Adnan Oktar`ın 28 Eylül 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
OKTAR BABUNA:“Neden hayır dediler?” diye bir haber var Hocam. “Başbakan, 12 Eylül referandumundaki “Hayır” oylarının nedenlerini araştırmak üzere anket yaptırıyor. “Hayır” diyen seçmenlere “Neden hayır?” sorusu yöneltilerek, endişelerin kaynağı araştırılıyor”. Siz söylemiştiniz Hocam, endişelerini yok edici açıklamalar yapsın diye.
ADNAN OKTAR:Zannediyor ki haşa böyle Başbakanı böyle, Başbakan demeyeyim de AKP’nin zihniyetini biraz Cübbeli mantığı bilinçaltında yatar, yani elinde sonunda onu isterler gibi bir düşüncesi var. Halbuki AKP hakikaten modern bir parti. Hakikaten Kuran’ın berrak ruhuna yatkın ve onu isteyen bir parti. Hakikaten Asr-ı Saadet ruhunu seven bir parti. Yani bağnazlığa ve gericiliğe karşılar. Zaten onu açık açık gösteriyorlar üslup olarak. Öyle bir şeyleri yok. Ben Tayyip Bey’i de eskiden beri takip ediyorum. Bayağı dürüst, Anadolu insanı. Mesela bak duyarsız da değil. Mesela dedik ki “Sayın Başbakanım yani bak tedirgin insanlar var, hemen bunları yatıştıracak güzel bir konuşma yapsan çok iyi olur” dedik. Hiç çekinmedi, çıktı hemen topladı gazetecileri, gayet güzel açıkladı, konuştu. Yani diyor mesela “varsa bir anormal hareket, tavır, “söyleyin” diyor. “Ben açığım, eleştiriye açığım” diyor. Yani ben yapmam, aksini yapmam demiyor ki Başbakan. Yani bu elastikiyet çok güzel. Eleştiriye açık bir insan, katı değil. Mesela özür de diledi. Dedi “Sert tavırlarımdan dolayı özür diliyorum” dedi, değil mi? Yani elastiki tavır gösteriyor. Bu çok güzel. Daha iyi olsun, tamam, o doğru, isteriz tabiî ki. Daha iyi olmasını isteriz. Eleştirin o zaman; ama yıkıcı değil. Hayır yönde, samimi yönde eleştirin yani. Ama iddia edilen Ergenekon Örgütü’ne kapıyı açsın, işte ellemesin, ondan sonra onlar at oynatsınlar, bırakın bizi rahat yaşayalım. Bu olmaz. İddia edilen Ergenekon Örgütü’nün başı ezilecek. Yani hükümeti çeşitli noktalardan baskıyla bu olaylardan uzaklaştırmaya çalışırlarsa bu oyun tutmaz. Yani iddia edilen Ergenekon Örgütü’nün yolunu açmak için çözümün Başbakana ve hükümete baskı yapmak olduğunu düşünüyorlarsa bu sakat yol, buradan bir yere gidemezler. Çünkü hükümetle yargı ayrı. Yargı bağımsız, değil mi? Savcılar, polis ve hakimler devrede. Yani Başbakan hakimlerin yanında durmuyor ki. Emniyet müdürlerinin yanında da durmuyor. Savcıların yanında da durmuyor. Başbakanlıkta duruyor. Devletin o mekanizması işliyor. Devletin kendini koruma refleksi vardır. Devlet kendini korur. Adamlar, çete çıkmış, devlet içinde bir çete; “ben devleti yıkacağım” diyor. Devlet onu seyrediyorsa o devlet değildir zaten. Devletin kendini koruma refleksi vardır. Mutlaka kendini korumakla mükelleftir. Devlet kendini koruyor, olay bu. Adamlar diyor ki “biz Atatürk’ün kurduğu cumhuriyeti yıkacağız arkadaşlar” diyor. Açık, bak. Yağcıları da ortaya çıkıyor. Adamları da ağız arıyorlar, “sekizi, ona bölsek nasıl olur? Ne diyorsunuz ey vatandaşlar” diyorlar. Ağız yokluyorlar. Bak kaç defa ağız yoklaması yaptılar. Her seferinde ağızlarını kulaklarına kadar yırttık. Adamlar arsız, yine durup durup bir daha soruyor. Yani “ne dersin?” diyor, “elinin körü” diyorum. Ne diyeceğim yani. Allah Allah, istemiyoruz, git. Yani ne kıl adamlar. Hayır, niye bölünsün Türkiye? Kardeşlerimden ben niye ayrılayım? Seviyorum ben insanlarımı, kardeşlerimi. Mardin, Siğirt, Urfa, onlar benim canım. Ben Bediüzzaman’ın evlatlarını, Selahaddin Eyyubi’nin evlatlarını her gün görmek istiyorum, ayrılmak istemiyorum, Allah Allah. Diyor ki, komünist çete; “biz öyle düşünmüyoruz”. Ben oradaki halkımı, oradaki tertemiz insanları katillerin eline verir miyim? Katille adam aynı sofraya oturacak. Benim kardeşlerim tertemiz insanlar. Bir kere katilden tiksinir onlar, rahatsız olurlar. Adam Allahsız, kitapsız, komünist, katil. “Selamun aleyküm” diyor, elinde de karanfille geliyor. “Sofraya oturabilir miyim?” diyor. Git, nereye gidiyorsan git. Rahatsız etme bizi. Bizim milletimizin yakasından gidecekler, değil mi?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR:Benim milletim sevgiden, efendilikten, Allah korkusundan, Allah sevgisinden hoşlanıyor, dostluktan hoşlanıyor. Niye ayrılsınlar bizden, şu iş mi? Bir de bu çıktı. Ben kardeşim hiç bilmezdik biz ortaokulda, lisede aklımızın ucundan geçmezdi. Akrabalarımız, tanıdıklarımız vardı. Kürt, Laz, Çerkez falan kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Yeni çıkarttılar bu modayı böyle. Yani Çerkez dili ben küçükken merak ederdim, öğrenmek isterdim, ama benim ana dilim Türkçe kardeşim. Her yerde kullanılan ana dil. Bu vatanın dili yani, vatanımızın dili. İnsan kendi vatanının dilini öğrenmekten kaçınır mı?
OKTAR BABUNA:Kaçınmaz.
ADNAN OKTAR:Ne istiyorsunuz yani? Ben bak söylüyorum, Güneydoğu’daki insanlarımız efendi insanlardır. Böyle itten, kopuktan çok rahatsız olurlar, çakaldan çok rahatsız olurlar, katilden rahatsız olurlar. Aynı sofrada oturmak istemez. Aynı evde kalmak istemez. Bu işkenceyi yapmayacaklar. Yapmışlar bir münasebetsizlik, çekip gitsinler yani. Yahut adam olsunlar, düzeltsinler kendilerini yani. Anlaşıldı mı? İyilik yapacaklarsa Türk-İslam Birliği’ni desteklesinler. Bu kadar yani. Yani o milletin, insanlarımızın mutlu olmasını istiyorlarsa, İttihat-ı İslam’ı desteklesinler. Hep birlik, beraber olalım. Dünyayı da kurtaralım, kendimizi de kurtaralım. İnsanlar rahat etsin.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah Hocam.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler