Adnan Oktar`ın 30 Eylül 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Türkiye'de inanç ve eğitim özgürlüğünün önünün açılması gerektiğini belirtti.” Bakın gidelim Türkiye’de Hıristiyanlığı kaç kişi biliyor. Dünya politikasını belirliyor İncil. Dünya politikası İncil’e göre yönetiliyor. İncil’i insanlar bilmiyor. Nasıl oluyor bu? Bileşmiş Milletler’de şurada burada NATO’da falan her yerde İncil’in ağırlığı vardır. Adamlar onun etkisi altındadırlar. Tam uygulamasalar da etkisi altındadırlar. Yani yüzde yüz etkisi altında değil, geniş çapta etkisi altındadırlar. Tevrat’ın etkisi altındadırlar, adamlar Tevrat’ı bilmiyor. Yani bütün ünlü şirketler, şunlar bunlar, bilim adamlarının çoğu Musevi’dir. Ve kendi inancına göre eylemlerini yapar, tavrını ortaya koyar değil mi? Müslümanlar mesela, Sünni olan Müslümanlar Şiiliği ve Caferiliği bilmiyor. Aleviliği bilmiyor, Bektaşiliği bilmiyor. Alevi kardeşlerimiz de diğer konuların çoğunu bilmiyorlar. Birçoğu bilmiyor, bilenler de var tabii. Komünizmi, faşizmi bilmiyorlar. Darwinizm’i bilmiyorlar yarım biliniyor. En tehlikelisi yarımdır “yarım hoca dinden çıkarır” derler ya. Yarım Darwinizm çok tehlikelidir. Kardeşim yarım anlatıyorsun adam da bir şey var zannediyor. Tam anlatsana değil mi? Darwinizm’i tam anlamıyla anlat. Bütün kapsamıyla anlat. Ve Marksizm’i tamamen anlat, hepsini anlat. Ne çekiniyorsun? Ama müsaade edin de bilimsel cevabı da verilsin. Eğer bir mahsuru yoksa. Mesela proteinlerin tesadüfen meydana geldiğini adamlar iddia etsin kardeşim. Serbest, biz anlatmasınlar demiyoruz ki. Bataklıktan proteinler tesadüfen oldu desin adam. Ama biz de çıkıp bunun bilimsel olarak imkansızlığını mesela sıfır ihtimal olduğunu yüzlerce delille ortaya koyalım. Değil mi? Adam desin ki; “zibil gibi ara fosil var” desinler. Biz de tek bir tane bile ara fosil olmadığını bilimsel olarak ispat edelim, anlatalım. Ne mahsuru var? Mesela 350 milyon fosil olduğundan, yaratılışı ispat eden fosil olduğundan gençliğin haberi yok. Müsaade edin anlatalım. Değil mi? Ortada duruyor fosiller. Gösterelim, müze açalım gençliğe. Kardeşim adını da “Evrim Müzesi” koyalım. Yorum da yapmayalım, bak yorum da yok. Fosilleri koyalım. Ben finanse edeceğim. Gerekeni bulacağım, yani ne yapılıyor bulacağım. Halledeceğim. Birçok hayırsever var. Teşvik ederiz, yaparlar. Mesela, balık fosilini koyacağız, balığın da canlı fotoğrafını yanına koyacağız. Yorum yok. Kurbağanın fosilini koyacağız, yanına kurbağanın canlı, hatta yaşar halini de koyabiliriz, canlı da koyarız. Ve ayrıca fotoğrafını da koyacağız. Adını da “Evrim Sergisi” koyalım. Ve on binlerce fosil koyalım içine, on binlerce, o 350 milyon fosilden 500 bin tane koyalım. Bir mahsuru yoksa, değil mi? Ben bunu da sağlayacağım çeşitli ülkelerden. Efendim koleksiyonerlere rica ederiz, emanet verirler, sergileriz. Eğer bir mahsuru yoksa. Bakın tek kelime bir yorum yapmayacağım, tek kelime. Diyeceğiz ki; “balık bu yaşayan hali de bu, kurbağa bu yaşayan hali bu, tavşan bu yaşayan hali bu” o kadar! Var mısınız diyorum ama kabul etmezler. Burada bir acayiplik var işte, devletin bizi desteklemesi gerekir, yardımcı olması gerekir.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...İlanlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler