Adnan Oktar`ın 1 Ekim 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Cenab-ı Allah Ahzab Suresinde, 10'uncu ayetinde; "Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı. Ve siz Allah hakkında (bir takım) zanlarda bulunuyordunuz." Bakın şimdi münafıklar çıkarlarıyla çatıştığında, onların imkanları ellerinden alındığında veyahut menfaatleri ellerinden gideceğini düşündüklerinde ilk olarak Allah hakkında suizana başlarlar. Yani Peygamber (s.a.v.)’e yansıması yahut Mehdi (a.s.)'ye yansıması aslında direkt imansızlıktan kaynaklanıyor. Yani o, oraya bakıldığında sanki onların problemi Peygamberleymiş yahut Mehdiyleymiş gibi görünmekle beraber asıl Allah’ladır. Yani Kuran buna işaret ediyor. "İşte orada iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsıntıya uğratılmışlardı." Mümine hiçbir şey olmaz böyle bir durumda. İmanını muhafaza eder. Gayet hatta şevki artar, gayreti artar. "Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar" münafıklar artık hastalıktan geçmiş, şeytan olmuş münafıklar. “Ve kalplerinde hastalık bulunanlar” da bunlar da münafık olmaya aday ama Müslüman olmaya da yatkın kişiler. Bak "Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar Allah ve Resul'ü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi diyorlardı." Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o zamanlar diyor; "hakimiyet olacak, İslam ahlakı yayılacak, Allah'ın dini dünyaya hakim olacak, daha Ahir zamanda da hakim olacak, Mehdi (a.s.) çıkacak, İsa Aleyhisselam inecek" diyor, değil mi? "Ama benim zamanımda da bir ferahlık, bolluk, rahatlık olacak" diyor. Münafıklar ne diyor? "Allah ve Resul'ü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi." Yani "tamamen yanlışmış" diyorlar. Yani ne Mehdi (a.s.) doğru, ne İsa (a.s.)'nın inişi doğru, ne Ahir zamanda Müslümanların dünya hakimiyeti doğru, ne kendi zamanında olacak ferahlık, değil mi ve bolluk, kardeşlik ortamı? “Bunların hiçbiri doğru değilmiş demek ki” diyor. O devrin sapıkları hiçbir şekilde inanmıyorlar. Ne diyorlar? "Boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi." Bakın asıl üstünde durdukları, Peygamber (s.a.v.)’in vadettiğinin üzerinde duruyorlar. O konuda hassaslaşmışlar. Yani gelecekle ilgili Peygamberin (s.a.v.) Müslümanlara verdiği müjdeyi ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. İşte Mehdi (a.s.)'de de münafıklar ne yapacaktır? Mehdi (a.s.)'nin verdiği müjdeyi ortadan kaldırmaya çalışacaklardır. Mehdi (a.s.) de ne diyecek? "İslam ahlakı yakında dünyaya hakim olacak" diyecek. Münafıklar ne diyecek? "Böyle bir şey yok." "İsa (a.s.) inecek" diyecek Mehdi (a.s.). “O da, öyle bir şey de yok” diyecek münafıklar. Mehdi (a.s.); “barış çağı gelecek, kardeşlik olacak, huzur olacak, güzellik olacak” diyecek, münafıklar "bu da bir aldatmaca" diyecek, "bunlar da doğru değil." Ve ne diyecekler? "Allah ve Resul'ü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlar. Onlar ne diyor diyecekler? "Allah ve Mehdi (a.s.)" yani sizin söylettiğiniz kaynaklar ve anlattığınız şeylerin hepsi boştur, "Mehdi (a.s.)’nin de, anlattıkları da boş." Bak, "bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlar, boş bir aldanış. "Boş yere aldandık" diyorlar. Demek ki münafıklar Mehdiyete kilitlenecekler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da Mehdiyete kilitlenmişlerdir. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v.) de devrinin Mehdisiydi, asıl Mehdi'dir. Gelmiş geçmiş en büyük Mehdi Peygamberdir (s.a.v.). Ama veli olarak da en büyük Mehdi yani Peygamber olmayan Mehdi de Ahir zamanda gelen Büyük Mehdi (a.s.)'dir, inşaAllah. Her ikisinde de itirazlar birbirine benzer. Her ikisinde de sıkışma anında adilik yapma ortaya çıkıyor. Yani güçlü ve rahat bir ortamda bunu yapmıyorlar. Mesela bir münafık küfür olmadan ortaya çıkmaz. Münafık ne zaman ortaya çıkar? Küfrün gücüne inandığında ortaya çıkar. Mesela gazetesiyle, basınıyla, televizyonuyla, itiyle, kopuğuyla, değil mi? Diğer kendince destek alacağını düşündüğü bazı kişilerle ortaya çıkar. Tabii kendisine uygun olan kısmıyla. Onlara sırtını dayadığı için pervasız ve çok azgın bir görünüm verir. Ama sırtını oraya dayadığı için. Sırtını oraya dayamasının sebebi nedir? Müslümanların sıkışık durumda olduğunu düşünmesidir. Bak bu adamlar niye orada sapıtıyorlar? "Hani onlar hem üstünüzden hem alt tarafınızdan gelmişlerdi." Müslümanların muhasara edildiğine inandığında, Müslümanların gücünün kalmadığına yahut az olduğuna inandığında sapıtıyorlar. Münafık ne zaman sapıtıyor? Müslümanların gücünün elinden alındığını düşündüğünde, küfrün gücü arttığında yani Müslümanlar muhasara altına alındığına inandığında. Yahut mesela farz edelim, komplolar yapılmıştır, oyunlar yapılmıştır. Bunun sonucunda bazı hukuki avantajlar elde etmiştir münafıklar, kendilerince, kendi kafalarınca. Bir sosyal, siyasi abluka olabilir etraflarında, bu durumda münafık kendini güçlü hissediyor. Sırtını küfre dayıyor ve Müslümanların da abluka altında olduklarını düşünerek, güçsüz olduklarını düşünerek, çemkirmeye ve saldırganlaşmaya başlıyor. Ne zaman? İşte bu zaman, bu zamanda yapıyor. Ondan evvel yapar mı? Mesela Müslümanların gücünden emin olsa, küfrün gücü tamamen ortadan kakmış, sadece inananların gücü var. Böyle bir durumda münafığın yapacağı tek şey yaltaklanmaktır. İşte orada yalaka ve yaltakçı tavrını ortaya koyar. Orada sezilmez. Allah onların sezilmesi için özel olarak Müslümanları zor bir görünümün etrafına diziyor. Zor olayları etrafına diziyor Müslümanları, böylece Müslümanlar sanki zorluktaymış gibi ona gösteriyor, münafıklara gösteriyor. Münafıklar o zaman işte turnosol kağıdı gibi hemen rengini gösteriyor. Hemen hopluyor, sıkıştırılmış bilye gibi havaya hopluyor böyle. “Aaa” diyorsun, “bak münafık hopladı.” Ama sıkışma anında işte hopluyor. Münafık onun dışında kendini belli etmez. Münafık yalakadır, yancıdır, sezdirmez kendini. Ama küfrü daha güçlü gördüğünde hemen o tarafa sırtını dayayıp, Müslümanlara karşı çemkiren ve azgın bir saldırı moduna geçer. Ama bunu yaparken de tabii küfür adına yapmaz. Din adına yapar, İslam adına. Kendince onlarda eksik gördüğü yahut eksik olduğunu vurgulayabileceği konular bulur münafık. Onu genişletir, onu Kuran’a yahut hadise dayandırır, ondan sonra saldırısına geçer. Ama münafık için ana konu budur, başka bir konu yoktur. Yani İttihat-i İslam, Türk-İslam Birliği, İslam ahlakının dünya hakimiyeti münafığı ilgilendirmez. Çünkü İslam ahlakı dünyaya hakim olursa, sırtını dayadığı küfür de ortadan kalkmış olacaktır. Sırtını dayadığı küfrün ortadan kalkması münafığın ölümü demektir. Manen ölümü demektir. O manevi ölümü istemediği için, küfrün kalkmasını hiçbir zaman istemez. Küfür kaldığı müddetçe o çünkü ayakta kalabiliyor. Müslümanlara saldırabilmesi için de ona ihtiyacı var. Ama kader içinde yenildiğini bilmez münafık. Halbuki münafık yenilmiş olarak yaratılıyor. O hep böyle içgüdü olarak yeneceği hissi verilir münafığa. Yani yenebileceği hissi verilir. Onun için münafık çok heyecanlı olur, gözlerine de inanamaz. Yani “ne kadar kolay yenmek” der, fakat bir türlü yenemeyince de çok şaşırır münafık. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da, mesela çok kolay zannediyor münafık, hayretler içinde kalıyorlar. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.)’i muhasara ediyorlar, rahatça şehit edebileceklerini düşünüyorlar, bir türlü şehit olmuyor. Onların inancına, onların sapkın inancına göre “şansı yaver gidiyor” diyorlar. Onlarda ‘şans’ inancı vardır. “Ya bu sefer de şansı iyiymiş” diyor, “bu sefer de şansı iyi gitti” diyor. Onlar biraz olaya başka türlü baktıkları için, başka türlü değerlendirdikleri için, bunu bir türlü kavrayamazlar...
Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler