Adnan Oktar`ın 15 Eylül 2010 tarihli Harun Yahya Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 9;“Bu hakikatten anlaşılıyor ki” diyor Bediüzzaman, “sonra gelecek”. Kardeşlerim yazsınlar, herkese sorsunlar. Bak; “sonra gelecek” diyor, “sonra” bir. Bak numaralı olarak yazsınlar; “sonra” bir, “sonra gelecek”. İki; “o mübarek zat” iki. “Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek” Risale-i Nur’u açacak, televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden herkese anlatacak, Risale-i Nur’da insanlardan gizlenen hakikatleri alenen beyan edecek. Çünkü; “gerçek sahibi” diyor Bediüzzaman. Bak; “gerçek sahibi Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” diyor, “Risale-i Nur’un gerçek sahibi” diyor. Gerçek sahibi olan Mehdi (a.s.) ne yapacakmış? Risale-i Nur’un hakikatlerini herkese bağıra bağıra anlatacakmış. Ben de Nur talebesiyim. Bana da anlatacak inşaAllah, ben de dinleyeceğim. Kardeşlerimiz yazsınlar, bak bir daha söylüyorum; “sonra gelecek o mübarek zat”. Bak, “sonra gelecek” kim? “O mübarek zat” kim? “Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek” Bunu da nasıl yapacak? Bunu da sorsunlar. Çünkü Risale-i Nur her yerde okunuyor. Ama Mehdi (a.s.) ayrıca bir, “neşr ve tatbik edecek” diyor, Bediüzzaman. Şimdi, Risale-i Nur’u kimler neşr ediyor? Mesela Sözler Yayınevi var, Tenvir Yayınevi var. Geceli gündüzlü neşriyat var. İnternet siteleri var, radyolar var, her yerde Risale-i Nur yayınlanıyor. Bediüzzaman, bunu esas almamış. Bunu kabul etmiyor. Yani bunu, bu sözündeki anlattığı bu değil. Yani; Risale-i Nur’un anlatılacağını biliyor, ‘tohumlar’ olarak belirtiyor onu. “Risale-i Nur anlatılacak, Anadolu’da yayılacak, herkes bunları, bu hakikatleri dinleyecek” diyor. Ama burada anlattığı Risale-i Nur dersi ayrı. Bu özel. Bak, iki türlü Risale-i Nur anlatımından bahsediyor. Bir; Risale-i Nur’un sahipleri olan Nur talebelerinin anlatımından bahsediyor. “Bunlar anlatacaklar” diyor, “Bu gençler. Onlar bir tohum” diyor, “Bütün Anadolu’da, her yerde anlatacaklar” diyor. “Türkiye’ye de dünyada her yerde anlatacaklar. Gece dersleri yapacaklar, özel dershaneler kuracaklar” diyor. “Kursunlar” diyor, ayrıca. Fakat burada anlatılan ikinci bir Risale-i Nur dersi var. Ayrı bir ekibin ayrı bir şahsın anlattığı Risale-i Nur’dan bahsediyor. Ben bunu merak ediyorum. Bu ne acaba? “Bu hakikatten anlaşılıyor ki; sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek” İşte bu kilit bir konu; Bediüzzaman, bunu çok esaslı bir konu olarak ele almış, hayati bir konu olarak ele almış. Mehdi (a.s.)’nin Risale-i Nur’u anlatması ayrı. Nur talebelerinin anlatması ayrı, Mehdi (a.s.)’nin anlatması ayrı. Eğer yanlış anlıyorsam; adres belli, yazsınlar bana yani. Veyahut herhangi bir insan, bir mantık bozukluğu varsa hemen bana söylesinler. E kardeşim, öğrenmek istiyorum. Yani, bilmiyorum; yani Türkçeyi ben böyle anlıyorum.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, öyle Hocam.
ADNAN OKTAR: Bakın; “bu hakikatten anlaşılıyor ki” bir hakikat var; buradan anlaşılıyor ki, yani “netleşiyor” diyor. “Sonra gelecek o mübarek zat” yani, Mehdi (a.s.). “Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek” Acaba Mehdi (a.s.) Risale-i Nur’u nasıl anlatacak? Risale-i Nur’dan ne gizlenecek ki, o açıklayacak? Ne söylenmeyecek ki, o açıklayacak? Demek ki Risale-i Nur’da bir kısım bazı hakikatler halktan gizlenecek, yasaklanacak. Nur talebelerinin epey bir bölümü yahut bir kısmı bunu söyleyemeyecek veya söylettirilmeyecek. Mehdi (a.s.) de çıkıp bağıra bağıra anlatacak. Ben böyle anlıyorum. Eğer yanlış anlıyorsam; uyarsınlar, buradan aynısını yeniden söyleyeyim...
Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler