Adnan Oktar'ın 25 Eylül 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu TV ve Gaziantep Olay TV röportajından
ADNAN OKTAR:... Barla Lahikası sayfa 162’de diyor ki Bediüzzaman: “İlerde gelecek acip, (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) şahsın (yani Mehdi (a.s.)’nin) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dündarı, (yardımcı kuvveti) ve o Büyük Kumandanın pişdar bir neferi, onun (önden giden bir askeri) olduğumu zannediyorum” diyor. “Bu yalan, bunu yalan söyledi Bediüzzaman,” diyorlar. Kardeşim ne zoru yalan söylesin, bu kadar kapsamlı yalana gerek var mı?
OKTAR BABUNA:Estağfurullah olmaz tabii Hocam, olmaz tabii.
ADNAN OKTAR:Değil mi ya? “Ben Mehdi (a.s.) değilim” der konu biter. Bu kadar yüzlerce yalan söylenir mi, niye yalan söylesin yani? Bak, “İlerde gelecek acip, (şaşılan, hayret uyandıran, benzeri görülmeyen) şahsın (yani Mehdi (a.s.)’nin) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek (ona zemin hazıredecek) bir dündarı, (yardımcı kuvveti) ve o Büyük Kumandanın,” bak “Büyük Kumandan” diyor. Mehdi (a.s.) için, büyük kumandan. “Bütün İslam aleminin kumandanlığını yapacak” diyor. “O Büyük Kumandanın pişdar bir neferi, (onun önden giden bir askeri) olduğumu zannediyorum” diyor Bediüzzaman. Bu yalan değil, doğru söylüyor. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki,” diyor Bediüzzaman, Sikkey-i Tasdik-i Gaybi sayfa 9’da. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, (Mehdi (a.s.)), Risale-i Nur Külliyatı’nı bir programı olarak neşr ve tatbik edecek” Yani çıkacak televizyonlarda, radyolarda anlatacak, izah edecek, ispat edecek. Gizlenen noktaları açıklayacak, söylenen yalanları ifşa edecek. Konunun doğrusunu anlatacak, değil mi? Kimse de kaçamayacak inşaAllah. Bak, “Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, (Mehdi (a.s.)), Risale-i Nur Külliyatı’nı bir programı olarak neşr ve tatbik edecek” uygulayacak.
Mesela bak, Kastamonu Lahikası sayfa 99, “Ta Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde” Radyonun, televizyonun, internetin yayıldığı, güçlendiği dönemde, “Risale-i Nur Külliyatı’nın asıl sahipleri (gerçek sahipleri) yani” diyor, bak Bediüzzaman “yani” diyor “Mehdi (a.s.) ve şakirtleri (talebeleri, müridleri) Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir” gelmiş demiyor, gelir. “O daireyi genişlettirir,” mevcut Risale-i Nur dairesini genişlettirir, “o tohumlar sümbüllenir” Nur talebeleri için de “tohum” diyor Bediüzzaman, tohum halindeler. “O tohumlar sümbüllenir (açar), bizlerde kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz” Ben o vakitte vefat etmiş olacağım, diyor Mehdi (a.s.) çıktığında. “Bunu yalan söylüyor Bediüzzaman, yalan söyledi” diyorlar. “Takiye yapmış, Müslümanları kandırdı. Böyle bir şey yok. Bilakis kendisi Mehdi (a.s.)’ydi ama kendisini gizlemek için böyle çok kapsamlı yalanlar söyledi” diyorlar. Gerek var mı böyle bir şeye, doğru mu bu?
OKTAR BABUNA:Tabii ki değil Hocam, inşaAllah, estağfurullah.
ADNAN OKTAR:Ne ayıp, ne günah bu, ne kadar çirkin. Bir sayfa, iki sayfa, on sayfa değil, yani yüzlerce sayfa Müslümanları kandırdığına inanıyorlar, takiyye yaptığına. Ne mecburiyeti var, takiyye yapmaya? “Mehdi (a.s.) geldi” der, bu kadar. “Ben Mehdi (a.s.) değilim, ama geldi” der, ne anlarsan anla. Yani ne mecburiyeti var? Ben diyorum mesela, Mehdi (a.s.) geldi diyorum. Adamlar diyor ki, “Sen kendini ima ediyorsun” Sen öyle anla, beni ilgilendirmez ki, ne olur yani? Mahkemeye de gitsem, mahkemede de söylerim yani. Ben seyyidim yani ne var, ne olacak yani? Seyyiddim diye mahkum mu olacağım ben yani. “Mehdi (a.s.) misin?” diyorlar, değilim diyorum, bu kadar. “İddia edecek misin?” diyorlar. Vallahi, Billahi, Tallahi Allah’ın, Meleklerin, bütün insanların laneti üzerime olsun, ömrüm boyunca, ölünceye kadar Mehdilik iddia etmeyeceğim ben, bu kadar. Niye yalan söyleyeyim bunun üzerine ben? Niye yüzlerce sayfa yalan söylemeye ihtiyacım olsun yani, değil mi? Olduğu gibi anlatıyorum. Mehdi (a.s.)’nin kaşını da anlatıyorum, gözünü de anlatıyorum, boyunu posunu, faaliyetlerini, hepsini anlatıyorum. Bediüzzaman’ın niçin böyle kapsamlı yalan söylemeye mecburiyeti olsun? Bak açıkça söylüyor, “Ta Ahir zamanda” diyor bak, “ta Ahir zamanda (kendisinden sonra) hayatın geniş dairesinde, Risale-i Nur Külliyatı’nın asıl sahipleri, yani Mehdi (a.s.) ve şakirtleri, Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir” diyor. Ben de o vakitte ölü olacağım, vefat etmiş olacağım. “Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Bunun anlaşılamayacak ne yönü var? Yani demagojiye ne gerek var? Oyun oynamaya ne gerek var yani? Baksana diyor, “Eğer siz tembel kalıp da onun yolunu yapmazsanız, tembellik etseniz, yüz sene sonra tamamen cemalini göreceksiniz” diyor 1910 yılında. Kaç yılındayız biz?
OKTAR BABUNA:2010.
ADNAN OKTAR: “Yüz sene sonra yüzünü göreceksiniz” diyor.
OKTAR BABUNA: “2010 yılında yüzünü göreceksiniz” diyor inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler