Adnan Oktar`ın 27 Eylül 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... “Hocam” diyor “bu gemi patlaması olayı da İstanbul’da oldu. Bu küçük bir yer” diyor. “Bütün dünyada olacak bir olay olması gerekmez miydi bunun?” diyor. “Yani bütün dünyayı ilgilendiren, bütün dünyanın dikkatini çeken, dev bir olay büyük mesela yanardağ patlaması gibi, yahut büyük nükleer patlamalar gibi, çok çok büyük bir olay olması gerekmez miydi?” diyor. Bakın, Bediüzzaman ona nasıl cevap veriyor; “İkincisi” diyor. “Bir kısım hadîsler, İslâmların ekseriyeti noktasında (Müslümanların çoğunluk olduğu) veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilâfetin nokta-i nazarında vürud ettiği (İslam ahlakının yaşandığı veya hilafetin merkezinin bulunduğu yere yönelik olduğu) halde” meydana geldiği halde bakın “hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilâfetin nokta-i nazarında” dediğimizde biz ne anlarız? En son hilafetin olduğu başkent neresiydi?
OKTAR BABUNA:İstanbul.
ADNAN OKTAR:İstanbul’du. Halifelik kaldırılınca başkentlikte lağv edilmiş oldu. Ama manen İslam aleminin başkenti olarak kaldı. İnşaAllah. Halifelik kalktı. Başkentlik vasfı kalktı. Ama manevi yönü kaldı. O zaman demek ki Ahir Zamanda olacak olaylar vukuat-ı Süfyani’ye, vukuat-ı Mehdi’ye, vukuat-ı Hz. İsa (a.s.)’ın inişi ve meydana gelecek bazı olaylar, büyük olaylar İslam aleminin merkezinde oluyor, İstanbul’da oluyor. Bakıyoruz, geminin patlaması İstanbul’da oldu. Ve tam anlamıyla hadis her yönüyle tahakkuk etti. Yani hadisin yaklaşık on noktası var, yani dikkati çok çeken on noktası var; onu da tam anlamıyla tahakkuk etti. Yani kusursuz bir tahakküm meydana geldi, tam mutabakat. Dev duman sütunu; bir. “Gündüz oldu” dedirtecek bir aydınlık, yani “insanlar ‘gündüz oldu’ diyecekler” diyor, “’güneş mi doğdu?’ diyecekler” diyor; bu. “Etrafı saran bir kızıllık;” bu. Üst üste patlamaların devam etmesi, günlerce devam etmesi; insanların ölmesi, malların ölmesi, malların yok olması; ayaktaki insanların yere oturması, uyuyanın ayağa kalkması; yer ve gök ehlinin rahatça duyabileceği şekilde, gökteki insanların duyabileceği gibi gök gürültüsü gibi sesler çıkarması ve toprağın altındayken bu yakıtın uzak bir bölgeden gelip, ilgili yerde patlamış olması… Bak, yakıt olduğunu da belirtiyor Peygamberimiz (s.a.v.); “toprağın altındadır” diyor. Bakın şu anda bile on maddeyi buldu, şu an on maddeyi buldu. Bakın on, en az on noktada tam mutabakat halinde. Nerede oldu? Bak, “İslâmların ekseriyeti noktasında veya hükûmet-i İslâmiyenin veya merkez-i hilafetin nokta-i nazarında vürûd ettiği halde” olay tahakkuk ettiği halde, “umum ehl-i dünyaya şamil zannedilmiş.” Yani, “bütün dünyayı ilgilendirecek derecede büyük zannedilmiş” diyor, “halbuki sadece ilgili noktada olur” diyor. “Ve bir cihette hususî bulunduğu halde”, “bir cihette hususî bulunduğu halde” özel olduğu halde, “küllî ve geniş anlamlı telakki edilmiş” diyor. Yani, “her yeri kaplayacak şekilde telakki edilmiş” diyor, “o yüzden anlayamamışlardır” diyor. Zannediyorum kardeşimiz anlamıştır, inşaAllah ki zaten tam mutabakat halinde, her yönüyle. Öbür türlü yani biz, ne bileyim, Bulgaristan’daki bir dumanı biz buradan zaten göremeyiz. Bulgaristan’daki bir patlamayı biz buradan zaten göremeyiz, onlar da buradan göremezler, değil mi? Belli ki dar bir bölgede. Nerede? Merkez-i hilafetin son kaldığı yerde; manen de, hilafet kalkmıştır ama manen burada kalmıştır başkentlik vasfı, manevi yönden, evet...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler