Adnan Oktar`ın 17 Eylül 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Bizi dinleyen kardeşlerimiz, çok harika bir durum var Ahir zamanda, onun üzerinde çok dursunlar. Nur talebesi kardeşlerimiz Türkiye’de büyük bir çoğunluktur. Hayret edecek bir şeyle karşılaşacaklardır, bak onları çok şaşırtacak bir durum, günlerden beri de üzernde duruyorum. Peygamberimiz (s.a.v.) alenen Ahir zamanda bir Mehdi (a.s.) geleceğini söylüyor. Nur talebesi kardeşlerimiz de diyorlar ki; “Bediüzzaman bunu açıklamıştır. Kastedilen şahs-ı manevidir” diyorlar. Şahs-ı manevi olarak. Bunu bizim gözümüzün içine baka baka anlatıyorlar. Buna çok fazla sayıda da insanı inandırmışlar. Bu çok gayret verici ve heyecan verici bir şey. Ağabeylerden de herhalde bazıları bu konuda yine bu görüşteler. Genelleme yapmasınlar kardeşlerimiz, takip eden kardeşlerimiz. Üç, dört noktadan anlatırlarsa konu biter. Çünkü şahs-ı maneviyi savunan bir kısım kardeşlerimiz, hepsi değil, ana silahları demagoji oluyor. Yani çok fazla konuşmak, konuyu çok yaymak ve “Risale-i Nur’a sen hakim değilsin, sen çok fazla okumuş değilsin, biz çok okuduk, okudukça Risale-i Nur bize çok açılıyor” Nitekim bak öyle demişler çocuğa. “Ben yirmi yıldır bu hizmetin içindeyim, sen ne zamandan beri içindesin? Ben Risale-i Külliyatını defalarca okudum, sen kaç defa okudun? Risale-i sırları okudukça açar. İlkokul talebesi gibi başlar, okudukça açılırsın, bilgin artar” gibi, böyle psikolojik bir baskı yaptıklarını görüyoruz kardeşlerimize. Bediüzzaman diyor ki; “yedi yaşından yetmiş yaşına kadar herkes Risale-i Nur’u okur ve anlarlar” diyor. Şimdi, hakikaten anlaşılır, anlaşılmaz olduğuna birlikte bakalım. Eğer çok detaya girerse kardeşlerimiz, o zaman şahs-ı maneviyi anlatan arkadaşlarımızın neyine düşmüşler olurlar diyelim? Yanlış bakış açılarının içine düşmüş olurlar. Ama büyük bir kısmı iyi niyetle ve samimiyetle, gerçekten samimi olarak anlamadıkları için böyle yapıyorlar. Ama bir kısmı anladığı halde kasten anlamazlıktan geliyor, biz onlarla uğraşıyoruz.
Bakın Bediüzzaman diyor ki, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 138. Fazla yaymasınlar, ben her zaman diyorum; üç, dört noktayı anlatmak yeterli olur.
Bir, “Ta Ahir zamanda” diyor. Bunu tevil edemezler. Belli ki çok sonraki zamanda. “Hayatın geniş dairesinde,” zaten bunu anlatırlar, çekinmezler “hayatın geniş dairesinİ” İnternetin, televizyonun, radyoların yayıldığı bir dönemde diyeceklerdir. Bu iki noktada direnmeyeceklerdir. “Ta Ahir zamanda” da direnmeyeceklerdir. “Bu vaktimiz” diyeceklerdir. “Hayatın geniş dairesi” için de bu söylediğim tarzda; “radyo, televizyonların yayılacağını” söyleyeceklerdir. Ama bakın söylemeyecekleri kısma geliyorum. Söylemeyecekleri, örtbas edecekleri cümleleri söylüyorum. Bunu örtbas edecekler ve çok komik duruma düşecekler. “Asıl sahipleri” mesela bunu, demagoji ile kapatacaklardır. Kardeşim “asıl sahipleri” ne demektir? “Sen Risale-i Nur’un asıl sahibi değilsin, asıl sahibi sonra gelecektir” diyor. Bu kadar, anlaşılamayacak bir şey yok. Ben bir eve gitsem kiracısı ile karşılaşırsam; der adam, “evin sahibi misin?” “Yok, biz kiracıyız” “Evin sahibi kim?” diyorsun. İşte “Hüsnü Efendi” yahut “Mehmet Efendi” diyor. “Asıl sahipleri,” bak bir bunu açıklamayacaklardır. İki, “yani Mehdi (a.s.),” bunu açıklayamayacaklardır. Demagoji yapacaklardır. Fazla yaymadan sadece bu alanlarda sıkıştırsınlar. Hem çok eğlenceli, çok komik. Yani bu konuda çocuk gibi direnip alenen alan söylüyorlar. Bak yalan demiyorum, alan söylüyorlar. Alenen, gözümün içine baka baka ve Allah’tan Allah-u alem korkmadan, Allah’tan korkmadan doğru söylemiyorlar. Ağır konuşmak istemiyorum. Bak, “yani Mehdi (a.s.)” Kardeşim, ‘yani’ demek, ne demektir? Anlamıyorsanız, anlayın anlamına gelir ‘yani’. Açıklaması cümlesidir ‘yani’. “Yani Mehdi (a.s.)” Nerede burada şahs-ı manevi?
OKTAR BABUNA: Tabii ki yok Hocam.
ADNAN OKTAR: “Ve” bakın “ve” diyor, ilave ediyor Bediüzzaman ki kaçarı göçerleri olmasın, oyun oynamasınlar, demagoji yapmasınlar, ahtekarlık yapmasınlar diye. Değil mi? Bak ahtekarlığı durdurmak için, yani beni zorla konuşturmasınlar. “Yani Mehdi (a.s.) ve şakirtleri (talebeleri)” Kardeşim bakın; bir şahıs var, Mehdi (a.s.) diye ve bir de şakirtleri var, talebeleri var. Talebelerini ne yapacaksın peki? Mehdi (a.s.)’yi şahs-ı manevi yaptın. Hadi onu etkisiz hale getirdiğini düşünelim. 313 tane talebesi var, onları ne yapacaksın, nereye saklayacaksın? Değil mi? Saklanacak gibi mi bunlar?
OKTAR BABUNA: Değil tabii Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bakın “yani Mehdi (a.s.) ve şakirtleri Cenab-ı Hakk’ın izni ile gelir” Geldi demiyor, “gelir ve o daireyi genişletir” Mevcut daireyi genişletir. Yani duruyor daire, daire duruyor. Onlar çekip genişletiyorlar daireyi. “Genişletir ve o tohumlar sümbüllenir” “Sizler tohumsunuz” diyor Bediüzzaman, Nur talebesi, “tohumsunuz” “Mehdi (a.s.) sayesinde sümbülleneceksiniz” diyor, “Mehdi (a.s.)sizi sümbüllendirecek” diyor, “yoksa siz tohum olarak kalırsınız, tohum olmaktan çıkamazsınız” diyor. “Sizin tohumluktan çıkmanızı sağlayacak kişi, sümbüllenmenizi sağlayacak kişi Mehdi (a.s.)’dir” diyor, değil mi? Açık. “Bizler de o an canlı değiliz” diyor Bediüzzaman, “ölü olacağım ben o zaman” diyor. Bak, “bizler de kabrimizde” diyor. Canlı olan insan kabirde durur mu? Ölüdür kabirde, dürüst olsunlar. “Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükür ederiz” Manen seyretmiş oluyor, veli insan olduğu için. Ama “ben o anda ölü olmuş olacağım, vefat etmiş olacağım” diyor. Buradan, açıkça söyleyeyim sıkıştırsınlar, bayağı eğlenceli yani. Alenen alan söylüyorlar, alenen ahtekarlık yapıyorlar. Alenen yani. Hepsini tenzih ediyorum. %99,99’u nur gibi tertemiz insanlar. O 0,01’lik bir ahtekar bölümü var, ben onlara söylüyorum, inşaAllah. Onlar kendilerini biliyor...
Web siteleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler