Adnan Oktar`ın 22 Eylül 2010 tarihli Kaçkar TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... Şimdi sen konuş Oktar.
OKTAR BABUNA: Estağfurullah Hocam. Mehmet Ali Birant’ın bir açıklaması olmuş Hocam. “Erdoğan Türkiye’yi dönüştürüyor, dindar kesimin cesareti artıyor. Türk toplumundaki en önemli değişimlerden bir diğeri dindar kesimin eski çekingenliğini bırakması ve giderek kendini göstermeye başlamasıdır. Sadece türbanlı sayısının artması değil, ekonomiden bilime, medyadan siyasete kadar, ülkenin hemen her kesiminde kendilerini hissettirmelerinden söz ediyorum. Bu kesim eskiden de vardı ancak kimi korkar, kimi de fırsat eşitliği olmadığından gelişemezdi. Türkiye’nin Ak Parti iktidarı ile birlikte dindar kesimi cesaretlendirdiğini ve önünü açtığını söylemek daha doğru olacaktır. Din unsuru hemen hemen hayatın her alanında kendini göstermeye başladı. TRT ekranlarında kullanılan dilden tutun da günlük yaşamın her kesiminde bir muhafazakarlaşma eğilimi gözleniyor. Dünya basket şampiyonasında ki ponpon kızların yasaklanması, bazı reklamlarda ki çıplaklık derecesinin azaltılması, her konuşma veya törene dualarla başlanıp, arından kurdelenin kesilmesi doğal görülüyor. Anadolu’da son sekiz yılda içki içilen lokanta sayısı dramatik ölçüde azaldı. Ak Partili belediyeler içki ruhsatı vermiyor, bu muhafazakarlaşma eğilimi mahalleyme baskısı git gide yayılıyor, Ramazanlar artık başka bir dikkat ve eğlenceyle kutlanıyor. Özetle Türkiye’nin pek çok değer yargısı şimdiye kadar alışık olunmadığı derecede giderek dindarlaşıyor” demiş.
ADNAN OKTAR: Bunu diyen kim?
OKTAR BABUNA: Mehmet Ali Birant.
ADNAN OKTAR: Nasıl olmasını istiyor? Şimdi o dindarlık deyince böyle Cübbeli kafasını esas alıyor olabilir. Başörtüsü ile de dindarlık olmaz. Yani başörtülü kadınlar oluyor ben bazen görüyorum ama dinle o kadar alakaları olmuyor. Sadece başını örtüyor. Başı açık oluyor ama mesela çok çok dindar oluyor veyahut başı kapalı oluyor ama hakikaten dindar oluyor. Bunlar ölçü değildir yani. Asıl dindarlık materyalist felsefeyi yerle bir etmektir, Darwinizm’i yerle bir etmektir. Karşımızda ki put sistemini yok etmiş olmaktır. Ondan sonra Kuran’ın nuru her yeri sarar. Kuran’da da özgürlük vardır, alabildiğine özgürlük vardır. Yani içki içen içkisini içer, niye içmesin içki içmek isteyen? Mesela adam Hıristiyan’dır, inancına göre içki içer, Budist’tir içer yahut Müslüman’dır ama adam günahkardır içer. Kimse kimseye müdahale etmez Müslümanlıkta öyle bir konu yok. Ama tavsiye edilmez, içki hakikaten tahrip edici, zararlı bir madde. Yani yazık günah değil mi? Bizim neslimiz niye bozulsun, insanlarımız niye bozulsun? Ama zor yoktur İslam’da, dinde zorlama yoktur. Dolayısıyla TGRT de ki dilin değişmesi falan yani bunlar bir ölçü değil. Darwinizm’in, materyalizmin yıkılması ölçüdür. Yani bunu üstünde çok dursun. Kuran’ın hakikatlerinin anlatılması bir ölçüdür. Kuran’ın mucizelerinin ortaya çıkması bir ölçüdür. Hakikaten iman eden insanların çoğalması bir ölçüdür. TGRT’nin dili öyle ama TGRT’de başka şeyler de oluyor görmüyor mu, onu o? Tabii yani o bir ölçü değil. Ölçü samimi Müslümanların sayısının artmasıdır. Evet, Oktar Hocam devam et. Bu da güzel bir ölçüdür, buna sevinsin. Üzülmesin, sevinsin...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Evrimcilerin Sahtekarlıkları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler