Adnan Oktar`ın 10 Eylül 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Hz. Davud (a.s.) devri, aynı şekilde münafıkların en yoğun olduğu devirdir.
Mesela Hz. Talut komutandı, büyük bir İslam Komutanıydı; veli bir insan. Bir ordu oluşturuyor, talebeleri var. “Şimdi nehir geçeceğiz ama nehre geldiğinizde bir avuç su alacaksınız fazla su içmek yok” diyor. Şimdi askerlerin üç yüz on üç tanesi bunu, bu teklifini çok güzel görüyorlar. Yani “bir hikmeti vardır, güzel. Allah razı olsun, biz bu şekilde yapacağız” diyorlar. Hakikaten gidiyorlar, bir avuç şöyle alıyor içiyorlar, başka içmiyorlar. Öbür takım, kalbinde hastalık olanlar ve münafıklar, bak bunlar, kalbinde hastalık olanla, münafık yakındır. Kalbinde hastalık olan tedaviye açık olan fakat münafık alameti gösterenlere denir. Münafık alameti gösteriyor ama hasta, tedaviye açık, tedavi edildiğinde düzelir. Ama münafık ölmüş artık. Yani Allah’ın dilemesi dışında dirilmesi mümkün değil, mahvolmuş mahluktur. Onlar da diyorlar ki; "bir avuç içilir mi? Yani o çok yanlış düşünüyor, mantıksız konuştu. Mantık yok ki bunda. Nehrin kenarına gelmişiz biz, avuç avuç içeriz niye içmeyelim ki?” diyorlar bol bol içiyorlar. Yani onda bir hikmet görmüyorlar. Münafığın özelliğidir, münafık düz mantıkla gider, derin düşünemez münafık. Yani eşek kafalıdır, eşek nasıl ota doğru dümdüz gider. Münafıkta bir şey bulamazsın.
O devrin özelliği olarak münafıkların azgın bir saldırısı var. Talut diyor ki; “bir şey alacaksınız”, onun için de binbir türlü hikmet var, birçok hikmet var. Ama onlar zahiren baktıkları için, mantıksız görüyorlar. Sonunda o, 313 kişi Calut’u etkisiz hale getiriyorlar. Calut’un bütün etkisini ortadan kaldırıyorlar. “Nice azınlıklar vardır ki, galip gelir yığın yığın çoklara” diyor, Cenab-ı Allah. Yani Mehdi (a.s.) cemaatinde azınlık olmasına rağmen bütün dünyayı dize getirmesi Allah’ın bir hikmetidir. Allah bunu özel olarak yapıyor. İstese Allah, Mehdi (a.s.)’ye on binlerce, yüz binlerce talebe verirdi. Muazzam imkan verirdi mesela birçok, milyoner, milyarder, zengin desteklerdi, muazzam bir güç haline getirebilirdi Allah ve çok kolay, makul de olurdu bu. Öyle yapmıyor, Cenab-ı Allah, içlerine özel olarak münafıklar koyuyor, özel olarak zorluklarla karşılaşıyor. Mesela, Mehdi (a.s.)’yi Allah hapse sokturuyor, eziyet çektiriyor. Hatta rivayetlerde diyor, “döve döve sırtı genişler. Gittikçe genişler” diyor. Yani “ona saldırıldıkça, ünü ve şanı yayılacaktır” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Çünkü bir insanın dövüldükçe sırtı genişlerse ölür zaten. Bundan kastı ününün ve şanının yayılmasıdır hakikaten bir insanın üstüne gittikçe daha dikkat çekilir onun üzerine. Daha önemli olur. Ama o saldırılmayla ünü, şanı arttığı için; çünkü saldırılmak makbul, ibadettir. Yani, haksız yere saldırılmak. Yani, ortada hiçbir şey yokken Mehdi (a.s.)’ye saldıracak insanlar. Faydalı olduğu halde, hayır olduğu halde, hatta onun vesilesiyle Kıyamet durmuş. Yani yaşamasını ona borçlu o adamlar, Allah’ın dilemesiyle. Onun sebebiyle Kıyamet duruyor. Fakat en ziyade onun üstüne insanlar saldıracaklar. Bak onun vesilesiyle evi, barkı tamamen darmadağın olacakken hayatı, canı gidecekken, cehenneme gidecekken Mehdi (a.s.) vesilesiyle durduruluyor. Ama adam farkında değil veli nimetine saldırıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) söylüyor bunu. Talut’u önemsiz görüyor, o zamanın münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar. Yani mantıksız konuştuğu kanaatindeler, haşa. Hâlbuki en doğrusunu yapmış oluyor...
Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller