Adnan Oktar`ın 19 Eylül 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bak, benim koç yiğitime bak, Bediüzzaman’a. “Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir kutsi hakikate” bak; “Milyonlar kahraman başlar feda oldukları bir kutsi hakikate Kuran’ın herhangi bir ayeti için bizim gibi bazı biçarelerin başları feda olsun” diyor. “Beşer beşer gelin, yüzer yüzer gelin” diyor Bediüzzaman, “ben korkmam, başım feda olsun” diyor. Ne diyor adamlar? “Korktu mahkemede, seyyidliğini inkar etti mahkemenin karşısında, eli ayağı boşaldı Bediüzzaman’ın” diyorlar. “Ve çıktı yalan söyledi” diyorlar. Bediüzzaman diyor ki; “Seyyid olan bir insanın, ben seyyidim demesi gerekir. Eğer demiyorsa harama girer, Kuran ayetini inkar gibidir” diyor. “Haramdır yalan söylemek” diyor. “Diyemez bir insan” diyor. “Yok dedi, korktu dedi” diyorlar. Madem korktu diyorsun, Emirdağ Lahikası’nda, diğer yerlerde, Bediüzzaman açık açık söylüyor, “ben seyyid değilim, bu zamanda nesiller bilinmiyor. O Al-i Beyt’ten gelecek Ahir zamandaki şahıs seyyiddir” diyor. “Ben seyyid değilim” diyor. Ne korkacak yani. Korkan adam 30 yıl yatar mı hapiste?
“Sual” diyor, münafıklarla ilgili soruyorlar Bediüzzaman’a. “Cevap” diyor; “Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur” diyor. Çünkü kahpe, porsuk gibi böyle, sinsi sinsi hani var ya saraylarda hin hin gezer, filmlerde olur böyle saray kahpeleri olur, yaparlar, biliyor musunuz? Filmlerde görürsünüz, böyle sansar gibi tin, tin, tin gezinir; haber toplar, gider ihbar yapar, oraya buraya haberler yaymaya çalışır kendince böyle. Bak; “Kandırıcı olursa daha habis olur” diyor. “Düşman meçhul olduğu zaman daha zararlı olur. Kandırıcı olursa daha habis olur.” Yani eğer dili biraz konuşma yapabilecek konumdaysa, yani “Kuran’la, hadisle kandırma gücü de varsa” diyor, çünkü ayette de “dinlersiniz onları” diyor. Mantık kullandığı için şeytan yardım ediyor “dinlersiniz” diyor Allah. “Kandırıcı olursa daha habis olur” diyor.
“Aldatıcı olursa, fesadı daha şedid (şiddetli) olur” diyor. Aldatma yönü de var. Mesela ona diyor ki; “ben Ehl-i Sünnetim,” öbürüne diyor ki; “ben Nurcuyum,” öbürüne diyor ki; “ben Cübbeli’nin taraftarıyım,” öbürüne de gidiyor; “Şeyh Nazım’dan yanayım” diyor. “Şeyh Nazım’ın yanındayım” derken, bakıyorsun Cübbeli’nin aleyhinde konuşuyor. Cübbeli’nin aleyhinde konuşurken, bakıyorsun Şeyh Nazım’ın aleyhinde konuşur. Gider Nurcuların aleyhinde konuşur. Onların hepsini bırakıp bambaşka adamın yanında bambaşka konuşur. Böyle manyaktır yani. Düzeltmek için konuşmak ayrı; düzeltmek için, düzelmesi için ayrı, eleştirirsin ayrı. Münafığınki yıkıcıdır yani, yok etmeye yöneliktir. Münafık düzenleme için söylemez, haset ve kin doludur. Münafığınki tahrip etmeye yöneliktir. Yani münafıkta emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker'in kastı yoktur, o Mehdiyet’te vardır emr-i bil-ma'ruf, nehy-i ani'l-münker. Mesela falanca kişiyi, falanca kişiyi eleştirir ama iyi olsunlar, kardeşimiz olsunlar, daha İslam’a hizmet edelim diye ister. “Aldatıcı olursa, fesadı daha şedid (şiddetli) olur. Dahili (içeride) olursa, zararı daha azim olur.” Bu sefer içeride, Müslümanların yanında it gibi onların yanında kendine baktırdığı için, her türlü istihbari bilgiye sahip oluyor ve yalan söylemesi, iftira atması daha kolay oluyor münafığın. Zaten gücünü oradan alır, oradan cesaret gelir. Yani “içlerinde yaşadım ben, onun için ihbar gücüm yüksek” diyor. “Küfre de sırtımı dayadım şimdi, dolayısıyla büyük bir güce sahibim” diyor. Münafığın enaniyeti oradan gelir, pervasızlığı da oradan gelir. Yoksa Müslümanları güçlü görse, öyle porsuk, sansar gibi hoplayarak şey yapmaz. İt gibi yalakalık yapar o zaman. “Dahili (içeride) olursa, zararı daha azim olur. Çünkü dahili düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır.” Bak, “dahili düşman kuvveti dağıtır, cesareti azaltır.” Yani “içten saldırır” diyor. “Harici düşman ise bilakis asabiyeti şiddetlendirir, salabeti (sağlamlığı) arttırır. Daha makbul, mesela küfrün saldırması merdane olduğu için, “o iyidir” diyor Bediüzzaman. Yani daha güç katar. Ama münafık stratejik olarak bir şeye sahip, şeytani bir avantaja sahip. Bak, “harici düşman ise bilakis asabiyeti şiddetlendirir, şevki arttırır salabeti (sağlamlığı) da arttırır” diyor. “Sağlam olursun” diyor. “Nifakın (münafığın) cinayet suçu, İslam üzerine pek büyüktür.” Yani onu cinayet olarak alıyor, münafıklığı. Zaten cinayete yatkındır münafıklar. “Alem-i islamı (İslam alemini) zelzeleye maruz bırakan nifaktır,” “münafıklıktır” diyor. “İslam alemi o yüzden böyle zelzeleye tutuldu” diyor. Yani “küfürden dolayı olmadı böyle, münafıklıktan dolayı oldu” diyor. “Bunun içindir ki Kur'an-ı Azimüşşan (şanı büyük Kuran) münafıklara fazlaca teşniat” yani lanetlemiş “ve takbihatla çirkin olduklarını anlatmıştır” diyor. Şimdi münafığın tekniklerini anlatıyor Bediüzzaman.
“İstihza (ince alay) yapar kendince münafık” diyor. “O sarsak kafasıyla, o avanak kafasıyla kendince alay ettiğini düşünür” diyor, ince alay. “Düzen (teşkilat) kurar” diyor. Yani kahpedir, nerede, ne zaman, ne yapacağı belli olmaz, düzen kurar, oyuncudur.
“İkiyüzlülük;” gelir önce mesela “sen evliyasın,” “çok muhteşemsin” der, öbür türlü akıl almayacak bir küfürle itham eder Müslümanları.
“Hile;” her türlü hileyi yapar.
“Kizp” (yalan); münafığın özelliğidir, müthiş sahtekardır. Güya dürüst gibi gösterir ama müthiş yalancıdır.
“Ve riya;” elinde tespih, kafada takke, “beş vakit namazımı kılıyorum” der, “gece namazlarına da kalkıyorum.” “Şu an zaten oruçluyum, oruçlu ağızla konuşuyorum” diyor. Acayip üçkağıtçıdır münafıklar. Tabii, samimi olarak yapanları tenzih ediyorum.
“Kötü ahlakları,” “münafıkta var” diyor, bütün kötü ahlaklar. “Kafirde o derece yoktur” diyor. Kafirde daha az yani ahlaksızlık azdır, daha şeydir. Çünkü mert, açıkça söylüyor kafir, o yönüyle.
Dördüncüsü “çoğunlukla münafıklar şeytani bir zeka sahibidirler” diyor Bediüzzaman. Şeytandan dedim ya ben, direk şeytandan alırlar bilgiyi. Şeytani bir zekaya sahiptirler. Onun için normal bir Müslüman’ın baş edeceği gibi değiller. Mehdi (a.s.) kafalarını ezer bunların. Münafık tam bir iblistir. Oradan çıkar, yılan gibi oradan kıvranır, bambaşka bir şekilde görünür, başka türlü. Bazen masum görünür, bazen kabadayılık yapar, bazen aciz gibi gösterir, tevazu gibi gösterir, bazen evliya gibi gösterir, tam manyaktır. Bediüzzaman diyor ki; “Şeytani bir zeka sahipleri olup, daha hilekar, daha desiseci ve oyuncu olurlar” diyor. (İşaratül İcaz, 83-84) ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler