Adnan Oktar`ın 21 Eylül 2010 tarihli Kaçkar TV röportajından
ADNAN OKTAR: Abdülkadir Geylani, o da seyyidtir, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in neslindendir. Geçenlerde de anlattık. Çok büyük, değerli bir alimdir. Çok değerli büyük bir mürşidtir. Biliyorsunuz, Kadiri tarikatının kurucusudur, müessisidir. Şahtır, şeyh değildir, inşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretleri Feth-ur Rabbani adlı eserinin 60. meclisinde şöyle buyuruyorlar: “Her kim ki bu zata (Hz. Mehdi (a.s.)) erişirse, artık, Aziz ve Celil olan Allah’ın kapısından onu hiçbir engel alıkoymaz. Mehdi (a.s.)’nin bayrağı indirilemez, askeri mağlup edilemez, Hakk’ı haykıran sesi susturulamaz, tevhit kılıcı için bir hudut çizilemez. İhlas adımları yürümekle yorulmaz. Hiçbir iş ona güç gelmez. Hiçbir kapı onun önünde kapalı durmaz, açılınca da kapanmaz. Bütün kapalı kapıların kanatları uçuşur, bütün yönler açılır. O Hakk Teala’nın huzuruna varıncaya kadar hiç kimse onu durdurmaya güç yetiremez. Rabbinin huzuruna vardığı an O da ona lütfeder, ikramlarda bulunur. Onu kendi hücresinde uyutur. Lütuf ve fazlından yedirir, ülfet badesinden içirir. Bunları bulduktan sonra hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırına gelmeyen harikuladelikleri görür. Hakk Teala’nın fazlını, keremini bulduktan sonra o büyük insan halk arasına tekrar katılır. Sebebi, onlara hidayet yolunu göstermesi ve mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz manevi bir mülke sahiptir. Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketi ile, diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder. O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vasıl olmuş, O’nu görmüş ve masiva denen Hakk’ın zatından gayrı şeyleri bilmiştir. Bir tokmak olur hak ile batılı birbirinden ayırdeder. Müminleri Aziz ve Celil olan Allah’ın katına göndermek için bir elçi, bir kılavuz olur. Bu zata Melekut aleminde Azim ismi verilir. Bütün halk onun kalbinin ayakları altında durur ve onun gölgesinde gölgelenir. Bu halleri işitip heyecana kapılma” 60. Meclis, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Abdülkadir Geylani’nin Mehdi (a.s.)’ye olan muhabbetini görüyor musunuz? Anlattığı üslubu görüyor musunuz? Adamlar diyor ki; bana Mehdi (a.s.) ile ilgili niye anlatıyorsun? Bütün saadat anlatıyor. Bütün Evliya-i kiram anlatıyor, Peygamberimiz (s.a.v.) emretmiş. Allah’ın bir lütfu, bir nimeti. Bunun dışında Mehdi (a.s.) olmadığında, dünyanın mahvolacağı anlaşılıyor. Mehdi (a.s.) olduğunda da dünyanın Cennet gibi olacağı anlaşılıyor, değil mi? Günlük dedikoduları mı anlatayım? Cübbeli gibi hurafe mi anlatayım? Yani dini konuları tenzih ederim, değil mi? Dinleyenlerin içi kararıyor adamı dinledikleri zaman. Yani hurafelerden içleri kararıyor. Ben hurafe anlatmıyorum. İspatlı şeyler anlatıyorum. Kuran-i olan, hadise dayalı olarak anlattıklarını tenzih ediyorum. Ama hurafe, bir hayli hurafe anlatıyor, karıştırıyor yani.
Abdülkadir Geylani Hazretlerinin oradaki o güzel anlatımında bir çok derin hikmetleri de şerh edebiliriz. Sen orta kısmından, oradan bir yer al, ben kısaca bir şerh edeyim.
OKTAR BABUNA: “Rabbinin huzuruna vardığı an, O da ona lütfeder, ikramlarda bulunur”
ADNAN OKTAR: Bak, Cenab-ı Allah’ın hususi ilgilendiği, sevdiği bir insan Mehdi (a.s.), değil mi? Devam et.
OKTAR BABUNA: “Onu kendi hücresinde uyutur”
ADNAN OKTAR: Bakın, Allah’ın meydana getirdiği özel, güzel bir yerde Allah onu muhafaza ediyor.
OKTAR BABUNA: “Lütuf ve fazlından yedirir, ülfet badesinden içirir. Bunları bulduktan sonra, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırına gelmeyen harikuladelikleri görür”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bu Mehdi (a.s.)’nin olağan üstünlüğünü görmemiz açısından çok çok önemli, inşaAllah. Şimdi bunları ısrarla anlatmamın nedeni nedir biliyor musunuz? Adamlar sonradan diyecekler ki; “bizim haberimiz olsa, Mehdi (a.s.)’den haberimiz olsa, var gücümüzle destek olurduk. Alametlerin çıktığını da biz bilmiyorduk, Peygamber (s.a.v.)’in alametlerinin. Paygamber (s.a.v.)’in söylediğinden de haberimiz yoktu. Bize Darwinizmi, materyalizmi anlattılar, biz de hakikat zannettik. Mehdi (a.s.)’den de bize bahsetmediler. Bediüzzaman da söyledi ama, şahs-ı maneviliğini ört-bas ettiler, bunu da anlamadık” dememeleri için, hiçbir bahane kalmayacak şekilde geceli gündüzlü anlatıyorum.
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun, maşaAllah Hocam, evet.
ADNAN OKTAR: Bahaneyi ortadan kaldırıyoruz. Bahane yok, evet
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler