Adnan Oktar`ın 2 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv ve Aba Tv röportajından
OKTAR BABUNA:Derya Sazak Hocam, “Özal sağlığına dikkat etmiyor, çok yoğun bir tempoda yaşıyordu, ondan öldü, senaryoya gerek yok” demiş.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Allah Allah. Milliyet’te mi yazıyordu?
OKTAR BABUNA:Evet Hocam Milliyet’te.
ADNAN OKTAR:Allah Allah, Aydın Doğan’ın bandosu efendim, tam takım gösteri halindeler. Boru trampet takımı gibi böyle.
OKTAR BABUNA:Ve sert üsluplarla karşı çıkıyorlar.
ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Allah Allah. Niye bu kadar tedirgin oldular. Allah Allah, ben şimdi iyice işgillendim yani. Fethi meyyit şart ve çok kapsamlı bir inceleme şart. Bir şey var, bir harikuladelik var. Ya bütün ailesi gürül gürül diyorlar ki, “bizim babamız öldürüldü, şehit ettiler, bir şey yaptılar, deliller yok edildi, olağanüstü zamandı konuşamadık, şimdi devlet olaya el koysun ve araştırılsın” diyorlar. Aydın Doğan’ın takım, tam takım bando, “sakın ha sakın” marşını çalıyor.
OKTAR BABUNA:Sayayım mı Hocam karşı çıkanları?
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:E.Ö sert bir üslupla karşı çıktı. Taha Akyol karşı çıktı sert bir üslupla. Bugün Derya Sazak var, Fatih Altaylı, Cemil Çiçek birde çok sert bir üslupla Ahmet Özal’a yönelik böyle bir ifadeyle karşı çıkmış Hocam.
ADNAN OKTAR:Sazak hata yapıyor, yanlış yapıyor. Bak çocuğu diyor ki, “kanı alan hemşireyi öldürdüler” diyor. “Ve babamı daha önce öldürmeye kalktılar” diyor. Bütün Türkiye’nin gözü önünde kurşun sıktılar, mikrofona çarptı kurşun yoksa Özal’a gelse zaten adam şehit olacaktı.
OKTAR BABUNA:Görüntüleri vardı Hocam.
ADNAN OKTAR:Tabii. Mikrofon çelik, mirofonun borusunu parçaladı kurşun, eğer Özal’a isabet etse bitmişti konu. Orada beceremeyen, orada neticelendirmek istedi, olay bu. Ağzından köpük gelmesinin açıklaması nerede? Ailesinin tahlil için özel olarak gönderdiği numuneler yok olmuş, kaybedilmiş. Şimdi de bir telaştır gidiyor. Şimdi yani bu olmadı. Burada bir acayiplik var. Bütün Türkiye bu olaya sahip çıksın. Yani rahmetli Eşref Bitlis Paşamızın olayı da son haddine kadar soruşturulsun. Kardeşim iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü çok azgın bir örgüttür. Sel gibi kan akıttı. Kardeşim o devirde Cumhurbaşkanı konuşamıyordu. Yani iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nden çekindikleri için konuşamıyorlardı. Başbakanlar konuşamıyordu. Türkiye muazzam bir badireden geçti, çok tehlikeli bir ortamdan geçti.
Biz şikayetçi olamadık uzun süre, bize işkence yapıldı diye şikayetçi olamadık. Yani 1999’daki bu olayda şikayetçi olamadık. Yani özetle, ben konuyu fazla da uzatmak istemiyorum, çok sakat olaylar oldu, çok sakat bir ortam vardı. Ve Türkiye ilk defa feraha kavuştu. Biz de sonradan şikayetçi olduk, o dönemde şikayetçi olmak mümkün değildi yani. Çok zordu. Şu an özgür olduğumuz için, rahat olduğumuz için şikayette bulunabiliyoruz. O devirde ne mümkündü ya şikayetçi olmak, kolay mı öyle birşey yani. Bana kokain komplosu yapıldı, mahkeme beni bıraktı, alıp emniyete geri götürdüler beni. Alıp emniyete geri götürdüler ve emniyette yeniden işkenceye tabi tutulduk. Yani bunu kimse bilmiyor, bunları bilmiyorlar. Sıkı mı o devirde sen git bir daha şikayette bulun yani? Yani ben kokaini, “benim evime bunu kim koydu” diyemedim. Kime diyeceksin? Nasıl diyeceğiz? Derim de, iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü’nün cirit attığı, oyun oynadığı, tepiştiği bir ortam var, biz orada bunu nasıl yapalım? Kimin ne olduğu anlaşılmıyordu o dönemde. Çok riskli bir ortam vardı. “Benim yiyeceğime kim kokain karıştırdı” diyemedik. Diyemedik, sıkıysa de. “Kokaini kim karıştırdı” dersin, arabanda yirmi kilo kokain çıkar. “Şimdi git onun hesabını ver” derler. “Benim evime kim bu kokaini koydu” dersin, evinde imalethane çıkar. Beladan en kısa yoldan kurtulmanın yolu, ses çıkartmamaktır. O dönemde kimse ses çıkartamıyordu, akılcı olan buydu. En akılcı olan buydu. Onlar da akılcı olanı yaptılar. Şu an bunu talep ediyorlar, sonuna kadar takip etsinler. Yüzde yüz cinayet diyorum yani, yüzde yüz. Yani bu görünecektir. Ya bir insanın ağzından köpükler çıkması ne demek kardeşim. Hangi enfaktüs vakasında ağzından köpük çıkmıştır? Nerede görülmüş yani. Nerede görülmüş Cumhurbaşkanı’nın eşi hazırlıyor, diyor ki; bakın bu malzemeler, o zamanlar detaylı delail, delilleri bir araya getirmiş hanımefendi ve sunmuş, kaybolmuş. Evet. Yani ilgili artık ne ise. Saç parçası, kan, başka malzemeler, yani bu konuyu çözecek her türlü deliller. Hepsi yok olmuş. Kardeşim nereden baksan olay karanlık. Bağırıyor olay, bağırıyor yani. Sazağa ne oluyor? Yani gerçek Sazak olsun, akılcı olsun, inşaAllah, anlaşıldı mı? Yani bir acayiplik var, inşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Dünyada Dine Dönüş Videoları