Adnan Oktar`ın 16 Eylül 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Hukukta iyileştirme hükümetin iyi önemli bir programı. Onu da hükümete çok iyi destek vermek lazım, hukukta tahmin tahayyül edilmeyen olaylar oluyor. Hukukun muhatabı olmayan insanlar, hukuktaki akıl almaz olayları bilmiyorlar. Yani hayret edilecek şeyleri bilmiyorlar. Haberleri olmuyor. Yani ne olup bittiğini olayların içinde olan insanlar görürler. Ki, bakın Yargıtay gelen davaların yarısından çoğunu bozuyor. Ve kendi içindeki davalarında yine yarıdan çoğunu Yargıtay kendi içinde bozuyor. Yani olağanüstü bir durum var yargıda. Özellikle iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün bazı kilit noktalarda faaliyet yapıyor olması yargıyı çok zora soktu. Onun için bu referandum çok hayırlı oldu ama neticelerin oluşması içinde yine destek gerekir. Mesela örnek vereyim. Mesela bir mahkeme karar veriyor diyor ki; “bu şahıslar çetedir” diyor. Delil nedir? Denildiğinde, “fıkıh hata yapmışlar” diyor. Mesela; “namazları şu tarzda kılacaklarına, bu tarzda kılmışlardır. Yanlış kılmışlardır namazı, bu yüzden bunlar çetedir” diyor. Yani inanılır gibi değil. Osmanlı döneminde Şeyhülislam böyle bir şey söyleyebilir. Laik bir ülkede mahkeme bunu çete davasında mahkumiyet gerekçesi olarak gösteriyor. Yani namazı yanlış kılmalarını, bak “namazı kılıyor” diyor. Ama “doğru kılmıyorlar namazı, eksik kılıyorlar, o yüzden çete oluyorlar” diyor. Şimdi ne diyeceksin bu durumda? İşte bak bunu Yargıtay bozuyor. Ama bunu diyen var yani bu açık, bu oluyor yani. Mesela adam diyor ki; “efendim ben hangi davadan yargılanıyorum, bunu öğrenebilir miyim?” diyor. “Hayır, öğrenemezsin” diyorlar. Nasıl adam kendini savunacak? Takdir onların, tabii ki saygımız var. “Hayır, söylemeyeceğiz” diyorlar. “Teşekkür ederiz” diyor onlar da ve yargılanıyorlar, bilmeden. “Efendim son savunmamı yapabilir miyim?” diyor. Kanuni hakkı. “Hayır, yapamazsın” diyor. Şimdi bu düzenleme gerektiriyor işte bunlar. Mesela diyor ki adam, şimdi bizim kanunlarımızda bir kanun maddesi ilga olduğunda, kalktığında o kişi yargılanması için en hafif yani o dava, o maddeden çıktığında ona göre en hafif olan maddeden yargılanması gerekiyor.
OKTAR BABUNA: Evet lehine olan.
ADNAN OKTAR: Lehine olan maddeden yargılanması gerekiyor. Mahkeme ne diyor? “Senin aleyhine olan maddeden seni yargılayacağım. Lehine olanla seni yargılamayacağım” diyor. Aleyhine olan madde, mesela farz edelim, 313’mü lehine, “yok, 313’ten seni yargılamayacağım”. “Kaçtan yargılayacaksın efendim” diyor. “220 senin aleyhinedir, oradan yargılayacağım”. Kanuna uygun mu efendim bu” diyoruz. “Kanuna uygun değil, ama yargılayacağım” diyor. Bir şey denilebilir mi? diyemezsin. Ne yapacaksın? Tazminat davası açarsın. Tazminat davası açtığında ne oluyor? Tazminat davasını mutlaka kaybediyorsun. Birde üstüne ne oluyor biliyor musun? Bak ilginç, güzel bir yönü de var. Milyarlarca lira para veriyorsun tazminat. Yani otomatik olarak sana tazminat davası açılmış oluyor, otomatik olarak. Hayır, sen ona tazminat davası açmış oluyorsun ya o sana tazminat davası açmış. Zaten mutlaka kaybediyorsun.
SUNUCU: Karşılıklı oluyor.
ADNAN OKTAR: Bak hayır mutlaka kaybediyorsun ve hakim mutlaka kazanıyor. Yani hakime karşı kazanma ihtimalin yok. Kazanma ihtimalin yok. Ve bilmiyorlar bazı insanlar. Ve mutlaka üstüne senin tazminat talep ettiğin miktardan belki daha fazlasını sen tazminat olarak ödüyorsun. Böyle ilginç, güzel bir durum da var. Yani haddi hesabı yok bu tip olayların, bu tarz olayların. Bir tane, iki tane, on tane değil. Mesela diyor ki Yargıtay; “bu kişiler şu maddeden yargılanacak” diyor. Yargıtay’ın başka bölümü de diyor ki; “Hayır şu maddeden yargılanacak” diyor. Mahkemeye geliyor, mahkemede diyor ki yargılanan kişiler, “efendim Yargıtay’ın arasında çelişki oldu. Bak biri başka türlü diyor, biri başka türlü” diyor. “Bunun halli için yüksek kurula mahkemenin Yargıtay’ın üst kuruluna, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gitmesi gerekir” diyorlar. “Tamam, gönderelim” diyorlar. Bir yıl bekletiyor. Göndermiyor, bir yıl bekletiyor. Cezayı basıyor, Yargıtay’a gönderiyor. Git istediğine söyle.
OKTAR BABUNA: Hatta Yargıtay dosyayı istiyor.
ADNAN OKTAR: TabiiYargıtay dosyayı istiyor, göndermiyor.Göndermiyorum.
OKTAR BABUNA: “Derhal gönderin” diyor.
ADNAN OKTAR: “Derhal gönderin” diyor. Yazı gönderiyor, göndermiyor. Git kime şikayet edersen et. Şikayet ettiğinde mutlaka kaybedeceksin. İkinci bir ihtimal yok. Mutlaka kaybediyorsun. Bakın demin söylediğim çok önemli, bir de üstüne astronomik derecede yüksek tazminat ödüyorsun. Yani şikayetçi sensin, kaybedeceğin %100 buna rağmen dava açıyorsun ve üstüne astronomik tazminat ödeyip geri dönüyorsun. Burada kanunlarda düzenleme olmasını biz istirham ediyoruz. Rica ediyoruz mümkünse eğer. Çok saygı duyuyoruz tabii hürmet ediyoruz ama düzelirse iyi olur.
OKTAR BABUNA: Cumhurbaşkanı’na dava açabiliyorsunuz demiştiniz. Genel Kurmay Başkanı’na açabiliyorsun ama hakimlere açılamıyor dava.
ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki mahkeme, şimdi gidiyorsun mahkemeye 10 kişi geliyorsun. 5 kişi burada. Suç bir tane suç var aynı iddia var. Bir tane suç var bu suçunda 5 tane delili var, ve şahitleri var, değil mi? 10 kişi. 5 kişi yargılanıyor, diyor ki; “Burada ifade verenlerin hepsi şu an doğru ifade verdiler” diyor. “Buradaki kişilerin hepsi ifadeyi doğru verdiler ve baskı altında değiller” diyor. “Şimdi sizinkini açıklıyorum” diyor, “sizinkinde ise, yeni açıklamam şu; bu ifade verenlerin hepsi korkuyla ifade verdiler, yalan ifadeleri şu an, geçersiz kılıyorum.Hepinize ceza veriyorum, onların hepsini de beraat ettiyorum” diyor. Şimdi insana hikaye gibi gelebilir, gerçekten var böyle bir durum. Bakın on kişinin yarısı, tek aynı dava, tek madde, şahitler aynı.
OKTAR BABUNA:İddianame aynı.
ADNAN OKTAR:İddianame, hepsi aynı, bakın şahitler orada duruyor, şahitlerin tamamı “doğru hepsinin ifadesi doğru, o yüzden sizi beraat ettiriyorum” diyor. Aynı kişilere diyor ki; “şahitlerin tamamı baskı altında” diyor, “ve tamamı yalan söyledi, şimdi de” diyor. Şimdi demiyor, o söylenen ifadeyi, aynı ifadesini mahkeme şimdi ben böyle yorumluyorum. Tamamını yalan söyledi, size de ceza veriyorum” diyor.
OKTAR BABUNA:Ama aynı Mahkeme heyeti bu, farklı değil.
ADNAN OKTAR:Mesela düşünün, biz şöyle mahkeme heyeti olduğumuzu düşünelim. Bir olay var, beş tane de şahit var veyahut on tane şahit var. Aynı konuyu anlatıyor hepsi. Bir kere anlatmışlar, adamlar gidiyor, şahitler gidiyor. Diyor ki mahkeme, “bu adamların hepsi doğru söyledi, dürüstler yani baskı altında değiller. Şimdi sizinle ilgili hüküm verirken bu adamların hepsi yalan söyledi, sırf baskı altında söylediler” diyor. İnanmayanlara ispat edeyim, var. İspat edeyim, var. Şimdi bakın yine aynı şekilde, on kişi yargılanıyor. Beş tane adamların savunma delili var, beş tane savunma delili var. “Bu delillerin hepsi sağlam” diyor, mahkeme. “Tamamı çok güzel deliller, sizi beraat ettiriyorum” diyor. Aynı konuda, aynı deliller sunuluyor. Bakın, konu aynı, deliller de aynı “ama sizin hepinizi mahkum ediyorum, tamamınızı mahkum ediyorum” diyor, mahkeme. Zaten inanamıyor, bu da doğru, var. Diyor ki mahkeme, şimdi bakın size, bakın başka bir olay daha. “Cezayı verdim” diyor, eline sağlık, Allah razı olsun. “Size bir de üzerine bir yılda ilave ettim” diyor, “efendim çok çok özür dilerim, neden acaba” diyorsun, “sebebini açıklamıyorum” diyor.
OKTAR BABUNA:Ki kanunen açıklaması gerekiyor.
ADNAN OKTAR:Kanunen açıklaması gerekiyor, yani neden olduğunu.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adil Yargı
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler