Adnan Oktar’ın 9 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ALTUĞ BERKER: ... Tevbe Suresi, 42. ayette de münafıklar için şöyle buyuruyor Cenab-ı Allah; “Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi” diyor Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii, münafık bir kolaylık olsa hemen gelir. Hemen bir maddi imkan, bir kolaylık sağlanmış olsa. Ama münafığın en çok çekindiği şey tehlikedir. Tutuklanmak, hapsedilmek, dövülmek, sövülmek, sürgüne uğramak, münafık ondan çok korkar. Yine öyle açlığa falan bir süre dayanır da çok kısa bir süre. Ama canı en tatlı olduğu konu odur. Onun için kaçar. Böyle uyuz köpeği de mesela kovalarlar, hayvan uzaktan bir bakar böyle; ne var, ne yok gibisinden. Bunlar da öyledir, münafıklar da öyle. Kaçar, uzaktan şöyle bir izler; ne var, ne yok gibisinden. Münafığın bir de hiç bahsetmek istemediği bir konu da mücadele ve dinin yayılmasıdır. O konuları bırakır o; çok girift, çok karmaşık, şeytani bir mantıkla Kuran’ı böyle şeytani bir bakış açısıyla inceleyip, dil eğip bükmeye başlar. Allah’ın hükümlerini değiştirmek ister; helali haram yapar, haramı helal yapmaya kalkar ve bununla da Müslümanları suçlamaya kalkar. Helal olan bir şeyi, “niye harama giriyorsunuz?” der, haram olan bir şeyi de “niye helal yapmıyorsunuz?” der. Böyle bir mantığı vardır münafıkların. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da böyleydi. Her zaman böyledir.
OKTAR BABUNA:Bir de Hz. Musa (a.s.) kıssasını örnek vermiştiniz biraz önce Hocam, inşaAllah. Orada da Allah’ın emrettiğini yapmıyorlar, direniyorlar böyle detaya girerek, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak mücadele konusu geldi mi, “sen, Rabbin beraber gidin, savaşın” diyor. Ama sığırı kesmek istendiğinde tam takva görünümündeler; “rengi nasıl, şekli nasıl,” “bir daha sor,” “bir daha sor.” Allah, “neredeyse yapmayacaklardı” diyor. Tam münafık mantığı. Mücadelede niye öyle detaya girmiyorsun? Mesela Allah mücadele emrettiğinde de; “Ya Resullullah, nereden gideyim, hemen gidelim, diğer arkadaşlarımı da çağırayım mı?” demez münafık, değil mi? Girift şeylerde bilmişlik yapacak, böyle ukalalık yapacak, densizlik yapacak, o da onun aleyhine oluyor. Halbuki ayette de var; “Peygambere soru sormayın” diyor. “O size gerektiğinde zaten söyler” diyor, değil mi? “Üzülecek şeyleri sormayın” diyor. Münafıklar da öyle, muazzam bir detaycılık vardır. “Şu nasıl?” “Bu nasıl?” “Şu nerden geliyor?” “Bu nerden geliyor?” Ve yapmazlar da. “Bir ruhbanlık oluşturdular” diyor Allah ayette. “Ona da gereği gibi uymuyorlar” diyor. Bu Musevilikte de vardır, Hıristiyanlıkta da vardır. Acayip detaylar meydana getirir. Sen de yapacak zannedersin, “ona da uymuyorlar” diyor Allah, “gereği gibi uymuyorlar” diyor.
OKTAR BABUNA:Siz Peygamber(s.a.v.)’e itaati anlatırken Hocam, bir kere söylemiştiniz bunu, Peygamber (s.a.v.)’in o an söylediği bir şeye anlamasa bile itaat eder, ki sevabı da öyle daha çok olur demiştiniz, inşaAllah. Hikmetini anlamasa bile çünkü daha ileride görebilir hikmetini zaten, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hz. Hızır (a.s.) kıssasında da var. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “gece süratle iki kişi buradan hemen aşağıdaki beldeye gidin” diyor. Haşa diyor ki Peygamber (s.a.v.)’e, haşa akıl vermeye kalkıyor; “yol tehlikeli değil midir” diyor. Tehlike olsa o bilmez mi? İllaki bilmişlik yapacaklar, münafıkların şeyi. Mesela mücadeleye davet ediyor. “Hava sıcak.” Peygamber (s.a.v.)’i görmüyor musun sen? Terliyor Peygamber (s.a.v.), zaten biliyor sıcağı. Peygamber (s.a.v.)’e, haşa akıl vermeye kalkıyorlar Allah’ın hükmünü beğenmiyorlar. Asıl orada karşı durdukları Allah’tır. Haşa, Allah’a karşı öfke duydukları için Peygamber (s.a.v.)’i beğenmiyor üslubuna giriyorlar. Peygamber (s.a.v.)’e düşmanlıklarının nedeni aslında Allah’a karşı düşmanlıkları.
OKTAR BABUNA:Sizin söylediğiniz ayeti okuyorum, inşaAllah, şeytandan Allah’a sığınırım; “Ey iman edenler, size açıklandığında sizi üzecek şeyleri sormayın; Kur'an indirildiği zaman sorarsanız, size açıklanır. Allah onu affetti. Allah bağışlayandır, (kullara) yumuşak olandır.”
ADNAN OKTAR: Bir de müşriklerin ve münafıkların şöyle bir kanaati vardır, kafası vardır; şirk kafası var. Mesela İslamiyet’i önce kendi kafasında bir belirler. Yasakçı bir din anlayışı arar. Böyle öfkeli, yasakçı, kan döken, baskıcı, detaylı bir din anlayışını önce bir kafasına koyar. Kuran’a bakar, göremez; hadise bakar, göremez. Ondan sonra dilini eğip-bükmeye başlar. Kuran’da belirtilen odur. Kendi bir şeyler çıkartmaya çalışır. Helallerden rahatsızdır münafık. Helalleri kapatmak ister. Haramdan da rahatsızdır. Haramı da helal yapmak ister. Karıştırmak ister. Ama özellikle helaller çok rahatsız eder münafığı. Çünkü ne kadar haram olsa münafık için o kadar iyi kendi kafasına göre, haşa. Çünkü haramlar yasaklar çoğaldı mı, insanları bizar edeceğini düşünür şeytani kafayla ve dinden uzaklaştıracağını düşünür. O yüzden münafıklar dini çok zor ve içinden çıkılmayacak hale getirir. Karmaşık hale getirir, dini kendi içinde kitler ve böylece insanların Müslüman olmasını engellerler. Şeytani bir yöntemdir bu. Öyle bir anlatım yapar ki din adeta imkansız yaşanamayacak hale gelir. Mümkün değil yani. Öyle bir anlatır ki, imkansız. Ne geriye gidebilirsin, ne ileriye, ne sağa, ne sola. Hiçbir hareket edemeyecek hale getirir. “Bu Allah’ın hükmüdür, bunu yapacaksın” der...
Güzel Konular
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler