Adnan Oktar`ın 15 Eylül 2010 tarihli Harun Yahya Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Hususi ortamlarda konuşmuştur Bediüzzaman” tamam hususi ortamlarda, zaten mecbur hususi ortamlarda konuşuyor yani Bediüzzaman sürekli tarassut altındaydı zaten. Ev ortamından dışarıda nerede konuşsun zaten Bediüzzaman? Evde konuşuyordu zaten. Talebeleri ile konuşuyor, başka nerede konuşacak? Eğer “Bu konu televizyonlarda, radyolarda anlatılmaz, internette anlatılmaz” diyorlarsa Bediüzzaman zaten kitaplarına koymuş. Dünyanın her tarafında kitaplar milyonlarca satılıyor. Yani şerh edilen eserleri de var. O zaman Bediüzzaman gizli kalacağını söylerdi ve külliyata koymazdı. Külliyata niye koyuyor? Okunsun diye koyuyor. Okunan bir şey gizli olur mu?
OKTAR BABUNA: Olmaz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim mesela Bediüzzaman’ın gizli olduğunu söylediği ve okunmamasını söylediği ancak has talebelerinin okumasını söylediği eserleri vardır; açıklamaları vardır, onlar ayrı. Ama “Bunlar okunsun,” diyor “açıkça okunsun” diyor. “Okunsun” dediği için Risale-i Nur’a bizzat kendi eliyle koydurmuştur. Bizzat kendi zamanında yayınlatmış bu şu kırmızı kaplı kitapları kendisi okumuştur Bediüzzaman “MaşaAllah” demiştir; takdir etmiştir ve dünyanın her tarafında yayınlanmasını istemiştir. Nasıl hususi olmasını istesin o zaman? Değil mi? Hususi olmasını isterse Risale-i Nur’a koydurtmazdı. Risale-i Nur’a koydurttuğu her şey hususiyetten çıkmıştır. Ama mesela “Sırr-ı İnna A’tayna” var. Hangi ayet, şey o muydu? Tam hatırlamıyorum, onu bir bak bakalım Bediüzzaman’ın hangi eseriydi o. Yani gizli olan birkaç eseri var. Şimdi aklımda değil. “İnna A’tayna” Allah-u alem o olması gerekiyor, Kevser Suresi, evet. Onun şerhi onun açıklamasında bazı sırlar var, yanlış aklımda kalmadıysa, o olabilir gizli, başka da yok. Yani olabilir de, bilmiyorum onu sormak lazım. Gizli mutlaka vardır tabii ki. Ne diyorlar?
OKTAR BABUNA: Kevser Suresi değilmiş Hocam; Bediüzzaman’ın eserinin adı “İnna A’tayna”.
ADNAN OKTAR: Tamam, aynı işte.
OKTAR BABUNA: Evet Hocam, eserinin adıymış.
ADNAN OKTAR: Tamam, ama gizli bu yani, “Okunmasın” diyor bunu.
OKTAR BABUNA: Sure’nin tefsiriymiş.
ADNAN OKTAR: Tamam, evet. Şeytandan Allah’a sığınırım “İnna a’tayna kel kevser” Şimdi burada dürüst olacaklar mesela bu gizli, doğru. Ben de aradım, ben de bulamadım.
SUNUCU: Risalelerde geçmiyor mu Hocam?
ADNAN OKTAR: Yok, mesela hatta ağabeylerle de görüştüm, “Bana gösterin” dedim. Orada Allah-u alem daha detaylı anlatıyor çünkü Kevser aynı zaman da Mehdi (a.s.)’nin dünya hâkimiyetini anlatan bir hakikat, bir sır belki daha kapsamlı açıklıyor. Çünkü ağabeyler bir şeyler biliyorlar.
Mesela ben, Sungur Ağabey’de onu gördüm, daha önce de anlatmıştım. “Ağabey”” dedim “Mehdi (a.s.) Nur talebesi mi olacak?” dedim. “Nur talebesi olmayacak” dedi “Bediüzzaman böyle söyledi, “Nur talebesi olmayacak dedi” dedi” Ben acayip karşıladım yani çok şaşırdım, elini hareketle şöyle “Bambaşka olacak dedi” dedi, yani naklen. Bunu, beni görür görmez söylemesini ben hala hayretle karşılıyorum. Çünkü bak camide beni gördü, bizim çocuklar sarıklarla oturuyorlardı. ‘’Senin adın ne kardeş?’’ dedi, şöyle uzatarak söyler. ‘’Adnan Hocam, Adnan Oktar.’’ dedim. ‘’Nerelisin sen kardeş?’’ dedi. ‘’Ankaralıyım Hocam,’’ dedim, hemen cebinden şöyle bir defter çıkarttı, adımı soyadımı yazdı ve bir ebced hesabı yaptı. Sonra benmle ilerledi, ben bu soruyu sordum. ‘’Hocam’’ dedim, ‘’Mehdi (a.s.) Nur talebesi mi olacak?’’ ‘’Bediüzzaman “Hayır, Mehdi (a.s.) Nur talebesi olmayacak, dedi’’ dedi,” bir. Arkasından bakın hayret edilecek şey beni daha yeni tanımış yani üç dakika falan oluyor, üç dakika, dört dakika oluyor yani anında ‘’Bambaşka olacak dedi.’’ dedi böyle, ‘’Bambaşka olacak dedi.’’ dedi. O zaman ben olayı daha iyi kavramış oldum. Ama eğer mesela bu bir sır ise işte bak bana bir sır açıkladı. Mesela bak hiç bilinmeyen bir sır bu, hiçbir yerde geçmez bir sırdır bu. Aksini söyleyen gelsin. Net sır, evet, böyle bir sır Allah-u alem.
OKTAR BABUNA: Evet, şöyle bir ifade var Hocam okuyayım mı? ‘’Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bu Sure’yi, yirmi dokuzuncu mektubun, ikinci makamı olan Rumuzat-i Semaniye Sekiz Küçük Remizler isimli eseri içine almış ve dördüncü remiz ‘İnna ateyna’ sırrı olarak mahremdir ibaresiyle tefrik etmiş ve samimi Nur talebelerine, dostlarına mahrem tutulmak kaydıyla vermiştir.’’
ADNAN OKTAR: Hah bak mahrem, yani gizli tutulmak, evet.
OKTAR BABUNA: Onu yanlış söyledim demin Hocam, inşaAllah. Sırr-ı İnna Atayna Risalesi, İnna Atayna.
ADNAN OKTAR: Evet, şeytandan Allah’a sığınırız çünkü ayet olduğu için her halükarda her seferinde şeytandan Allah’a sığın. Sırrı, evet...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler