Adnan Oktar`ın 27 Eylül 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
OKTAR BABUNA: ... “Kanser hastalarına şefkat evi açılıyor” diye bir haber vardı Hocam, maşaAllah. Hastalara gösterilen merhametin nasıl olması gerektiğini söylemiştiniz Hocam. Hatta demiştiniz ki, kanser hastası hastaneye gittiğinde para da alınmaz demiştiniz. Selamın aleyküm deyip, zaten çok ağır bir imtihanı var. Arabasını alıyorlar, evini alıyorlar, ailesi de perişan oluyor. Böyle olmaz demiştiniz inşaAllah. O yönde bir şeyler başladı Hocam inşaAllah. Kanser hastalarına bir ev açılıyormuş 150 yataklı.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi kanser hastalarına ne yapacaksınız biliyor musunuz? İstanbul’un en lüks otellerinden bir tanesini onlara tahsis edeceksiniz. Yani devlet o oteli satın alacak, hastaneye çevrilecek personeli ile, onlara orada paşa gibi bakacaksınız. 5 kuruş da yok. Yani kanser teşhisi konulduktan sonra zaten ondan sonra psikolojik olarak onlar çok sarsılabilir, tedirgin olabilir, rahatsız olabilir. Orada onlara güler yüz gösteren, şefkat gösteren, onlara iyi bakan. Çünkü bu hastalığın yenilmesinde moral de çok önemlidir. Adam şimdi hassas bir insan oluyor. Tedirgin, biraz da ürkek mizaçlı olabiliyor. Kansersin denildiğinde, adamın beyni, dünyası dönüyor, mahvoluyor. Şakır şakır terlemeye başlıyor, beti benzi gidiyor, eli ayağı boşalıyor. Yani rahatça tedavi edilebilecek hastalıkken, psikolojik ilave yeni gelişen hastalıktan dolayı, hastalık bu sefer canavara dönüşüyor, adamı alıp götürüyor. Ama şimdi bir tek onunla da kalmıyor, adama diyor ki “kansersin, Allah şifa versin. Ama hemşerim bu çok pahalı bir hastalıktır.” diyor. “Ne yapmamız gerekiyor?” diyor. “Bilmem, en az bir 200 milyarı gözden çıkaracaksın,” diyor. Adam; “babadan kalma bir evim var, 150 milyar ancak eder. Bir de kötü bir arabam var, o da 20 milyar falan eder. Bir de mobilyalar falan hepsini satarsak” diyor adam. “Sen kendin bilirsin koçum, nasıl istersen” diyor. “Yani istersen git başka türlü yöntemler biliyorsan onu yap,” diyor. “Ama bunu yapacaksan, parayı getirip tak buraya koyacaksın koçum. Ne diyorsun?” diyor. Al bir darbe daha. Adam da götürüyor evini, arabasını hepsini satıyor, “buyrun hemşerim önünüze getirdim” diyor. Şimdi bu iş mi? Yani devlet bana asfalt yapmasın, onlara bu imkanı tanısın. Ben toprak yolda yürürüm, hiçbir şey olmaz, gayet de güzel olur. Ama o insanların o acıyı çekmesini istemiyorum. Adamdan bir de üzerine para alıp, ekonomik yönden de çökertiyorsun. Mahvediyorsun adamı yani. Geri kalanı da sen tamamlıyorsun. Zaten imtihan oluyor, onun orada morale ihtiyacı var, sevgiye ihtiyacı var, şefkate ihtiyacı var, desteğe ihtiyacı var, değil mi? Püfür püfür böyle yayla gibi güzel büyük bir dev oteli, 5 yıldızlı otellerden bir tanesini onlara ayır. Her ilde de öyle. Özellikle ağır hastalarda, ağır kanser hastalarında. Gönlünü yapmak, ona neşeli ortam meydana getirmek, iman hakikatleri anlatmak, Kuran’dan anlatmak. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hastalıkla ilgili güzel sözlerini ifade etmek. Kuran’dan tevekkül etmesi ile ilgili ayetleri anlatmak. İmanını güçlendirmek, Allah’a olan sevgisini, Allah’tan korkusunu arttırmak, ki beyni açılsın çok güçlü olsun. Mesela bak senin imanın çok güçlüydü, bu hastalıkta yani normalde %100 ölümdür Allah’ın dilemesi ile. İkinci bir ihtimal yoktur. Kafası kopan adam yaşar mı? Normalde yaşamaz. Ama mucize olursa yaşar. Bunun kafası koptu. Buna rağmen yaşadı ama çok imanlıydı. Allah’a çok şükür imanına da vesile olduk. İmanıyla direndi çünkü buna akıl almaz ilaç yüklemesi yapıldı. Adamlar “pardon” diyor bir daha, “pardon” diyor bir daha akıl almaz bir şey uygulandı. Yani sırf o ilaçlardan bile insan ölürdü.
OKTAR BABUNA:En son hesap yapmışlardı Hocam dediler ki; “Bir insana bundan daha fazla ilaç veremeyiz” demişlerdi Amerika’daki doktorlar.
ADNAN OKTAR:Tabii. Bakıyoruz, Hocada en ufak bir kıpırtı yok. Eli yüzü böyle uzaylı gibi oldu, dev gibi şişti hastalığın etkisiyle. Hiç etkilenmedi imanıyla. Şimdi bunu düşün, bir genç kızın öyle eli yüzü şişse, onun nasıl morale ihtiyacı olduğunu bir düşünün yani. Bir de üstüne para alınır mı ondan? Yani ne kadar korkunç, bir aile faciası, arkasından da aile faciası geliyor yani. Adamlar da sokağa ondan sonra, naylon brandadan çadır yapıp sokakta oturacaklar. Şu iş mi? Gayet şahane olur, hazır binası, hazır yeri de var tam kadro adamlar gitsinler orada tedavi olsunlar istedikleri gibi ama tabii bina ile deniz manzarası ile bir ferahlık olmaz. İlla ki iman hakikatleridir. Allah korkusudur. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri diyor ki; “Şimdi” diyor, “adamın omzunda bavulu var, eşyaları var omuzunda yüklü” diyor. “Geliyor gemiye” diyor. “Gemiye biniyor” diyor. “Yükünü, eşyasını gemiye bırakacağına” diyor, “geminin içinde yükle eşyayla beraber duruyor ayakta” diyor. “Gemi gidiyor, o da yükü eşyayı bırakmıyor” diyor. “Halbuki eşyalarını bıraksa rahat edecek” diyor. “Gemi” diyor, “kaderi gösterir. Kadere teslim olsa, bıraksa son derece rahat edecek” diyor. “Ama bırakmadığı için o ağırlığın altında eziliyor” diyor. Tevekkül etmemek çok müthiş acı ve ızdırap verir. Muazzam tahribat yapar. Çok büyük bir beladır. Tam tevekkül de dünyanın en büyük lükslerinden bir tanesidir. Tam iman etmek tam hidayet ehli olmak inşaAllah. Çok büyük bir lükstür.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam. Ayrıca Hocam bir güzellik olarak da, siz benim hastalığım 7 sene sürdü tam. 1998’de başladı, 2004 sonu bitti, son ilaçlarımı almıştım. Her anıyla ilgilendiniz. Dünyayı ayağa kaldırdınız. Kızkardeşlerim ve arkadaşlarım Hocam, yani sizin arkadaşlarınız, öğrencileriniz inşaAllah, 7 sene baktılar bana 1 dakika yalnız kalmadım bir mucize olarak, 1 dakika bakımsız kalmadım. Bir kimsenin de kaşı gözü bir kere oynamadı maşaAllah. Allah rızası için bakmışlardı bana böyle inşaAllah.
Güzel Konular
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Allah'ın İsimleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler