Adnan Oktar`ın 28 Eylül 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
OKTAR BABUNA:Nazlı Ilıcak’ın bir açıklaması var Hocam. “Saadet Partisi’nde kazanan, kaybeden” diyor. Numan Kurtulmuş’un kişiliğinden bahsetmiş. “Gönül isterdi ki, Erbakan ve arkadaşları siyasi sürece, böylesine ağır bir müdahalede bulunmasınlar. Ve Fatih Erbakan’da ortalara çıkıp konuşmasın. Demek insan işin içindeyken soğuk kanlı düşünemiyor. Malesef Erbakan darbelerin yapamadığını yaptı ve davaya büyük zarar verdi. İstediği sonuca ulaşabilir mi? Mümkün değil” İşte demiş, parti başkanlarını açıklamış. “65'i Numan Kurtulmuş'un arkasında duruyor. Olağanüstü Kongre'de Numan Kurtulmuş kadrosuyla birlikte gene yönetime seçilir, ya da başını alıp gider, bir başka parti kurar. Bu ikinci şıkta ilk adımlarda biraz zayıflar ama, er geç taban onun etrafında toplanacaktır” demiş.
ADNAN OKTAR: Nazlı Anne’ye ben diyorum ki; Nazlı Annemize. O böyle nazlı nazlı gezinsin, nazlı nazlı otursun. Bilmediği işlere pek yaklaşmasa güzel olur. O güzel burnunu öyle şeylerin içine pek gereksiz yaklaştırmasın. Daha önce de benimle röportaj yapmıştı. Ben dedim ki; “Türk milletindenim, İslam ümmetindenim” dedim. Bu tabii, bu yazı ilgili yerlere gitti. Tabii biraz gariptir bu olayın kökeni. Yani ben kökeninde biliyorum olayı da, zamanı gelince açıklarım, Nazlı Hanım’ın gazetesinde yayınlandı. Sonra bizi emniyetten Doğan Ağabey aradı beni, rahmetli beni seven bir ağabeyimizdi. “Hocam bir gelsene. Seninle ilgili bir şikayet var” dedi. Yani tabii nezaketiyle, beyaz bir Renault’a bindik. Böyle Orhan Gencebay dinleyerek gittik. Ağabelerimizi alıp götürdüler, her zaman olduğu gibi mutat üzere. Dedi ki, “Hocam, savcım seninle görüşmek istiyor. DGM savcım” dedi. Normalde emniyette alıyorlardı ifadeyi. Şimdi savcı işi sağlama bağlamış mübarek. Çünkü o zamanlar avukat yok bilmiyorsun yani ne suç; ne suç değildir. Mesela ben desem ki; “o ifadeyi, ben böyle bir konuşma yapmadım” desem tutuklama olmaz. Hayır konuşmada zaten bir şey yok. Ben Türk Milletindenim, İslam ümmetindenim. Doğrudur zaten, değil mi? Ama diyebilirdim yani, “ben bu konuşmayı yapmadım” diyebilirdim. Yani en azından “bir band çözümlerine bakayım” diyebilirim, o anda tutuklama olmazdı. Sonra da zaten bilir kişiye gidecek konu hallolacak, inşaAllah. Şimdi direk savcıya gidince ben zaten olayı anladım, ilginç bir durum olduğu anlaşıldı. İstanbul DGM, o Gülhanedeki oraya gittik. Tek bir tane savcı var. Savcıyla görüştürdüler, ben ne olduğunu da anlamadım savcıyla anlattım, sonra “hakim beyin yanına gidin” dediler. Ben de zannettim ki, hakim de ordan “hadi git işine bak” falan. Çünkü alışıktık, ben haftada 8 gün 9 gün sürekli emniyete gidiyordum. Savcının karşısına çıkıyorduk. Oradan hakime sevk ediyorlar, hakim de “hadi git” diyordu, gidiyorduk. Yani yüzlerce kere olan olaylardan bir tanesi zannettim. “Bu ifade senin mi?” dedi, yani “Türk kavmindenim, İslam milletindenim, dedin mi?” dedi. “Evet, dedim” dedim. “Tamam” dedi. “Yaz şimdi kızım” dedi oradaki katibe; “sanığın tutuklanmasına...” dedi. Ben, “çok özür dilerim, niçin?” dedim. “Sana anlatırlar cezaevinde” dedi. Tam anlamadım, ben zannettim orada DGM’de orada bir yerde tutulacağız zannettim. Yani konuyu da anlamadım, oradan kelepçelendik falan, doğru Bayrampaşa’ya. 9 ay hücre hapsi. 10 ay akıl hastahanesi. Annemizin de orada tabii gazetesinin güzel faydası olmuş oldu. Annemizi çıkarttılar, annem “ben ifademi yazılı vereceğim, teşekkür ederim” dedi böyle. “Hadi sen git kızım” dediler. Halbuki yayınladığı için onun da tutuklanması gerekiyor eğer bu suçsa. Benim kanaatime göre tabii, ama mahkemenin kararına tabii bizim saygımız var. Mahkeme doğru olanı yapar, yani bir bildiği var. Yani ben öyle olması gerektiğini düşünmüştüm. Ama mahkemenin kararı daha doğruydu tabii. Güzel olanı onlar yaptılar. Yani ben bir kadının zaten tutuklanmasını istemem. Ve mahkemede orada haklı olarak; öyle bir güzel tavır gösterdi. Nazlı annemiz, nazlı nazlı evine gitti. Biz de oradan Bayrampaşa’nın yolunu tuttuk o devirde, inşaAllah. Eline sağlık, teşekkür ediyoruz, kim ilgilendiyse kim faydalı olduysa. 19 aylık serüvenden sonra yeniden normal hayatımıza başlamıştık. Aynı savcı dedi ki; “burada suç unsuru yok” dedi 19 ay sonra.“Pardon” dediler. Tabii “gidebilirsin, evine hadi git evladım” dediler. “Allah razı olsun, teşekkür ederiz” dedik 19 ay sonra. 10 ay azılı akıl hastalarının içerisinde yaşadık...
...
ADNAN OKTAR: ... Yani o Hocamdan bahis açıldı da iyi tanırım kendisini, Annemizi, inşaAllah. Bu işleri iyi bilir, yani siyasi konuları iyi bilir veyahut sosyal konuları. Kültürü iyi, geniş bir insandır...
...
ADNAN OKTAR: ... akıldanedir yani buna sorabilirsiniz. Yani Erbakan Hocamız’ın ne yapması gerektiğini buna sorsun bilir, Annemize hepsini, bilir o. Yani sağdaki herkesin zaten Taha Akyol’la bu yani Türkiye’yi yönlendirir, en güzelleri bunlar bilirler, inşaAllah. Şimdi Numan Kurtulmuş onlara hayırlı uğurlu olsun. Biz anladık kardeşim olayı zaten. Bak, Nazlı Ilıcak, Taha Akyol, Aydın Doğan, Bıyık, say sen devamını getir.
OKTAR BABUNA: Ertuğrul Özkök.
ADNAN OKTAR: Onun ismini söyleme “E. Ö” de.
OKTAR BABUNA: E. Ö.
ADNAN OKTAR:Onu kaybettik onu yani o gitti o, açıkça söylüyor yani alenen söylüyor yani.
OKTAR BABUNA:Mehmet Yılmaz, Ahmet Hakan, Ruşen Çakır.
ADNAN OKTAR: Bando kurulmuş vaziyette. Annemizde bando major anlaşıldı mı? Hep beraber çalarak ilerlemeye başladılar, inşaAllah. Biz de onlara Ceddin Deden’i söylüyoruz, inşaAllah. Erbakan Hocamız kükreyen aslandır inşaAllah, evlad-ı iyali de öyle tertemiz insanlardır, etrafındakiler de tertemiz insanlardır. Ak saçlı, kara saçlı yani hiç fark etmez derdine düşmesinler, inşaAllah...
Basında Harun Yahya
Devamı ...İlanlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler