir derecede kalır. Saldırının çok büyüktür yükseltme gücü. Onun için mesela Mehdi (a.s.) cemaatinde de sık sık saldırılar oluyor. Peygamberimiz (s.a.v) diyor; ”üç büyük münafık hurucu olacak Mehdi (a.s.) cemaatinde, üç defa medine sarsılacak” diyor. Ama bakın hadiste çok manidar sarsıntı anında münafık tüyüyor. Bir saldırı, bir ekonomik kriz, bir baskı, korku, ona benzer yahut bir deprem herhangi bir şey, zorda kalacağı bir şey, şartlar zorlaştığında kaçıyor. Yoksa yaşayabilecek bir ortam olursa münafık duruyor. Onun için bak, “üç defa deprem olur. Medine bütün münafıklarını atar. Demirin pasını atması gibi, sadece seçkin Müslümanlar kalır. Has Mehdi (a.s.) talebeleri kalır” diyor hadiste. “Bütün münafıkları atar Medine (İstanbul)” diyor. Ahir zamanda Mehdi (a.s.) cemaatinin münafıkları çok mühimdir, bunlar ileride insanlar tarafından tanınıp bilinecekler, tek tek, isim isim. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) zamanının münafıklarının hepsi biliniyor, isim isim, şu, şu, şu, hepsi bilinir, ünlü münafıklar. Mehdi (a.s.) devrinin de bütün ünlü münafıkları bilinecektir Kıyamete kadar, meşhurdur onlar. İki münafık güruhu çok önemlidir. Bir, Resulullah (s.a.v.) zamanının münafıkları, bir Mehdi (a.s.) devrinin münafıkları. Çünkü iki devri de Peygamberimiz (s.a.v.) müjdelemiştir. “İki devir de gariptir, aciptir- acip, hayret verici. Bir benim devrim, bir Mehdi (a.s.) devri. Her ikisi de birbirine benzer, sahabe devri gibidir ikisi de” diyor. Ama Ahir zamanı öyle bir övüyor ki Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “ne evvelkiler, ne Ahirdekiler onları geçemezler. Çünkü deccaliyetle boğuştuğu için Mehdi (a.s.) ve talebeleri çok yüksektir” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Hatta “Ebubekir ve Ömer ona üstün olamazlar. Yani Mehdi (a.s.)‘ye üstün olamaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ebubekir ve Ömer’den de üstündür” diyor, makamını anlamaları için. Evet mesela bak münafıklar diyorlar ki; “ve dediler ki: ‘Bu Kur'an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?’”,”Ebu Kasım’ın yetimine mi indirdi Cenab-ı Allah” diyor. Değil mi? “Yanlış oldu” diyor. Mekke'nin, Medine’nin müşrikleri var ünlü böyle ileri gelenler, profesörler, o zamanın paşası mı artık neyiyse yahut zengini, “ona inmesi gerekiyordu” diyor. “Nasıl olur, cahil insan” diyor. Zaten ayette söylüyor Cenab-ı Allah değil mi, “ümmi” diyor. Adam sekiz dil biliyor. “O varken nasıl ona oluyor” diyor. Orada savaşları aslında Allah’a. Ama münafığın tabii ahmak stili içerisinde bunu sezdirmemek için dini sanki savunuyormuş gibi gösterme politikası vardır...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler