Adnan Oktar`ın 1 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Oktar Hocam şimdi akşamları biz o zaman daha sistemli çalışalım çünkü bu normal bir gelişme değil. Haber7. com’un böyle bir çizgiye gelmiş olması, adım adım bazı kişilerin yol aldığını gösteriyor. İlk başta biz bu İliksiz Bey’e bir ilik nakil yapalım yarın, oradan başlayalım, tamam mı? ‘İliksize dersler’ diye bir gece çalışması yapacağız. Her gün bir 15-20 dakika kadar, net delillere dayalı film olarak hazırlayalım, anlatalım ki bu yayınlara verdiği zararı etkisiz hale getirelim.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, evelAllah.
ADNAN OKTAR: Bak, çünkü inananlar da oluyor. Baksana, bilmiyorlar. Diyor ki; “Adem (a.s.) devrinde kaplanlar şöyle büyük.” Halbuki bütün fosiller bulunmuş durumda, öyle bir şey yok.
OKTAR BABUNA: Kaplan hep kaplan.
ADNAN OKTAR: Hep kaplan ve son derece simetrik, düzgün. Eklemler son derece düzgün, kemik yapıları son derece düzgün. Ayrıca amber içerisinde de memelilere ait kalıntılar bulunuyor, amber içerisinde, olduğu gibi üç boyutlu tam anlamıyla kalmış, değil mi? Kıl örnekleri var. Diğer hayvanlarda da öyle, ağaçlarda, bitkilerde, meyvelerde falan hiç birinde değişiklik olmadığını görüyoruz. Ama türlerin bir süre sonra tükendiğini görüyoruz. Mesela bir tür oluyor, bir süre sonra tükeniyor, hakikaten yok oluyor. Başlangıcından tür yok oluncaya kadar hiçbir değişiklik yok. Yani normalde olması da gerekir, olur diye düşünür insan ama Allah’ın hikmeti, mucize, olmuyor, çok şaşırtıcı. Mesela karınca, 30 milyon yıllık karınca, amber içinde, getirelim isterseniz bakın, hiçbir değişiklik yok. Yani insan makul olarak ufak tefek değişikliğe uğrar diye düşünüyor, mucize olarak Allah değiştirmemiş. Yani şaşırtıcı olan bu. Değil ki başka türlere dönmesi yani en azından bir rengi benzi değişir, değil mi? Kafası büyür, kolu küçülür diye insan düşünebilir, bu da olmamış. Çok büyük bir mucize.
Yok, hayır olabilir, mümkün yani. Şöyle olur, mesela güneş ışınlarındaki ultraviyole gelir hücresine, kromozomabir etki yapar, genetik bir bozukluk meydana getirir. O da devam eder nesilde. Ama bu genellikle hep bozucu oluyor yani genetik bozukluk. Mesela ya akıl hastası oluyor insan, ya kulağı kopuk olarak doğuyor, ya kolu olmayacak şekilde yaratılıyor. Yani böyle vücudu güzelleşmiş, görüntüsü güzelleşmiş olarak bir etki meydana getirmiyor. Çünkü çeçe sinekleri üzerinde falan deneme yaptılar uzun seneler.
OKTAR BABUNA: Altmış yıl Hocam.
ADNAN OKTAR: Altmış yıl yapıldı. Sürekli bozuyor. Yani sonuçta mesela mükemmel bir çeçe sineği bulunması lazım veyahut herhangi bir düzelme falan, hepsinde bozucu olmuş. Böyle bir şeyin olmadığını bilimsel olarak gördüler zaten. İmkansız. Ama insan yani böyle düşünce, mantık olarak; “olabilir mi acaba” diye, “olabilir” diye insan düşünüyor, “mümkündür diye” düşünüyor. Ama olmuyor, mucize. Yani bilimsel delillere baktığımızda olmuyor. Yani başka bir türe dönüşme zaten hiç olacak iş değil, o hiç bir şekilde olmaz da, mesela; “ufak tefek değişiklikler olur mu” diye insan düşünüyor. O da yok.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler