Adnan Oktar`ın 23 Eylül 2010 tarihli Samsun Aks TV röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Hocam, selamlar. Derinlikten ve derin insan olmaktan bahsettiniz. Derinlik tam olarak nedir rica etsem açıklar mısınız? Hayırlı akşamlar.” Ahu Güray Hanım. Derinlik olmadan zaten bir güzelliğin anlamı kalmıyor ki. Nedir? İşte lahmacun yer, yan gelir yatar. Çok ilkel bir hayat kalır. Allah derinliğin içine saklamıştır bütün güzel duyguları, Allah derin sevildiğinde iman geçerli oluyor. Derinlikle değil mi? Allah’tan, saygıyla Allah’tan korkulduğunda bu geçerli oluyor. Mesela insan helalini de derin sevdiğinde zevk alır. Yoksa kadın etkileyici bir şey değildir ki. Yani kadının bir gücü yoktur. Normal kaşı, gözü olan bir insan, alelade bir insandır. Derinlik denen bir güç, tutku denen bir güç devreye girdiğinde kadın olağanüstü bir varlığa dönüşür. Yani hayret verici heyecan veren, hayret verici etki yapan bir güce dönüşür. Bu kadında gizlidir. Kadın bunu ancak akıllı, gerçekten kendisini seven, samimi bulduğu, gerçekten güvendiği helaline karşı bunu sunabilir. Yani onun bir modu vardır. Kadın onu tarar bu var mı, bu var mı, bu var mı. Onu gördüğünde akıllı bir kadınsa, imanlı bir kadınsa beyni hemen devreye girer. Onunla tam beş noktadan birden tam bir bağlantı olur. Bir tanesi eksik olsa kopar o. Yani her yönden bağlantının olması gerekiyor. Her yönden tam iç içe ruh bağlantısına girdiğinde hiç kimsenin bilmediği, birçok insanın bilmediği derin bir güç ve derin bir zevk devreye girer. Buna tutku denir. Bu Cennette var. Müslümanlara veriliyor. Bunun bir kısmını Cenab-ı Allah Müslümanlara bu dünyada tattırıyor. Tutkuyu tattırıyor. Ama asıl yeri Cennettir bunun. Bak, “Eşlerine gözlerini tutkuyla bağlamış” tutkuyla bağlı, gözlerine bağlamış eşlerine bakıyor. Fakat, “tutkuyla” diyor Allah. En büyük zevk olarak Kuran’da bu belirtiliyor, en şiddetli zevk olarak. Şiddetli bir zevktir. Tutkudan sonra sevginin anlamı meydana gelir. Ondan sonra o heyecan olur. Onun varlığından, kişiliğinden, bakışlarından, konuşmasından, ses tonundan, endamından, her şeyinden çok çok şiddetli etkilenmeye başlar. Öbür türlü mesela çok güzel oluyor kadın ama adamın gıcığına gidiyor. Evlendiği delikanlı da mesela çok gösterişli ve güzel ama kadın evin içinde sığır besleniyor gibi geliyor. Yani yemek yemesi gıcığına gider. Oturup kalması gıcığına gider. Gelip ona sarılıyor mesela, sırtlan sarılmış gibi geliyor. Kızdırır kadını yani. O bağlantı kurulamamış çünkü. Bir kaç yerde bir kopukluk varsa, artık o gitmez. Her yönden tam bağlantı olması lazım. Akıl yönünden, iman yönünden, derinlikle bir bağlantı gerekir. Diğergam olması, fedekar olması, ince düşünceli olması, derin düşünen insan olması gerekiyor. O kütlükten, bağlantı olduğunda, “İnsan zayıf yaratılmıştır” diyor Allah ayette. Hemen küt bağı kopar. Artık onu sevemez yani istediği kadar zorlasın. İstediği kadar ne yapıyorsa yapsın. Diyorlar ki, “bana” diyor “büyü yaptı” diyor. Sen kendine yapmışsın büyüyü. “Bir şey oldu” diyor. Bir şey oldu, mirşey oldu yok. Sen kendi kendine büyü yapıyorsun. Kendi kendine belanı arıyorsun. Allah da veriyor. “Eskiden çok şey yapıyordum, seviyordum” eskiden sevmiyordun bir hevesin vardı senin. “Bir gecenin içinde gitti, nasıl olduysa?” diyor. Bir saatin içinde gitmiş heves. Halbuki merak ediyor onu, heves var o kadar. Hevesi gitti mi bitiyor o kadar. O kadar başka bir şey yoktur. İşte bal ayı, şeker ayı dedikleri o anlardır. Merak ettiği bir şey oluyor. Birbirlerini merak ediyorlar hevese dayalı. Merakı gitti mi, hevesi de gitmiş oluyor. “Sevgi bitti” diyor. Sevgin yok ki bitsin, başlamamış ki bitsin. Onun için müminlere verilen özel bir güçtür tutku. Sadece onlara hastır. Küfür sürekli onun acısını çeker, delalette, ehl-ı fıskta, ömrü boyunca, sürekli, gece gündüz. Mesela gece onun acısıyla yaşar, gündüz kalkar, sabah kalkar kalkmaz, o sevgisizliğin, o eksikliğini sürekli hisseder. Vücudunda sürekli bir eksiklik, bir açlık olarak hisseder sevgisizliği. Sürekli arar, düşünür ama bulamayacağına da inanır. Çünkü öyle bir yılıyorlar ki, bir kere inanç zayıflığı da var, yılmış da oluyor. Bir kere ilk geldiği kayaya çarptığında kafası yarılıyor. Oradan anlıyor. Gidiyor bir kayaya daha kafasını çarpıyor. Anlıyor ki gitmeyecek. Ondan sonra sevgi gücü ölüye dönüşüyor. Artık ruhunda bir ölü ceset taşıyor bedeninde. Sevgisiz bir ruh taşıyor. Yani bir cesetle beraber yaşıyor. Ve onu artık çürütmeye başlıyor. Gözlerinde fer kalmıyor, bedeninde fer kalmıyor. Kendini canlandırmaya çalışıyor. Ama bir türlü canlanamıyor. Şevk, heyecan hiçbir şey kalmıyor içinde. Sevgisizlik çok büyük bir felakettir. Ve insanların yüzünde bir donukluk, anlamsızlık ve bitkinlik meydana getirir. İnsanın enerjisini sürekli alır. İnsan çünkü su gibi, nefes almak gibi, hava gibi sevgiye ihtiyacı vardır. Allah öyle yaratmıştır. Biz sevgiyle yaşayacak gibi yaratıldık. Sevgi olmadığında feci şekilde çökmeye başlıyor. Ve bu ele yüze de yansır. İnsan bedenen de çöker. Hatta Ahir Zamanda diyor Peygamberimiz (s.a.v), “İnsanların yüzleri değişecek, bozulacak hatta yüzleri kirli bir görünüm alacak, çirkinleşecek” diyor hadiste. Ve insanlar çirkinleşmeye başladılar. Çok nadir güzel insan, nadir oluyor. Yani dünyaya bakın çirkinleşmiştir. Bizim milletimiz nurludur maşaAllah. Aslında daha geniş bir konu ama ben şimdi bu kadar anlatayım. Haklı mıyım bu konuda?
SUNUCU:Tabii, haklısınız.
ADNAN OKTAR:Ne yönden haklıyız anlat, kısa bir şey.
SUNUCU:Yani, hep derler ya güzel olan insanın içindeki nur, kalbindeki temizlik yüzüne yansır diye, ya da gözlerine, o yüzden söylüyorsunuz bence. Yani güzellik imanla gelir. Ahir Zamanda da sizin anlattıklarınızdan pay biçerek söylüyorum. Ahir Zamandaki, çoğu insanda sapkın olduğundan, kalbinde güzellik olmadığından, yüzüne yansımadığından çirkinlik devam ediyor.
ADNAN OKTAR:“Yüzlerde kayma olur” diyor. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.), insanların bir kısmının maymun suretine döneceğini söylüyor, “maymun gibi olurlar” diyor. Zaten, “İnsan ben maymunum” diyor zaten. Değil mi? Milyonlarca insan, yüz milyonlarca insan, “Sen nesin?” diyorsun. “Ben maymunum” diyor. Allah da, maymuna çeviriyor. Hayatı da maymun gibi, kişiliği de maymun gibi, maymun olmuş oluyor. Hadiste kastedilen adamın onu söylemesi, yani maymun olduğunu söylemesi. “Maymuna dönecekler” diyor. Maymun olduğunu söylüyor zaten. Bak çok manidar başka bir şey demiyor maymun diyor. Tabii.
SUNUCU:Evrim.
ADNAN OKTAR:Evrim. Bak çok manidar, Peygamberimiz (s.a.v) 1400 yıl öncesinden söylüyor...
Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler