Adnan Oktar’ın 15 Ağustos 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından
ADNAN OKTAR: ... Hakikaten İslam aleminde -genel olarak hepsinde de var ama bazı yerlerde yoğun, bazı yerlerde az, bazı yerlerde çok- hem bir kalitesizlik var, hem bir görgüsüzlük var, hem bilgi noksanlığı var. Bu da çok açık aleyhte propaganda olmuş oluyor. Mesela Amerikalılar geliyor Pakistan’a, adamların hayatına bakıyor, bir de kendi hayatına bakıyor, Hıristiyan olarak yaşantısına bakıyor, “biz doğru yoldayız” diyor. Hâlbuki İslamiyet hem akla hitap eden, hem vicdana hitap eden, her şeyin en mükemmelini bizden isteyen, kusursuz güzellik isteyen bir din. Yani oradaki modeli mi istiyor din bizden, Cenab-ı Allah? Oradaki bazı rezaletleri Cenab-ı Allah tabii ki yasaklıyor. Ama bunu da tabii görmezlikten gelmek olmaz. Pratik çok önemlidir. Mesela, biz şimdi “dini yaşıyoruz” diyoruz, anlatıyoruz, gösteriyoruz. Mesela akılcılığımızı, kararlılığımızı, samimiyetimizi, derin düşünme gücümüzü, analiz gücümüzü gösteriyoruz. Mesela bunu göstermesek bambaşka bir etki yapar bu. Aynı konuları anlatsak bambaşka bir etki yapar. Mesela şimdi Cübbeli çıkıyor Flash TV’ye, orada bir imaj veriyor o. Verdiği imajın farkında değil o. Yani gerek sima olarak, gerek ses tonu olarak, gerek bazı anlattığı yanlış hurafeler olarak -doğru anlattıklarını tenzih ederim- yanlış anlattıkları olarak farkında değil o. Büyük bir coşkuyla anlatıyor ve adım adım muazzam tahribat yapıyor, farkında değil. Mesela 30 gün ise, 30 gün tahribat yapıyor, haberi olmuyor. Mesela Süleyman Ateş Hoca’yı çıkartıyorlar. O da bağıra çağıra böyle sürekli muhalif havasında, sürekli bağırıyor çağırıyor. Yüzünde sert bir ifade ve genellikle eleştiren, işte “şu da yok, bu da yok, şu da yanlış, bu da yanlış”. Dediklerinin hepsi yanlış değil tabii, doğru olan da var ama onun da çok fazla yanlış olan izahları var. Ehl-i sünnet inancına uymayan çok yanlış izahları var. Ne bileyim, bir ara Zekeriya Beyaz’ı çıkartıyorlardı. Onun da doğru sözleri oluyor ama yanlış sözleri de var ehl-i sünnete uymayan. Psikolojik tahribatı da var, farkına varmıyordu. Yani insanlar nazenin varlıklardır, zayıftır insan. Allah zayıf yaratmıştır. En ince detayı bile gözünden kaçırmaz. Mesela bir ses tonunu, bir vurguyu hatta bir yürüyüş şeklini, el hareketlerini, bakışı, bir konuyu anlatırken yapılan vurguları, insan motomot onu hisseder ve görür. Dolayısıyla tahribat yönünü pek hesap etmiyorlar. Ama tabii hepsinde hayır var.
Her halükarda Türkiye’de aydın ve aklı başında bir Müslümanlık anlayışı gelişiyor. Çok daha kalitelidir yani diğer ülkelere nazaran, diğer dünyada yaşanan modele nazaran çok kalitelidir. O kalitenin oluşmasında da tabii öncü olan sebepler var Türkiye’de. Yani onu ben çok detaylandırmayayım da ama Türkiye’de dinin kaliteli yaşanmasında, kaliteli Müslümanların oluşmasında ve dünyadaki Müslüman ülkelerin Türkiye’ye hayran olup lider ülke olarak görmesinde öncü olan bazı insanlar var, vesileler var. Onun sonucunda bu oluştu, durduk yere oluşmadı. Türkiye’de de Pakistan modeli çok rahat oluşabilirdi, yani oluşmaması için bir neden yok, aynı çizgi. Ama Allah işte seçilmiş bir yer olduğu için burada böyle bir güzellik geliştiriyor...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler