Adnan Oktar`ın 29 Eylül 2010 tarihli Samsun Aks Tv ve TV Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR:... Haa diyor ki “şu kan kampanyasını Hocam biraz açıklar mısınız?” diyor. Ayhan kardeşimiz Almanya’dan. Onu anlattık ama kısaca... Bakın havaalanına giden kardeşlerimiz bilirler. Hepsi parmak izi veriyor değil mi?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Parmak izi verdiğinde senin ta kırk nesil öncene kadar bütün genetik özelliklerini oraya geçmiş olur. Dolayısıyla bunun için kana, irine şuna buna hiçbir şeye ihtiyaç yoktur inşaAllah. Şimdi kan mesela Türk kanı, kan deyince insanlarda tabii bayrak akla geliyor, yahut işte kanın kutsal olduğu düşüncesi meydana geliyor. Halbuki burada kan, insanın burnu da kanayabilir. Eli de kanayabilir. Parmak izindeki genetik kod zaten yeterli oluyor. Değil mi? Vücudundan çıkan herhangi bir parça bir şey. Buradan genetik kodu almak mümkün. Ama kan daha kolay olduğu için kan alıyorlar konu bu. Bu yapılan kampanya kan kampanyasını devlet yaptı. Ya tamamı devletin memurlarının yaptığı bir kampanyadır. Oktar’ın burada hiçbir etkisi yok. Yani teşvik etti, anlattı o ayrı. Ama bak bütün resmi evraklara gösterttik. Tamamı resmidir ve Oktar adına açılan davada da devletin mensupları yargılandılar. Yani valiler, efendim Mesut Yılmaz, hanımı falan, bu tip insanlar yargılandılar. Ve hepsi takipsizlik aldı. Dolayısıyla Oktar’ın olayın içerisine çekilmeye çalışılması acayip bir hareket. Oktar’ın yaptığı şu, bu kampanya sayesinde binlerce çocuk, anne, genç kız kurtuldular. Kimi böbrek bulabildi, kimi efendim karaciğer bulabildi, kimi ilik buldu ve böylece kurtuldular. Bu kampanyanın engellenmesi sonucunda da binlerce insanımız vefat etti. Engelleyenler, engelleyenler bak binlerce insanın vefat etmesine de sebep olmuş oldular. Sen hayra sebep oldun.
OKTAR BABUNA: Elhamdülillah. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Onlar da Allah Katında onun hesabını verecekler bu yaptıklarının. Sen binlerce insanın hayata dönmesine vesile olduğun için onun sevabını aldın. Onlar da binlerce insanın vefatına sebep oldukları için onun hesabını Allah Katında verecekler. Dolayısıyla Devlet’in yaptığı bir kampanyaya oturup işte Türk kanını, Türk genetik kodunu yurtdışına gönderiyorlar gibi böyle garip ithamlarda bulunmak çok ayıptır. Çünkü devletin polisi götürdü. Polis eskortuyla götürdüler. Devletin hava alanıyla Devlet’in uçakları resmi olarak alıp götürdü. Mesut Yılmaz bu işin içindeydi, generaller bu işin içindeydi, Emniyet Müdürleri bu işin içindeydi.
OKTAR BABUNA:Süleyman Demirel.
ADNAN OKTAR:Süleyman Demirel bu işin içindeydi. Devletin, Ecevit bu işin içindeydi. Tamamı Devlet’in organize ettirdiği çalışmaydı. Evrakları, belgeleri hepsi burada yani hayır diyenler söylesinler ben gösterteyim. Ekranda gösterteyim. Ayrıca kanın da hiçbir özelliği yoktur. Kan iltihaptan da anlaşılır. Bir insanın iltihabından da anlaşılır veya kanı özel görüyorlarsa bir insandan alınacak bir iltihapta da aynı özellikler vardır. Hiç fark etmez.
OKTAR BABUNA:Hatta bir de şey demiştiniz berberdeki.
ADNAN OKTAR:Berberdeki saçı hatta parmağını herhangi bir yere, mesela şu bardağa dokunduğunda adam bardağı alıp çay içtiğinde kahvehanede. Çay bardağında o genetik kodu kalır. Nereye dokunursa dokunursa dokunsun genetik kodu kalır. Dolayısıyla orda kana ihtiyaç yok. Teknik nedenlerden dolayı kan alınmış oluyor. Adam senin genetik kodunu öğrenecek de sen gidiyorsun zaten havaalanında her gün veriyorsun. Değil mi? Amerika’ya girişinde çıkışında bütün Türkler Almanya’ya giriş çıkışında sürekli genetik kodunu veriyorlar zaten.
OKTAR BABUNA:Milyonlarca insan zaten yaşıyor orada.
ADNAN OKTAR:Tabii. Dolayısıyla bu iddiayı yapanlara ne dediler? Genetik kodlarımızdan bize biyolojik silah yapacaklar. Kardeşim yani şu iş mi? Çok cahilce bir ifade, çok çok cahilce bir ifade. Çok yanlış ya ayıp. Yani çocuklar olsa güler buna. O zaman niye gidip baş parmağını basıyorsun havaalanında? De ben genetik kodumu vermeyeceğim arkadaş. Bana biyolojik silah yaparsın sen de. Bastırıyorsun parmağını ondan sonra söylüyorsun genetik kod tespit edecekler bana silah yapacaklar, diyorsun. Ne fark eder? Sen zaten vermiştin orada genetik kodunu veriyorsun. Berberde niye saçını kestiriyorsun o zaman? Kestirme Almanya’da. Değil mi? Genetik kodun gidiyor, gider. Sana silah yaparlar o zaman. Amerikan’ın böyle bir ihtiyacı mı var kardeşim? Böyle bir şey mi var derdi mi var adamın? Irak’ta adamın genetik kodunu tespit edip mi gidip bombaladılar? Adam uçağa dolduruyor bombasını, yağmur gibi yağdırıyor bu kadar açık. Zaten bomba istemiyor ki adamlar “Biz zevkine adam öldürmek istiyoruz” diyor adamlar yani o zevk yani o çirkin şeytani aldıkları zevkten mahrum olmak istemiyor adam. “Teker teker öldürmek istiyoruz” diyor adam. Var mı o şey “boynundan vuruyoruz” diyor, “kan nasıl akıyor” diyor “ne kadar zevkli oluyor” diyor adam anlatıyor. Genetik kodlarını tespit ederek mi vuruyorlar onları Müslümanları vururken Amerika’lı askerler? Yahut İngiliz askerler yahut Avrupalı askerler. Yani bunlar acz kokan, cehalet kokan ifadelerdir. Buna da inananlar dolu hayrettir ya baya bir insanın inandığı buna halen de inanan da var yani.
SUNUCU 2:Halen devam ediyor.
ADNAN OKTAR:Halen inanıyor adam. Kardeşim sen o zaman kafeye gittiğinde bardağa içtiğinde bardağını al götür bardağını geri götüreceksin. Diyeceksin ki arkadaş benim genetik kodum çıktı sen bana silah yaparsın genetik silah yaparsın. Ben bardağı vermeyeceğim.
SUNUCU 2:Dokunduğumuz yerlerde bile parmak izi var.
ADNA OKTAR:Dokunduğumuz, sandalyede de oturamaz.
SUNUCU 1:Para da ödeyemez.
ADNAN OKTAR:Para tabii para da ödeyemez para verirken parada da var. Bedavacı olacak yani. Ya tamamen cehalet kökenlidir bu. Bilgisi olmayan insanları böyle kandırıp, tahrik ettiler sana karşı olumsuz yönde.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Hakikaten de inananlar da oldular. Bak doğrusunu anlattık şimdi de mahcup oldular. Tabii utanmayı bilenler oluyorlar mahcup. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Siz daha bilirsiniz Hocam. İnşaAllah o dönemde kampanyayı organize edenler arasında iktidarda olan ANAP (Anavatan) partisinin başkanı yani hükümet Başbakan yardımcısıydı. Mesut Yılmaz ve Berna Yılmaz da vardı. Dönemin haberleri Hocam. Berna Yılmaz organizasyonda görev alıyor. Öyle ki Almanya’ya gidecek kanlar için özel uçak dahi Sayın Berna Yılmaz tarafından tahsis edildi. Yani uçağı tahsis eden Berna Yılmaz eşi Mesut Yılmaz Başbakan yardımcısı.
ADNAN OKTAR:Devletin Başbakanın uçağını tahsis etti kanı göndermek için inşaAllah. Kan deyince kan geliyor Türk kanı geliyor diyor. Kardeşim parmak izinde gidiyor, saçında gider, iltihapta gider yani bu ne fark eder yani yabancı mesela Amerika’daki uçağa oturuyorlar diyorlar değil mi? “Şu kemerleri bağlayın” diyor. Sen kemeri bağladığın an zaten kemerle genetik kodun geçiyor. Koltuğa oturduğunda elin dokunduğunda genetik kodun geçiyor. Ayrı olarak parmak bastırmasına bile gerek yok yani. Sana ordan biyolojik silah yapacaklar da gelip seni vuracaklarmış.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. Bir de bir örnek vereyim mi Hocam? Dönemim gazete haberlerinden siz dediniz ki çok büyük hayra vesile oldu daha başlar başlamaz kampanya Hocam. 19 Mayıs 1999 Çarşamba günü Yeniyüzyıl gazetesinde “Kampanya umut dağıtıyor” şeklinde bir haber yayınlandı. Bağışlanan kanlar sayesinde 2 verici bulunulan İzmit’li 18 yaşındaki lösemi hastası Önder Tüfekçioğlu ilik nakli için İngiltere’ye Bristol Hastanesi’ne gitti. Antalya’lı Erkan Çoban’a ön testler uygulanan 20 vericinin ise durumları araştırılıyor” 2 Nisan 1999 sabah gazetesinde çıkan bir haberde de “ilikte Babuna bereketi” başlığıyla yazılmış. “Prof. Charles’in verdiği bilanço şöyle; lösemili çocuklar vakfında 150 kan kanseri çocuk için uygun ilik bulundu, erişkin yaş gruplarında ise 180 kan kanseri olan hastaya kemik iliği transplantasyonu gerçekleştirildi” diyor Hocam. Daha kampanya başlar başlamaz olan bu.
ADNAN OKTAR:Allah razı olsun. Bak birçok insanın ölümcül hastanın kurtulmasına, hayatlarını kurtarmasına vesile oldun. Bir kısım cahiller de birçok insanın vefat etmesine vesile oldular. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bugün hastalanan bir hasta kan bankasına gidiyor orada ki verilerin tamamına yakını zaten kan kemik iliği kan kampanyasından kalan doku grupları onlar. Bütün hastalar ondan yararlanıyor şu anda Hocam.
ADNAN OKTAR:Evet. Ara ara anlatırız. Ama insanların cahilliğinden istifade ederek insanları tahrik etmek olumsuz yönde onları galeyana getirmek, insanlar hakkında kamuoyunda olumsuz imaj geliştirtmeye kalkmak çok ayıp çok ayıp. Hem günah hem ayıp hem de onu yapanı da çok küçük düşürür. Bunlar uyanıklık değil. Bunlar çok sıradan hareketler, çok çirkin hareketler ve tarihe geçiyor bu insanlar...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Dünyada Dine Dönüş Videoları