Adnan Oktar`ın 29 Eylül 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... İsa Çelikdönmez kardeşimiz diyor ki, “Erbakan Hocamızın mücadelesi elbette Allah rızasına ve mükafatına nail olacaktır. Ancak bu ömrünün sonuna kadar tartışmasız liderliğe siyasi kült olacağı, dahası Saadet Partisi’nin resmi parti içine ve genel başkanlığa müdahale edeceği anlamına gelmez” diyor. Kardeşim, bunu savunan kim, bunu söyleyen kim? Erbakan Hocamızın karşısına çıkarılan insanlar; Aydın Doğan, say devam et sen, sen iyi sayıyorsun.
OKTAR BABUNA: E.Ö., Taha Akyol, Oktay Ekşi, Mehmet Yılmaz, Ahmet Hakan, Ruşen Çakır, Nazlı Ilıcak.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, şimdi başkaları var da… Sen bu isimleri duyunca mesela İsa Çelikdönmez kardeş, sen ne oluyorsun, ne hissediyorsun ruhunda? Kafanda nasıl bir düşünce canlanıyor? Bu adamlar, bu kişiler geliyorlar; nur gibi, tertemiz bu dava adamına akıl almaz sözler ediyorlar ve bunu yapan kişilere karşı Profesör Numan Kurtulmuş tavır alacağı yerde, “ben başkanıma, bu dava büyüğüme ben böyle söyletmem” diyeceği yerde, “evet arkadaşlar, haklısınız” diyor. “Aynen sizin dediğiniz gibi olacağım ve göreceksiniz” diyor. sorun bu. Yoksa dese ki, farz edelim bir Hocaefendi, bir mürşid, bir adamı, herhangi bir kişi; “şu şöyle olsun, bu böyle olsun, Erbakan Hocamızın tavırlarında şöyle bir güzellik olsun” yahut buna benzer bir şey söylense, buna kimsenin bir sözü olmaz. Ama bu şahısların niyeti belli olduğu halde, amacı belli olduğu halde, Profesör Numan Kurtulmuş’un çıkıp karşılarına hazır ola geçip adeta; “evet arkadaşlar, haklı söylüyorsunuz, haklı diyorsunuz, sizin dediğiniz gibi olacağım” demesi sorundur. Yani benim karşı olduğum nokta bu. Yoksa ben zaten, Numan Kurtulmuş’u ben kendim istedim, yani Genel Başkan olmasını. Yani istirham ettim ben o dönemde Genel Başkan olsun diye. Tabii ki bunu söylerken, bunu talep ederken şahsi kanaatim olarak, şahsi istirhamım olarak istedim. İki kere görüştüm ben. Yani ben bu konuyu önemli gördüm. Saatlerce muhatap oldum, konuştum ben...
...
ADNAN OKTAR:... Görüştüm. O kadar kanaatim gelmedi, ilk görüşmemde. Ama ikinci görüşmemde saatlerce görüştüm. Müthiş saygı duyduğunu, nezaketli olduğunu gördüğüm için, Erbakan Hocamıza karşı, “Allah mübarek etsin” dedim ve herkese tavsiye ettim, tanıdıklarıma. Şahsım adıma, bu milletin bir vatandaşı olarak, şahsım adına. Ondan sonra da Genel Başkan oldu zaten. Peki, ben neden istemiştim o zaman Genel Başkan olmasını? Efendi olduğu için, kimsenin etkisinde kalmadığı için, Aydın Doğan’ın etkisinde kalmadığı için, Taha Akyol’un etkisinde kalmadığı için ve diğer adı geçen zevatın etkisinde kalmadığı için kabul ettim. Mesela onu söylerken mesela Şeyh Nazım Kıbrısi Hocamız bir şey söylese veyahut bir başkası başka bir şey söylese, onların etkisinde kalsa iftihar ederim ben. İftihar ederim ben. Gayet de makul mesela. Erbakan Hocamız, “ben Genel Başkan olacağım” demedi ki. “Senin Genel Başkan olmanı istedi o. O isteseydi Genel Başkan olurdu. O laf mı şimdi, İsa kardeşin sözü çok yanlış. Öyle bir talebi yok ki. Özellikle karşısına da başka birisi de çıkarılmadı, tek aday olarak çıkarıldı. Erbakan Hocamızın isteği de buydu. Bir şey demedi ve iftihar ediyordu. Biz de iftihar ediyorduk, ta ki Taha Akyol’un karşısına çıkıp, hazır ola geçip tekmil verinceye kadar. Ondan sonra benim nevrim döndü. Bu çok büyük bir olaydır, bu. Ve “ne derseniz, haklısınız” demesi. İnsan Genel Başkan’a bunları söyletir mi? Bir dava adamına, dava büyüğüne bunları söyletir mi? Eğer orada o kükreseydi Taha Akyol’a karşı, baş tacıydı, baş tacıydı. Yani iftihar ettiğimiz bir insan olurdu. Ama akıl almaz bir olay meydana geldi. Hayretler içinde kalacağımız, en olmamasını istediğimiz olay meydana geldi. En son düşüneceğimiz olay buydu yani. Gözlerime inanamadım. Hatta ben inanmadım, “Hocamız çıksın, cevap versin” dedim. “Doğru değildir bu” dedim. Herkes biliyor, canlı yayında söyledim. “Bu doğru değildir” dedim. herkes biliyor, canlı yayında söyledim, “bu doğru değildir” dedim. Hazret çıktı, “ne demek, tabii ki kabul ederim” dedi, özetle. “Taha Akyol’un sözlerini güzel buluyorum” dedi, özetle. Bir de üzerine kaymak çekti böyle. Ne yapalım o zaman, ne diyelim? Susalım mı yani?
OKTAR BABUNA: Estağfurullah.
ADNAN OKTAR: Kim onun Genel Başkan olmasını istedi? Ben istedim, Erbakan Hocam da istedi, birçok insan istedi, biz ne bilelim bunun böyle yapacağını. Yani böyle bir hareket yapacağı aklımızın ucundan bile geçmez. Benim aklımın ucundan geçmez, Erbakan Hocamın da aklının ucundan geçmez. Ummadık hareket yaptı. Erbakan Hocam sanki onunla göğüs göğse mücadele etti de, kıl payıyla Genel Başkanlığı kaptırmış gibi bir hava. Erbakan Hocam zaten doğrudan Genel Başkan olmasını isteyen, onun zeminini hazırlayan insandır Erbakan Hocamız. Sen nereden çıkarıyorsun onları, değil mi? Biz sevgiyle bunu istedik zaten, muhabbetle istedik. Evimizde ağırladım, inşaAllah. Siyasi kült mült, bilmem ne, entel dantel ağızlara, bunlara gerek yok. Hocam “ben siyasi kültüm” demiyor; “ben Allah için yola çıkmış, Allah rızası için yaşayan, Allah’ın aciz bir kuluyum” diyor Erbakan Hocam, nerenin kültü? Külle, ateşle falan bu olayın alakası yok. Ömrünün sonuna kadar tartışmasız lider olma konumu da yok. Allah’ın mazlum bir kulu, o kenara çekildi, “evlatlarım devam etsin” diyor, değil mi? Numan Kurtulmuş’u kendi eliyle getirdi oraya, vesile oldu. Erbakan Hocamız istemeseydi o adım atamazdı oraya, partiye. Normal üniversitede görevli bir insandı. Alıp dışarıdan getirdiler. Parti içinde yetişmiş bir insan da değil. Ben de baktım, mazlum, efendi, halim selim dış görünüşü. Baktım, hakikaten çok içine kapalı, hırsı yok. Ben dedim, “çok efendi bir insan” Ben ne bileyim kardeşim, Taha Akyol’larla falan böyle bağlantıya geçeceğini, tam kadro onlarla bağlantı halinde olacağını, Nazlı anneannemizin de onu böyle destekleyeceğini, yani en değişik tipler diyeyim yani, en değişik tipler. Bu isimleri duydu mu insanlar malum, yani ne hisler duyduğunu herkes bilir. Kardeşim senin ne işin var bu adamlarla? Ne alaka yani? Senin davanı görmüyor musun sen, davanın ne olduğunu? Konu bu, başka bir şey yok. Benim gösterdiğim reaksiyonun nedeni bu...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler