Adnan Oktar’ın 27 Ağustos 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından
ADNAN OKTAR:... Şimdi, bunlar neyin nerden kaynaklandığını anlamadıkları için, “olayı yapsa yapsa herhalde Fethullah Hoca yapıyor” diyorlardır. Bana bir tane “Fethullah Hoca’cı” dedikleri kişilerden bir tane birisini göstersinler. Bir konuşalım, nasılmış bu marifet? Yani hep hayali adamlardan bahsediyorlar. Hep Fantoma gibi, görülmeyen duyulmayan adamlar. “Şu adam” deyin, resmini koyun. Televizyona getirin, gösterin. Adamla gidip konuşalım. Neymiş, bir öğrenelim bakalım, aslı astarı var mı? Tamamen, doğru olmayan ifadeler. Fethullah Hoca o tip işlerle uğraşmaz. Talebeleri de çok çekingen mizaçlıdır. Ben biliyorum. Havada uçan kuştan bile tedirgin olurlar. Mizaç itibari ile çok içine kapalı kişilikleri, nezih insanlar, kibar ve saygılılar. O tip olaylardan şiddetle kaçınan insanlar. Öyle gözü kara, o tip olayları yapacak bir tıynette, kişilikte değiller. Bir de farz edelim, öyle bir şey yapsa bile insan, mutlaka geride bir delil bırakır, değil mi? İnşaAllah. Yani, mutlaka bir alameti olur. E kardeşim, bu nasıl bir yapı ki sıfır delil bırakıyor? Sıfır delil bırakıyor arkasında, değil mi? Şimdi arkasında sıfır delil bıraktığına göre, o zaman bunun bizim bildiğimiz tarzda bir yapı olmadığı anlaşılıyor. Yani öyle bir bizim bildiğimiz, et kemiği andırır bir yapı olmadığı anlaşılıyor, değil mi? Oktay Ekşi’yi bir gün birisiyle bir tanıştırsak, bıyığı bir yere gider, kendi bir yere gider yani, inşaAllah. Aklını atar, inşaAllah. Yani çok heyecanlanır, çok ürker. Manevi heybetinden ürker yani, maneviyatından ürker, o anlamda diyorum, inşaAllah. Alır yerden mesela taş parçasını, elinde alır un gibi böyle aşağı ufalar, değil mi? Onun talebeleri. Ve onun ismi Fethullah değil, inşaAllah. Onun ismi malumdur, Hz. Hızır (a.s.)’dır ismi, Hızır (a.s.)’dır, İnşaAllah. İstedikleri kadar arasınlar, hiçbir şekilde Fethullah Hoca ile alakası olmadığını görecekler. Yani son derece gariban, mazlum, çekingen insanlardır. Yani uzaktan yakından alakaları olmaz. Fethullah Hoca hatta hafif bir tedirginlikten dolayı bile Amerika’ya gitti. Hafif bir tedirginlik, ortada hiçbir şey yok. “Ne olur, ne olmaz” gibisinden. Talebeleri de tedirgin oldular. “Aman” dediler, “Hocamız gitsin” dediler. Mesela şu an Türkiye’ye rahatça dönebilir. Dönmüyor, tedirgin olduğu için. Yani çok temkinli ve şey insanlar, yani ‘çekingen’ diyeyim, çekingen insanlar. Böyle belalı, tehlikeli, riskli işlere asla girmezler, asla. Bunu diğer Müslümanlardan da yapan olmaz. Yapsalar da mutlaka açık verirler söyleyeyim. Öyle bir konu olmaz yani, kardeşlerimi tenzih ederim de. Bir kısmı, yani düşündüğüm, tahmin ettiğim tipler var. Onlar da yapsa, mutlaka çok büyük açıklar verirler. Öyle kapı gibi açıklar verirler ve anında yakalanırlar. Öyle bir konu olmaz. Bakın kardeşim, mükemmel bir kusursuzluk var. Etmeyin, yapmayın, çatmayın yani, değil mi? Bunlar basbas bağırıyorlar. Yani, “aney!” tarzında böyle. Bak diyorlar, “herkesi ele veriyor” diyorlar, “bu güç neyse” diyorlar. “Tek tek yakalıyor, herkesi alıp perişan ediyor” diyorlar. Allah Allah. Kardeşim, devletin MİT’i var. Yani, mükemmel istihbarata sahip devletin MİT’i. Ordunun istihbaratı var. Mükemmel istihbaratı vardır ordunun, yani mükemmeldir. Jandarmanın istihbaratı var, mükemmeldir. Emniyetin istihbaratı vardır, süper süper mükemmeldir. Uçan kuştan haberleri olur. Bir kere bunu bıraksınlar. Habersiz bana bir tane uçan kuştan haber versinler, desinler ki “şu oldu habersiz”. Bana söylesinler. İmkânsızdır, mümkün değil. Böyle bir şey yok. “Fethullah Hocacı” diyorlar, bakıyoruz adama. Adam zil zurna içiyor. İçer içer ben bir şey demiyorum da yani. Akşam pavyona gidiyor, eğleniyor. Namaz yok, niyaz yok. Nereden anladın Fethullah Hocacı? “Adamı yakalattığı için anladım” diyor. Yani “ihbar etti” diyor, “adamı” diyor. “İhbar mektubu yazdı” diyor, “gönderdi” diyor. Kardeşim, onun öyle bir şey yaptığı yok, elin garibanına da suç atmayın. Suç değil de, yani iddia da bulunmayın, öyle bir şey yok. Anlaşıldı mı? Yani, fevkalade metafizik bir dönemdeyiz biz. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nü şeytan yönetiyordu. Kendileri de söylüyor bunu zaten, değil mi? “Agarta bizi yönetiyor” diyor, “Şambala’ya karşı mücadele veriyoruz” diyor. Zaten Agarta, Şambala aynı kafadır. Yani, aslında ‘Agarta’ onların verdiği bir isimdir. Ben anlaşılsın diye söylüyorum. Güya kendilerini Hz. Hızır (a.s.) taraftarı gibi gösteriyorlar ama öyle bir şey yok. Agarta, onlar da yine şeytan taraftarları, anlaşıldı mı? Ama anlaşılması için söylüyorum. Müslümanlar asıl Agarta taraftarıdır ama onların anladığı anlamda Agarta değil. Yani öyle bir isme de ihtiyacı yok Müslümanların.Hz. Hızır (a.s.) vardır, talebeleri vardır, o kadar, inşaAllah. Bakın, Bediüzzaman diyor ki, “Ahir zamanda” Hz. Mehdi (a.s.) devrinde, son devire doğru “bir komitenin”, deccal komitesinin, süfyan komitesinin feci şekilde ezileceğini söylüyor Bediüzzaman ve “safha safha ezilecekler” diyor. Kendi zamanında güçlü olacağını söylüyor, Bediüzzaman. Bak, kendi zamanında süfyaniyetin ve deccaliyetin güçlü olacağını ve ona karşı bir galibiyetin mümkün olmadığını söylüyor. Yani, gerek şartlar gerek imkânlar açısından gerek zaman açısından bunun mümkün olamayacağını, ancak “Ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir” diyor. Artık Mehdi (a.s.) devrinde, durumu muhafazaya çalışır diyor, deccaliyet, süfyaniyet. “Deccaliyet” Darwinizm ve materyalizmdir. “Süfyaniyet” de Hafız Esad’ın şahs-ı manevisini oluşturduğu komünist İslami anlayış. Güya İslami gibi görünen komünist anlayış, anlaşıldı mı? Bu artık son zamanlar olacaktır ve “durumu muhafaza edecekler” diyor. “Üç devre istibdadı vardır” diyor, “üç devre. Birinci devresinde” diyor, “300 yılda yapılan tahribat, bir günde yapar” diyor. Bediüzzaman’ın devridir bu. “Sonra gittikçe adileşir” diyor. “Artık en son, durumu muhafazaya çalışır” diyor. Durumu muhafazaya çalıştığı an, işte Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıktığı andır. Durumu muhafazaya çalışırken de Hz. Mehdi (a.s.), tamamen tepeleyecektir ama Hz. Hızır (a.s.) ile Mehdi (a.s.) birlikte faaliyet ediyorlar. Dolayısıyla insanlar bu gördükleri görüntü içinde kimin, neyin, nerden geldiğini anlayamıyorlar, sebep araştırıyorlar. Bütün sebepleri oluşturan Hz. Hızır (a.s.)’dır. Allah, Hz. Hızır (a.s.)’ı kullanıyor. Mesela şahsın evine alır belgeyi gönderir Hz. Hızır (a.s.). Adam nerden geldiğini bilmez. Adam alır onu. O da onu götürür, oraya verir. Kaynağını sorsan, adam bulamıyor, bilmiyor. Yani, Hz. Hızır (a.s.) son derece zeki ve yaman bir varlıktır. Yani, her şeyi -Allah’ın yaratmasıyla- çok planlı yapar, çok ustaca yapar. Dolayısıyla metafizik olan olayları insanların gözünden Allah perdeliyor, fark edemiyorlar. Mesela bak, göz göre göre “tepmez devrilmez” denilen iddia edilen Ergenekon Örgütü rezil rüsvay oldu, değil mi? Bak, alçak yöneticileri de köpekler gibi kaçıyorlar şu an, uyuz köpekler gibi. Kuyruklarını arasına kıstırdılar, bacaklarının arasına kuyruklarını kıstırdılar. Uyuz köpek gibi, uzaktan seyrediyorlar. Madem delikanlıydınız, gelin bakalım bir görelim, değil mi? Niye kaçıyorsunuz uyuz köpekler? Devletin hakimlerine mermi gönderiyorsunuz, değil mi? Çakallık yapıyorsunuz. O mermiyi adama yuttururlar. Madem öyle delikanlısınız kaçmayın, değil mi? Niye kaçıyorsunuz? Ondan sonra da şu, bu falan... Ve en gariban insanları seçiyorlar. Mazlum Fethullah Hoca gibi, mazlum. Artık, mübarek, çekindiğinden, “laf söz dedikodu olur” diye Türkiye’ye gelemiyor. Tansiyonu çıkıyor, şekeri yükseliyor, rahatsız oluyor üstüne gittikleri için. Herhangi bir şey söylesen ağlıyor, üzülüyor. Şimdi böyle bir insanı buraya getirip basınla muhatap etmek; duyduğunda hem tansiyonu çıkıyor, hem şekeri çıkıyor şiddetli üzüldüğü için. Kendini de durduramıyor, üzülmeyi engelleyemediği için gelmiyor. Konu bu, kimseden korktuğundan falan değil. Talebeleri de nazenin insanlar, yani çok çekingen insanlar. Dolayısıyla böyle belalı işlerin içerisine, kapsamlı mümkünü yok girmezler.
İnşaAllah, evet. Şimdi, ben bizim Bay Bıyık’ın sorununu anlıyorum, sıkılmış o. Neden sıkıldığını da biliyorum ben. Çünkü adım adım birileri geliyor bir yerlere doğru. Gittikçe de birisi köşeye doğru sıkışıyor. O da herhalde biraz, anladığım kadarıyla durumdan memnun değil yani, inşaAllah.
Efendim, iddia edilen Ergenekon Örgütü kahpe bir örgütlenmedir. O iddia edilen Ergenekon mensuplarına, devletin savcılarına ve hâkimlerine gönderdikleri o mermileri kanun ve hukuk ölçüleri içerisinde yutturacağız. Bakın, bu çakallar bir daha yapamadılar, ben bunu söyledikten sonra. Bu itler yoksa daha geliştireceklerdi, çakallığın çapını bayağı genişleteceklerdi, değil mi? Ne dedik? Bak, “adresimiz belli” dedik, “buyurun, gelin” dedik, “be hey köpekler” dedik. Adamlar sadece böyle, hani köpek inlemesi vardır ya, acayip sesler onları çıkartıyorlar. Göğsümü gere gere geziyorum işte, gelin bakayım görelim nasıl? Devlete kabadayılık yapmak nasıl oluyormuş bir anlayalım, değil mi? Bakın, bunların iskambil kâğıdından bir kule olduğunu herkes gördü. Tam bir çakal örgütlenmesi. Mazluma bunların gücü yeter, yani eli kolu bağlı adama, değil mi? Baktılar ki artık korku imparatorluğunu devam ettiremeyecekler, çırpınıyorlar.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler