Adnan Oktar’ın 24 Ağustos 2010 tarihli Güneydoğu Olay TV ve Çay TV röportajından
ADNAN OKTAR: Şimdi bakın. Tebliğci Hoca olmak ayrıdır, yani müceddidtir, müçtehiddir ayrıdır. Bak Bediüzzaman bunları ayırmış. “Hem en büyük bir müceddid“ diyor, bu ayrıdır. “Hem en büyük bir müçtehid, hem hakim”, hakimlik ayrıdır. “Hem Mehdi”, Mehdilik apayrıdır. Mürşid apayrıdır, hem Kutb-u Azam bu ayrıdır. Çünkü Mehdi (a.s.)’nin özelliği, insan onu dinlediğinde doğal olarak iman eder. Yani mesela yüzüne bakarsın, iman edersin. Allah “Hadi” ismiyle onda tecelli ediyordur. Konuşmalarında iman edersin, imanın güçlenir. Mesela alim çıkar, müceddiddir farz edelim, kendine göre müceddid tabii, son zamandakileri söylüyorum. Çünkü onlarda da gerçek müceddidlerde Mehdi (a.s.)’lik yönleri de vardır.
Sadece bilgi aktarır, yani uzmandır, öğretmendir, fıkhı olduğu gibi aktarır. Bir konuyu olduğu gibi aktarır veyahut ilave eder kendi kafasınca veya enaniyet yapar, şişer bir şeyler yapar. Fakat Mehdi (a.s.)’de bu özellik yoktur. Mehdi (a.s.), mesela herhangi bir konu konuşulsa bile hidayete vesile olur. Yani insanların hidayetine vesile olur. Mesela yemek yese, otursa, sohbet etse hidayete vesile olur. Yani özelliği budur. Mesela nazarları, bakışı ile hidayete vesile olur. Tavır, konuşmaları ile hareketleri ile hidayete vesile olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) öyle idi. En büyük Mehdi (a.s.) odur. Gelmiş geçmiş en büyük Mehdi (a.s.)’dir. Mesela bir Hıristiyanlar geliyorlar, karşılaşıyorlar Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile selamün aleyküm diyor, aleyküm selam. Bir göz göze geliyor, adamın dünyası değişiyor, yani böyle sanki beş bin voltluk akıma kapıldı böyle, beyni anafor yapıyor. Kafasına bir şeyler oluyor, işte bu hidayettir. Yani birden hidayete akmış oluyor adam ve bambaşka bir kişiliğe, ruha giriyor. Mesela bakıyor yüzüne diyor ki; “bu Peygamber” diyor, o kadar. Nereden anladın? Belli yüzünden diyor. İşte normali de budur. Böyle yüzlerce, binlerce vaka vardır Peygamberimiz (s.a.v.)’de. Sırf yüzüne bakıp hidayet buluyor. Bu tamam Peygamber’dir. Hiçbir delil aramama gerek yok diyor, belli simasından diyor. Bir konuşuyor, adam bitiyor Peygamber (s.a.v.)’in konuşmasına. Şakalaşıyor, normal sohbet ediyor yine Peygamber (s.a.v.) olduğuna imanı artıyor adamın, yani imana geliyor. Mesela hiç iman etmeyen adam imana geliyor sohbetinde, normal sohbetinde. Mesela torunlarıyla şakalaşması bile yetiyor, çünkü elinden yüzünden dürüstlük ve nur akıyor, efendilik akıyor. Ama mesela bir kısım insanlarda, şimdi son zamanlarda bazı kişiler öyle türedi. Bilmiş, ukala, üst perdeden, akıldane, saygı eksik, sevgi zaten gitmiş, derin düşünemeyen, asıl hedefi fark edemeyen bir yapısı oluyor. O sadece nakilci, nakil yapıyor ama onu da çok kaba ve bu negatif özellikler ile naklediyor. Yani soğuklukla, kabalıkla, sertlikle, sevecenlikten, şefkatten uzak olmakla naklediyor. Sorduğun zaman, zaten ilmin izzeti böyledir diyor, enaniyet gerekir diyor, alime diyor. Böyle de münasebetsiz bir felsefe geliştirmişler, değil mi? Hayır zaten sanki onu da ibadet olarak yapıyormuş gibi anlatıyor, zaten öyle o, zaten enaniyetli...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler