Adnan Oktar`ın 28 Eylül 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Söyle.
OKTAR BABUNA: Cehennem’i anlatırken Hocam onunda bir açıklaması olduğunu siz Akademideyken onun da materyalist bir açıklaması vardır diyen biri olduğunu söylemiştiniz Hocam.
ADNAN OKTAR:Materyalist demedi, diyalektik açıklaması.
OKTAR BABUNA: Diyalektik evet.
ADNAN OKTAR:Benim Maocu bir arkadaşım vardı. Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’nin karşında bir kırtasiyeci var. O kırtasiyecinin önündeydik, okulda, malzeme almaya gelmiştir. Orada konuşuyorduk. “Ya” dedim Maocu olan arkadaşıma, “şimdi sana bir şey diyeceğim,” dedim, “bana samimi olarak söyle” dedim, “şimdi öldüğünü farz edelim” dedim “ve hakikaten dirildin” dedim. “Birden bambaşka bir alemdesin, büyük bir alem, sana dendi ki; işte sen ölüydün, dirildin. Şimdi yeni bir boyuttasın” dese, “Orada” dedim, “Allah’a inanır mısın?” dedim. Bana böyle şefkatle baktı, “Ya sen” dedi, “niye olaylara” dedi, “hep böyle tek yönlü bakıyorsun, niye diyalektik gözle bakmıyorsun?” dedi. “Onun da bir diyalektik açıklaması vardır” dedi. Ben sana ne diyeyim artık, bilmem. “Mutlaka onun bilimsel bir açıklaması olması olur diyalektik açıdan, sen niye hepsini din gözüyle olayı değerlendiriyorsun?” diyor. Yaşıyordur arkadaşımız yani.
Maocu küçük bir grup vardı. Onlar İGD’liler vardı, İlerici Gençlik Derneği üyeleri vardı. O arkadaşlarımdan bir tanesi şimdi bir televizyonda bir yönetici gibi bir şey. O ekibin içindeydi. Her türlü fraksiyon vardı, okulda öğrenci derneği toplantısı yapılmıştı, beni de götürdüler. Nuri Hoca dedi ki; “Biz gitmeyelim falan” olay çıkacak diye çekiniyordu, “bizim grup gitmesin” dedi. “Yok” dedik, “biz gidebiliriz, bir şey olmaz,” dedim, hep beraber gidelim” Sen gitme gibisine getirdi Nuri Hoca. Sinema salonunda toplandık, bir askeri parka, garnizon gibi, böyle askeri kıyafet, o zamanlar öyleydi, postallar, askerler. Komünistler falan öyle kıyafetleri vardı. Seçim yapıldı, hatırladığım kadarıyla, yanlış hatırlamıyorsam bir tane boş oy çıkmıştı. Hepsi Marksist fraksiyonlara dağılmıştı oyların. Yani ilginç günlerdi, maşaAllah. Evet.
OKTAR BABUNA:Çok değişenler oldu ama Hocam o, mesela Hilmi Yavuz tebliğ yaptınız o dönemde evrimin olmadığını anlattığınızda, şimdi normal, Müslüman bir gazete yazı yazıyor.
ADNAN OKTAR:Hocamı bana niye getirmediniz? Hilmi Yavuz Hocam görüşmek istemişti.
OKTAR BABUNA:Tamam inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Onu yeniden görüşelim. O çok değerli bir insandır. O zaman Marksist’ti Hocamız. Komünizm’i uygun bir üslupla anlatıyordu, Darwinizm’i anlatıyordu. Hocamı ben konuşup ikna etmiştim, inşaAllah. Başka kim vardı? Hasan Kaçan, askeri parkayle geziyordu böyle. Bana böyle dik dik bakıyordu okulda gezerken falan, böyle. Diğer o Maocu ekipte değildi, başka ekipteydi. Bak o da dindar oldu sonra. Heykel bölümünde bir çocuk vardı, bir arkadaşımız vardı. O da oradaki sol grubun liderlerinde o da dindar olmuştu, inşaAllah. Yani ne günlerdi o günler. Efendim.
OKTAR BABUNA:Polis barikatlarını aşarak,
ADNAN OKTAR:Yok yok öğrenciler barikat kurmuştu. Birkaç kişiyi vurmuşlardı, işgal meydana geldi, okulda işgal yaptılar. Ondan sonra, yani eşyalar falan işte okul sıraları falan konular yapılıyordu. Barikat kurdular. Üç tane barikat vardı. Cuma vaktiydi, “Ben” dedim, “namaz kılmak için” dedim, özür dilerim” dedim, acayip ortam gergin böyle. Her an olay olması bekleniyor. Komünistler falan da böyle her yerde böyle bir kan kokusu var yani. Karşı eylem yapılacak gibi. Nutku durdu adamın, baktı. “Ben namaz kılmaya gideceğim, onun için özür dilerim geçmek istiyorum” falan dedim. “Tabii buyurun” dedi. Öbür engele geldim yine orada dedim “Ben cuma vakti geç kalıyorum, namaz kılacağım” dedim. Öbürüne geçtik, ben alenen kılıyordum namazımı. Bir tanesi bir arkadaş gizli kılıyormuş. O Beyoğlu’ndaki o cami de yakalanmışlar o, yakalamışlar derken, normal bir şey cami çıkışında görmüşler. Yani öldüresiye dövmüşlerdi, böyle komaya sokmuşlardı. Gizli namaz kıldığı için. Ben aleniydim, açıkça anlatıyordum dini, İslam’ı Kuran’dan. Darwinizm’e karşı da açık söylüyordum.
OKTAR BABUNA:Ki tehdit ettikleri halde.
ADNAN OKTAR:Defalarca ölümle tehdit ettiler. Daha bir hoşuma gidiyordu benim. Daha da kafamı şöyle arkaya atarak falan yürüyordum. Kollarımı aça aça böyle. Caddenin ortasında. Özellikler otobüse binmiyordum, dolmuşa da binmiyordum, yürüyerek gidiyordum Ortaköy’e kadar, rahat vurabilsinler diye. Hadi gelin vurun vuracaksınız, diye. Vuramazlar, öyle bir şey olmaz. Çünkü ben görevimi yapacağım. Kader yerini bulacak, çünkü Allah’ın dediği süre gelmeden beni vurmaları mümkün değil.Eğer beni vuracaklarsa zaten ben tedbir alsam da gelir evde vururlar adam yani. O yedi kat yerin altına girsen girer yine, vurmasana gerek yok zaten ölürsün. Bir şey olur ölürsün yani. Onunla alakası yoktur. Tedbir, çok kötü bir şey. Memleket elde gidiyor, sen de korkudan, can korkusundan saklanacaksın. Olur mu öyle şey? EvelAllah. Marksistler’in gittiği bir kahve vardı, daha önce anlatmıştım. Daha gelmiştim yeni, yeni gelmiştim. Adnan Oktar, 1956, Ankara yazmışlar, kahvehanenin camını böyle çamurdan, araba gelen çamurlardan ıslanmış. O çamurun üzerine yazmışlar böyle. Benim gelip gittiğim bir yol. Adnan Oktar, 1956, Ankara. Listedesin, hazır ol gibisinden. Gıcık oldum, ev Ortaköy’de yukarıdaydı, sabahın dört buçuğunda kalkıyordum, Mecidiye Camii’ne kadar, karanlık sokaklardan geçiyordum, gelin vurun gibisinden. Acayip ürktüler yani o dönemde demişler ki; bu söylemesem mi ama “Ya” demişler, “bu gider ama” demişler, “en az otuz kişiyi peşinden götürür” demişler. “Normal bir şey değil” demişler. Ben ne yapacağım? Zaten bir şey yapmam da yani cesaretimi çok delice buluyorlardı. Çok çok delice buluyorlardı. Çünkü kimse gelmiyordu öyle bir şey oldu mu adam araziye kaçıyordu. Kimse okula mokula devam etiyordu. Ben alenen dağıtıyordum kitapları, alenen izah ediyordum. Mesela gittim, Akademi’den sonra da İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümü’ne özellikle, kasten yazdım orayı. Birinci tercihimdi. 37 puan mı ne daha fazla aldım. Hiç hazırlanmadan girdim imtihana da. Hiç, genel kültür, yani o kadar. Onunla girdik. Oraya da gelince bir okula girdim, sınıfa girdim, Allah, tam teşkilat yine orada da parkalar doldurmuş böyle. Marksist dergileri falan koymuşlar, kitapları koymuşlar ama muazzam gergindi ortalık, acayip elektriklenmişti. Millet zor nefes alıp veriyor, böyle bir şey çıkacak gibisinden. Ben de geldim oturdum etrafa tebessüm ederek bakıyorum. Hoca geldi, felsefe Hocası, Felsefe Anabilim Dalı Hocası geldi. Ortalığa baktı şöyle, “Çocuklar” dedi, “şimdi bir şey söyleyeceğim” dedi. “İslamiyet hakkında, din hakkında” dedi, “konuşmak isteyenler” dedi, “aşağı odama gelsinler, özel görüşmek isteyenler orada tek görüşsünler” dedi. “Sakın” dedi, burada” dedi, bir tartışma istemiyorum” dedi. “Ayrıca” dedi, “İslam Felsefesi ile ilgili ders vardı” dedi, “o dersi kaldırıyorum,” dedi, “hadi geçmiş olsun hepimize” dedi. İslam Felsefesi dersi onlarca yıllardan beri devam ederken, benim geldiğim gün kaldırıldı ve o gün kaldırdılar. Hatta biraz da geç geldim ki, ortalık karışmasın gibisinden. “İslam Felsefesi dersi kaldırıldı” dedi, “bu konuda konuşmak isteyenler” dedi, “aşağıya özel gelsinler, tek görüşelim” dedi. “Sakın, bunun dışında bir şey istemiyorum” dedi. Canım Hocam bu kadar çekiniyorsan yani demek ki ben haklıyım demektir. Değil mi? Şimdi mesela orada anfiler toplantı falan yapıyordu, biz oraya Bruce Lee gibi gidip oturuyorduk ve kasıp kavurduk o zamanlar, elhamdülillah, maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz anlatmıştınız Hocam, teşebbüsler ama mesela size geliyorlar, yanlışlıkla karşı daireye geliyorlar.
ADNAN OKTAR:Çok fazla suikast girişimi oldu, onlardan bir tanesini anlatıyor. Onlar Allah’ın yaratması, mucize, harika olsun diye yaratıyor Allah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu - Video
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler