Adnan Oktar`ın 22 Eylül 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bakın, Necati kardeşe de sözüm olsun. Mesela bir Nur dersi, Risale-i Nur dersi yapıyor değil mi, kardeşlerimiz? Ve belli; Mehdi (a.s.)’nin gelmesini de istemiyorlar. “Şahs-ı manevi” deyip, geçiştirmek istiyorlar, değil mi? İlla ki, var gücüyle Mehdi (a.s.)’ye yardım ederler, ellerinde olmaz. Mesela Süleymanlı kardeşlerimiz Kuran kursları kuruyorlar ya; Mehdi (a.s.) bekleyen vardır, illa ki. Çünkü onların bir sırrıdır o, ben biliyorum Mehdi (a.s.)’yi beklediklerini. Yani asıl Hocalarının biliyorum, konuşmalarını biliyorum. İslam’ın dünyaya hâkim olacağını söyledi Süleyman Hilmi Tunahan. Yani; “İslam böyle gidecek” demedi ki, “İslam ahlakı dünyaya hâkim olacak” diyor. E dünyaya hâkim olunca Müslümanların lideri olmayacak mı? O liderin adına; “Mehdi (a.s.)” diyorlar işte. O lider Mehdi (a.s.)’dir. Burada konuşacak bir şey kalmıyor ki daha, değil mi? İkincisi; her Süleymanlı kardeşimiz Kuran kursu açtığında, orası Mehdi (a.s.)’nin okuludur. İstesin veya istemesin; mutlaka Mehdi (a.s.)’ye hizmet eder. Bütün bilim adamları -istesin veya istemesin- mutlaka Mehdi (a.s.)’ye hizmet ederler. Bak bu cihazların hepsi Mehdi (a.s.)’nin emrinde şu an, dünyada ne kadar varsa. Teknolojisini geliştirdikçe Mehdi (a.s.)’ye daha çok hizmet ederler. Bütün televizyon kanalları -istese de istemese de- Mehdi (a.s.)’ye hizmet ederler. Küfrü gösteren de hizmet eder. Elinde değildir yani, mutlaka hizmet edeceklerdir.
Mesela, Saadet Partisi; Mehdi (a.s.)’ye hizmet eder. Mesela Milliyetçi Hareket Partisi, Türk-İslam Birliği’ni istemiyor mu? Mehdi (a.s.)’ye mutlaka yardımcı konumdadır. Büyük Birlik Partisi, mutlaka Mehdi (a.s.)’ye yardımcı konumdadır. AK Parti, mutlaka Mehdi (a.s.)’ye yardımcı konumdadır. Yani, isteyenler de olabilir, istemeyenler de olabilir parti içerisinde, partiler içerisinde; istese de istemese de hizmet eder. CHP -istese de istemese de- Mehdi (a.s.)’ye hizmet ediyor, eder. Mesela, ne dedi Kılıçdaroğlu Beyefendi? “Laikliğin tehlikede olduğunu söyleyemem” Bu mesela Mehdiyete tam bir hizmettir. Mehdiyet safında bir açıklamadır bu, Mehdiyet safında. Her efendiliği, şefkati ve güzelliği isteyen Mehdiyete -istese de istemese de- hizmet eder. Yani Süleymanlı kardeşlerimiz deseler ki, “biz Mehdi (a.s.)’nin talebeleriyiz, hizmet ediyoruz” deseler de aynı netice alınır, demeseler de aynı netice alınır. Ama bakın, şunu iyi bilsinler; şahs-ı manevi diyen de diyor ki… “Sonunda İslam ahlakı dünyaya hâkim olacak mı?” desin kardeşlerimiz. “İslam ahlakı dünyaya hâkim olacak, evet” diyen herkes Mehdi (a.s.) ordusudur. Ama “İslam dünyaya hiçbir şekilde hâkim olmayacak” diyorsa veyahut kapatmaya çalışıyorsa, Mehdi (a.s.)’nin talebesi değildirler onlar ama yine de istemeseler de Mehdi (a.s.)’ye hizmet ederler. Çünkü onlara da ihtiyacımız var.
Mesela bak Cübbeli; İttihad-ı İslam’dan hiç bahsetmiyor. Onun vesilesiyle İttihad-ı İslam’ı biz çok fazla gündeme getirmiş oluyoruz. Çünkü beni o yönde teşvik etmiş oluyor. Yani bu tehlikeye daha çok dikkat çekiyor. İttihad-ı İslam’ın olmaması, Türk-İslam Birliği’nin olmaması tehlikesine karşı benim dikkatimi açmış oluyor. Münafıklar ayrıca dikkatimi açmış olurlar, şevkimi arttırırlar.
Mesela, Şaşar Beşer Faruk Beşer, mesela bir gördüm baktım; Bediüzzaman’a karşı. Tamam, bir. İmam-ı Rabbani’yi zaten kaldırmış, köşeye koymuş. Kütüb-i Sitte’yi de; canının istediklerini alıyor, canının istemediklerini almıyor. “Hocam” dedik, “İttihad-ı İslam istiyor musun sen?” dedik. “Yo” diyor. Hah, sen bana hizmet ediyorsun işte. Niye? Benim şevkimi arttırıyorsun. Beni delirtiyorsun sen, bu yönünle. Dava adamı yapıyorsun. Tehlikeyi daha çok görmüş oluyorum. Sen nasıl İttihad-ı İslam istemezsin, Kuran’ı savunursun da? Mesela üstelik Samanyolu TV’ye çıkıyorsun, değil mi? Mehtap TV’ye çıkıyorsun, var gücünle her şeyi anlatıyorsun ama tek anlatmadığın İttihad-ı İslam. Niye anlatamıyorsun bunu hazret? Niye ağzına alamıyorsun İttihad-ı İslam’ı. “İslam ahlakı dünyaya hâkim olsun” de, değil mi? “Bütün Müslümanlar birleşsin Türk-İslam Birliği olsun” de. Niye söyleyemiyorsun? Niye konuşamıyorsun? Osman Ünlü Hoca, değil mi? Böyle güzel güzel kahvesini içip, muhabbet ehli şeklinde konuşuyor TGRT’ye çıkıp. Gümbür gümbür de ki; “PKK yerle bir olacak, Türk-İslam Birliği kurulacak, İttihad-ı İslam olacak, Türkiye dünyanın lideri olacak” desene canım dedem. Diyemiyorsun. Bu benim heyecanımı arttırıyor işte. Beni delirtiyor bu, deli aşık haline getiriyor. Allah’ın delisi olmamı sağlıyor. Deliliğime bir delilik daha katmış oluyor, değil mi?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, mesela iki saat yayın yapıyorduk, dört saate çıkardık. Dördü de sekize çıkaracağım Allah’ın izniyle.
OKTAR BABUNA: EvelAllah.
ADNAN OKTAR: Yerimde duramıyorum, uyku tutmuyor yani, değil mi? Bunlar bize bu şevki veriyor. Bak onlar da Mehdiyete hizmet etmiş oluyorlar, değil mi? Ya herkes faaliyet yapsa, belki bize meskenet gelirdi Allah esirgesin, değil mi? Yani, “zaten yapıyorlar, görevi yapıyorlar” hani. E bakıyoruz, bir sahipsizlik var. O zaman deliriyorum işte, anlaşıldı mı? Bir de bakıyoruz ki Avrupa’dan bir üfürük var, üfürüm. Böyle adam bir üfürmüş; sol kulağından sağ kulağına geçiyor. Ondan ona, ondan onda, ondan ona, ondan ona… Hepsine de hafiften, yani bu saydığım tayfanın hepsine de üfürmüşler. Cübbeli bir, Şaşar Beşer iki. Bak bunların hepsi İttihad-ı İslam’a karşı olan tipler. Osman Ünlü. O baygın bakışlı arkadaş kimdi?
OKTAR BABUNA: Abdülaziz Bayındır.
ADNAN OKTAR: Abdülaziz Bayındır Beyefendi Hazretleri Kardeşimiz Hocamız Hazretleri. Bak bunlar hep üfürümden geçmiş kişiler ve hepsi Türk-İslam Birliği’ne ve İttihad-ı İslam’a karşı ve ağzına alamayan tipler, değil mi? Ben mahcup etsinler; çıksınlar televizyona desinler ki; “biz İttihad-ı İslam’ı istiyoruz, Türk-İslam Birliği’ni istiyoruz. Hocam, ne biçim konuşuyorsun?” desinler; ben de gidip ellerini öpeyim, sıradan teker teker ve özür dileyeyim. Ama diyemiyorlar. Diyemiyorlar. E mühim değil, bak bize hizmet ediyorlar işte, değil mi? İnşaAllah. Tehlikenin büyüklüğünü daha çok anlıyoruz o zaman.
Mesela Cübbeli Haber Türk’e çıktı; bismillah, hemen beni eleştirmekle konuya başladı. Muhterem, kâbusun mu oldum senin? Niye ana konu benim? Niye ana konu benim? Niye çıkar çıkmaz bilinçaltındaki asıl derdine giriyorsun? Niye Fatih Altaylı’nın bilinçaltındaki ana değer de benim? Niye o tombulun bilinçaltındaki ana değer de benim, değil mi? Durup durup, nefeslenip nefeslenip bir daha adam çıkarıyorsunuz. Bir onu çıkarıyorlar, “Mehdi (a.s.) gelmeyecek”; Bir bunu çıkarıyorlar, “Mehdi (a.s.) gelmeyecek, Türk-İslam Birliği olmayacak, İttihad-ı İslam olmayacak” Bağırta bağırta getireceğiz Türk-İslam Birliği’ni, böğürte böğürte. Şeytanı, şeytanı bağırtacağız böyle. Dana gibi böğürteceğim ve Türk-İslam Birliği’ni oluşturacağız, değil mi?
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam. Evet, evelAllah.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler