Adnan Oktar’ın 18 Ağustos 2010 tarihli Samsun AKS TV ve Kayseri TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Nazardan milletimiz hiç korkmasın, öyle bir şey yok. Fakat pis nazar, pis göz sizi kızdırır. Moral yönden rahatsız edebilir. Yoksa onun bir ışın gücü, bir tesir gücü yoktur. Mesela haysiyetsizdir, pis pis, böyle yılışık, uyuz sırtlan gibi bakar, böyle aşağılık bir üslupla. Zaten amacı aşağılamaktır ve kendini aşağılar ahmak, ayrı mesele. Onun kökeninde yine kıskançlık vardır. Yani sevgi yoktur.
SUNUCU 3: Kötü kalp, değil mi?
ADNAN OKTAR: Tabii yani o, onun güzelliğinden rahatsız olmuştur. Mesela pis pis söz atar, laf atar. Beğendiğinden atmaz. Beğendiğinden değildir, şeytani amaçlı da olsa beğenme kaynaklı değildir. Sırf pislik olsun, onu rahatsız etsin, onu çökertsin, moralini bozsun, onun direncini kırsın, kızdırsın, günlerce etkisinde kalsın diye yapar. Seven sevdiğinin üzerine tir tir titrer. Saygıda kusur etmemeye dikkat eder. Nezakete, sevginin her çeşidinde son derece özen gösterir. Lafını, sözünü seçerek konuşur. Çünkü en ufak bir söz bile burukluk meydana getirebilir. İnsan zayıf yaratılmıştır. Her sözün seçilerek söylenmesi lazım. Bir de insan çok zeki, akıllı bir varlık. Bir de şüphecidir insan. Evet, şüphecidir. Şüpheciliği de işin içine girince, söylenilen her sözün samimiyetini insan kontrol eder. Bir bakar söz samimi değil hemen kızdırır, hemen öfkelenir. Çünkü samimiyetsizliğe karşı içimizde bizim bir nefret vardır. Allah bizi öyle yaratmıştır. Samimiyetsizliğe karşı içimizde hemen bir buğz olur ve o bizi kızdırır. Bakıyorsun, öküz gibi bakıyor. Kızdırır kadını tabii ki o. Ama şefkatli, gerçekten seven bir bakış kadını çok etkiler. Helali ise özellikle, mesela tutkuyla, aşkla bakması muazzam etki meydana getirir. Aynı şekilde iltifatlar, yapmacık bir iltifat çok kızdırır kadını, mesela birçok ahmak onu yapar. Böyle gelir, yani alenen rezalet tarzındadır, akar üzerinden başından. Veyahut tepeden tırnağa güzel olan bir insanın vasat olan bir yerini özellikle söyler. Bir ahlaksızlık çeşidi olarak onu yapar. Mesela farzedelim vücudun herhangi bir azası yahut ne bileyim kulağı diyelim. Kulağı bir parça biçimsizse, hafif; boydan boya güzel olan insanın sadece kulağına, “ne kadar güzel kulağın var” der. Bu bir sinsi ahlaksızlık çeşididir. Çok büyük bir alçaklıktır. O kadar güzelliğin içerisinde onun olmadığı belli. Demek ki o senin hasut kalbin yakalaya yakalaya onu bulmuş kendi kafanca, aptal kafanla. Ona gizlice ima etmiş olursun, şeytani bir kafa ile. Onun için genç kızların falan canı yanmış olduğu için bakın hepsi hep teyakkuz halindedirler. Yani hep böyle tekvando gardı gibidirler. Hani bir atak yapsın, tak karşılığını vereyim gibisinden. İşte bu da bir zulüm. Onlara yazık, değil mi mesela böyle bir hayatı yaşatmak? Mehdiyet devrinde işte bu zulüm de kalkacak. Sıkıysa bir yapsınlar bakalım. Yapamazlar, çünkü her ahlaksızlık yapan böyle iyot gibi ortaya gelecektir. Allah’tan korkmayan kulundan utanacaktır. Onun için genç kızlar da delikanlılar da herkes çok özgür ve rahat olacaklar...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...