Adnan Oktar’ın 23 Ağustos 2010 tarihli HarunYahya.TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Hocam hayırlı akşamlar. 20 gün önce Menzil’e gidiyordum. Menzil Şeyhi ile aynı uçaktaydım. Oğlu Seyyid, mübarek benim uçağın arka kısmına gitmeme gerek olmadığını söyledi. Beraber aynı arabayla köye gittik. Ama Hocam aklımda hep siz vardınız. Tarikatların kaldırıldığı, hepsinin Mehdi (a.s.)’ye bağlandığı sözünüz vardı. Ben oradaki görevlilere bu durumu paylaştım. Ve sizin aklımdan hiç çıkmadığınızı söyledim.” Ne güzel senin bu sevgin böyle Sevinç, maşaAllah. “Sizin hakkınızda kim ne söylerse söylesin hemen savunmaya geçiyordum. Beni, Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin kızının yanına götürdüler. Bana, ‘Bizi neden bırakıyorsun? Burası bir Kabe gibi.’ Herkesin oraya gittiğini söyledi.” “Kabe gibi”, tabii o söze gerek yok Kabe’ye benzetmeye ama “burası güzel bir yerdir” der ve doğru bu. Hakikaten çok hoş ve niye bırakılsın oradaki insanlar? Çok mübarek, çok şahane insanlar. Beni sevmesi demek bir insanın, benim canım gibi sevdiğim Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin manevi bağlılığını bırakması demek mi? Beni seven, benim sevdiğimi de sevecektir. Ben onları seviyorum. Sultan Baba’yı seviyorum. Efendim, Muhammed Raşit Erol’u zaten, bizim zamanımızda Gavs olarak bilinirdi, çok mübarekti. Babası da öyle, mübarek, muhterem bir insan olarak bilinirdi. Canım gibi severimdim ve hala da seviyorum. Beni seven onları sevecek. Beni seven Bediüzaman’ı sevecek. Beni seven Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’ni sevecek. Abdülhakim Arvasi Hazretleri’ni sevecek. Hüseyin Hilmi Işık’ı sevecek. Efendim başka kimleri sevecek? Esad Coşan, Profesör Esad Coşan Hocamı sevecek. Fetullah Gülen’i sevecek. Mehmet Kutlular’ı sevecek. Ben hepsini çok seviyorum. Beni sevmek demek, onlarla bağlantıyı koparmak anlamına gelmez. Onları daha çok sevmek anlamına gelir, inşaAllah. Sakın ha sakın. “Gavs Hazretleri’ni de seviyorum ama size duyduğum saygı ve sevgi kimseyle kıyaslanmayacak kadar çok seviyorum.” Sevinç ben de seni tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum. Çünkü sevgi karşılıklı oluyor. Hakikaten insan onu ruhunda hissediyor. Onu görmeden insan ruhunda coşkun bir muhabbet duyuyor. Her ne olursa olsun gördüğünde insan, görmeden de aynı sevgiyi yaşıyor. MaşaAllah. Ama Muhammed Raşit Erol Hazretleri çok çile çekmiş, çok değerli, büyük bir seyyid büyüğümüzdür. Onun talebeleri de, evlatları da, onun halifeleri de çok değerli insanlardır. Ama Mehdiyet konusundaki ifadeleri de çok nettir. Var mı sende o yazısı, Mehdiyet’le ilgili?
OKTAR BABUNA:“Şeyh Seyyid Muhammed Raşit Erol, Gavs Hazretleri’ne sorulmuş: Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli vardı. Şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor? Gavs Hazretleri buyurmuş: ‘evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü tam hidayet şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir. Tam manasıyla hidayeti o yapacak. Biz ise çoluk çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz.’”
ADNAN OKTAR:Şerh ederek anlat.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Gavs Hazretleri’ne soruyorlar. Bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, Vird ehli var.
ADNAN OKTAR:Gavs Hazretleri kim? Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin babası. Seyyidtir ve Nakşibendi şeyhidir. Evet.
OKTAR BABUNA:“Onlar, hepsi gevşemişler, bir tembellik var üzerlerinde. Niçin böyle oluyor?” diye soruyor. Gavs Hazretleri de cevap veriyor: “Çünkü artık hidayet kalmamış onun için” diyor. “Bizim ki, bizim yaptığımız bu zamanda durumu”.
ADNAN OKTAR:Ama tam kendi sözleriyle söyle.
OKTAR BABUNA:Tamam. “Gavs Hazretleri buyurmuş: ‘Evet artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi bir durumu muhafazadır, aldatmaca gibi bir şey.” “Bizim yaptığımız, hidayete vesile olmak değil, durumu muhafa ediyoruz sadece”. “Durumun korunması, aldatmaca gibi” diyor hatta kendisi. “Çünkü tam hidayet, şimdi Hz. Mehdi (a.s.)’nin elindedir.” “Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanındayız” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Bakın en sağlam kaynaklar bunu söylüyor. “Hidayet oradan, güneş oradan geliyor” diyor. “Güneş’i Allah oradan doğurmuş ve insanlar oradan alıyor güneşi” diyor. “Bize gelseniz bile biz usülen anlatırız, mürşit o” diyor. Dolayısıyla bakın bütün tarikatlar ona, Gavs da Mehdi (a.s.)’ye bağlanmış, görüyormusunuz? İmam-ı Rabbani Hazretleri Mehdi (a.s.)’ye bağlanmıştır. Abdülkadir Geylani de Mehdi (a.s.)’ye bağlanmıştır. Dolayısıyla Mahmut Hocamız da Mehdi (a.s.)’a bağlanmıştır.
Cübbeli istese de, istemese de Mehdi (a.s.)’ye bağlanmıştır. Ama şu an durumu perişan, tabii üslubu...
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler