Adnan Oktar’ın 27 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Batıda olan kimsenin gördüğü gibi, doğuda olanda (aynı anda) rahatlıkla onu görebilecek” diyor. Şu an her yerde insanlar bizi görüyor mu, rahatlıkla? Hadiste diyor ki bak, “rahatlıkla” diyor, zorlukla demiyor. Batıda, Avrupa’da olan, Amerika’da olan şu an bizi görüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Çin’de olan?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Aynı anda?
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:Rahatlıkla görüyor mu?
OKTAR BABUNA:Görüyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Dabbet-ül Arz’ı Allah vesile ediyor. Bak biz kaç kişiyiz şimdi burada? Dört kişiyiz. Beşincisi Dabbet-ül Arz. Beşincisi Dabbet-ül Arz. Allah ona bir göz vermiş, onun gözü küçük. “Ufak domuz gözü gibidir” diyor Resulullah (s.a.v.). Küçük oradan bakar, oradan konuşur. Aldığı bilgiyi bütün dünyaya yayıyor. Mesela bak şu an burada konuşuyoruz, Dabbet-ül Arz bütün dünyaya aktarıyor. Aynı anda herkes duyuyor. Yapan kim? Allah. Bu mahluğu yaratan kim? Allah. “Yerden mamul” diyor Allah, topraktan mamul, “tükelli mihum.” “İnsanlara hitap eder, din zayıfladığı zaman ortaya çıkar” diyor. “O söz başlarına geldiğinde.” Kuran’da sözlere baktık, bir söz var, ‘o söz’, Peygamberlerin Allah’a verdiği bir söz var. Öyle mühim ki, Allah diyor ki; “bu ağır ahdimi aldınız mı?” diyor, Peygamberlere. Hepsi birden “aldık Ya Rabbi,” diyorlar, kabul ediyorlar. Hz. İsa (a.s.) Ahir zamanda zuhur ediyor, Mehdi (a.s.)’ye yardımcı olacak, inşaAllah. Ayetin işari manası tahakkuk etmiş olacak, inşaAllah.
OKTAR BABUNA:Hocam bir izleyiciniz daha mesaj göndermiş.
“Selamun aleyküm muhterem Hocam.”
ADNAN OKTAR:Aleyküm selam ve rahmetullahi.
OKTAR BABUNA:“Şu koca dünyada tek başınıza küfürle gece-gündüz mücadele ediyorsunuz, tıpkı sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) gibi. Rabbim yardımcınız olsun ve oluyor da. Allah’ın izniyle hepsini Kayseri pestili gibi ezip geçeceksiniz. Çünkü Rabbim doğrunun yardımcısı, sevgili Hocam. Bu yolda ben de Rabbimin bana verdiği tüm imkanlarla hizmet etmeye hazırım ve ediyorum da. Sizin vermiş olduğunuz mücadelede mücadele vermeye son nefesime kadar devam edeceğim, inşaAllah. Türk-İslam Birliği kurulacak, İslam dünyaya hakim olacak bu yüzyılda. Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Dualarınızı bekliyoruz, Allah’a emanet olun. Esselamu aleyküm. Kayserili Necati Yılmaz, Hollanda’dan.”
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. MaşaAllah.
“Yüzü insan yüzüne benzer” diyor. Gözü var mı?
OKTAR BABUNA:Var Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kulağı var mı?
OKTAR BABUNA:Var Hocam.
ADNAN OKTAR:Senin de var gözün, kulağın. Onun da var gözü, kulağı değil mi? İnşaAllah. Orada da insan yüzü tezahür ediyor veyahut başka görüntüler oluşuyor. Her türlü renk var mı? Bak diyor ki hadiste Ebu Hureyye (r.a.); “Dabbet-ül Arz’da her türlü renk mevcuttur.” Var mı her türlü renk?
OKTAR BABUNA:On altı milyon renk var Hocam.
ADNAN OKTAR:Hah. “Gagası kıllı” diyor. O bir takılı aletler var orada.
OKTAR BABUNA:Evet kablolar geçiyor böyle tel tel.
ADNAN OKTAR:Çıkarttığında, o gagasını çıkarttığında çok fazla kablodan oluşuyor mu? Kıllardan?
OKTAR BABUNA:Oluşuyor.
ADNAN OKTAR:Oluşuyor. Bak şu anda da bayağı bir şey var takılı. “Gagası kıllı” işte o şekilde anlatılıyor, yoksa gagada kıl ne arar. Peygamberimiz (s.a.v.)’in güzel bir anlatımı, bak gagaya benzetiyor aynen oradan çıkan kablonun, ince bakır teller de onun tüyü olmuş oluyor, inşaAllah.
Mesela bak diyor ki; “hiç kimse ona yetişemeyecek, kaçan da kurtulamayacak.” Müthiş bir sürat, elektrik süratiyle gidiyor. “Kaçan da kurtulamayacak.” Mesela münafıklar da şu an bizi dinliyorlar. Kurtulabiliyor mu?
OKTAR BABUNA:Kurtulamıyor.
ADNAN OKTAR:Kurtulamaz. İnşaAllah. “Gözü hınzır gözü gibidir” diyor hınzır. Yani domuz. “Kulağı da fil kulağı gibi” diyor. Açıp, kapanıyor. Tamam. “Yüksek sesle şöyle bağıracak: İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Şimdi Dabbet-ül Arz ayet sahibi değil, orada ne anlatılmış oluyor? Dabbet-ül Arz’dan bir ses geliyor. Kuran ayeti. “İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.” Bu ayet duyulacak. Anlaşıldı mı? Bu ayet duyulacak. Duyuluyor mu şu an?
OKTAR BABUNA:Duyuluyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Yüksek sesle bağıracak” diyor. Yükseliyor mu bunun sesi açıldığında?
OKTAR BABUNA:Bayağı yükseliyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Değil mi? “Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek” diyor. “Olağanüstü sürati olacak” diyor.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah, saniyeler içerisinde bütün dünyayı dolaşabiliyor.
ADNAN OKTAR:“Yerle gök arasında olan herkesin duyabileceği bir sesi var” diyor. Yerin altında internet çalışıyor mu?
OKTAR BABUNA:Çalışıyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Gökte çalışıyor mu, uçakta?
OKTAR BABUNA:Çalışıyor.
ADNAN OKTAR:Çalışıyor. “Ve namaz kılan kişinin yanına geliyor.” Aklın ihtiyarı kalkmamış, İslam yaşanıyor. Bir kısım kişiler diyorlar ki; “o çıktığında zaten aklın ihtiyarı kalkacak, imtihan kalkacak.” Böyle bir şey yok. Namaz kılıyor kişi. İmtihan kalktığında namaz kılar mı adam? Değil mi? Geçerli de olmaz artık. Namaz kılıyor insanlar, şu anda da namaz kılıyorlar. Ama Dabbet-ül Arz faaliyet halinde. Demek ki aklın ihtiyarının kalkmadığı bir dönemde, aklın ihtiyarını kaldırmayacak şekilde Dabbet-ül Arz zuhur ediyor, inşaAllah. “"Münafığın ta kendisisin" diyerek iki gözünün arasına yalancı damgasını vuracak” diyor. Şimdi biz burada münafıkları alnının ortasından damgalıyor muyuz?
OKTAR BABUNA:Damgalıyoruz.
ADNAN OKTAR:Damgalıyoruz, değil mi? Yalancı olduğunu ilan ediyor muyuz? İlan ediyoruz. Kim yapıyor? Dabbet-ül Arz vesilesiyle oluyor. Bu hadis de tahakkuk etmiş mi?
OKTAR BABUNA:Etmiş Hocam.
ADNAN OKTAR:Etmiş. İnşaAllah. “Şeytanı öldüreceği” diyor. Şeytan şu an debeleniyor mu yerde? Değil mi? Can çekişiyor, inşaAllah. Muhammed b. Resul El Hüseyni El Berzenci Hazretleri eserinin 278. sayfasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den hadisi şerif olarak naklediyor. ‘Dabbet'ül Minel'ard’ şeklinde geçiyor. ‘Minel’ard’, toprak kelimesi, ‘El’ard arz’ olarak geçiyor. Bu kelime dünya anlamına da gelir. Arz, dünya. “Dünyadan bir dabbe çıkartırız.” Bütün dünyayı kaplayan bir dabbe. Kapladı mı bütün dünyayı?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam kapladı.
ADNAN OKTAR:Dabbe; Hafif yürüme, debelenme demektir. Ağır ağır, kıpır kıpır yürümek, debelenmek anlamına geliyor. İçine sızmak, işlemek anlamına geliyor. İçkinin bedende yayılması, bir çürüğün etrafa sirayeti gibi hareketi gözle fark edilmeyen, hareketi gözle fark edilmeyen şeyler için de kullanılır. Manyetik ışınım gibi manyetik hareketler için de kullanılıyor. Kapıdaki demir kalın yassı enli demir için de kullanılıyor. Kapılardaki demir için. Dolayısıyla her yönüyle mutabık.
OKTAR BABUNA:Her yönüyle mutabık Hocam inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Web siteleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler