Adnan Oktar`ın 2 Ekim 2010 tarihli Kocaeli Tv ve Aba Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Al-i İmran Suresi, 118. “Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar” Bak, “Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor,” diyor Cenab-ı Allah. Yani ne tür zarar verebilir? Mesela gidip ihbarda bulunur, yalan şahitlik yapar, oyun oynar, gider Müslümanların arasında fitne karıştırır. Müslümanlara ayrı ayrı iftira tarzında bilgiler verir. Müslümanların Müslümanlarla bağlantısını kesmeye çalışır, ama her türlü zarar bu tabii. Yani maddi, manevi her türlü zararı vermeye çalışır. “Size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar” Mesela Müslümanların tutuklanması, hapse atılması, cefa görmeleri, şehit edilmeleri, hepsi. “Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur,” diyor Allah. Yani adam kendini tutamıyor. “Dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür” diyor Allah. Yani içindeki volkanlar gibi çok şiddetli bir kin. Ama dışarıdan tabii nezaketli bir üslup kullanıyor, münafık buna çok dikkat eder. Çünkü öbür türlü yakalanır. Hem din üslubuyla, dinle Kuran’a uygun gibi görünen, hadise uygun gibi konuşması gerekiyor, hem de kendince kısmen nezaketli gibi konuşması gerekiyor. Münafık buna dikkat eder. Ama zaman zaman da sapıtır, onun için bak diyor ki; “sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür”Ama “size sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur,” taşıyor artık. Taştığı için kontrol edemiyorlar, dışa vurmuştur. “Sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür”Yani kahredici bir kin ve nefret içindedirler diyor Allah. “Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz” diyor Allah. Yani düşünün diyor Allah. Al-i İmran Suresi, 118. Muhammed Suresi 29’da “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?” Tabii münafıklara da bakıyor ayet.
Çünkü münafığın kalbinde zaten hastalık var. Ama bir de kalbinde hastalık olup da eyleme geçirmemiş olanlar var. Bunlar Müslüman olma ihtimali olan kişiler. Bak, “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar?” Muhammed Suresi 29’da, yani onlar mutlaka birgün bir sıkışıp zorda kalıp mutlaka kinlerini ortaya çıkaracakları bir durum oluyor. Mesela Müslümanlara bir saldırı anında, münafıklar hemen lastik top gibi fırlarlar, hemen kendini atar. Yani böyle sıkıştırılmış bilye gibi, hemen havaya fırlar yani, sıkışmaya gelmaz münafık. Onun için rahatlık anındaki münafık tiyniyetli kişilerin, yani kalbinde hastalık olanların iyi davranması pek önemli değildir. Zor anda tehlikeli olabilir. Onun için kalbinde hastalık olanı, kalbindeki hastalık devam ederken tedavi etmek çok önemlidir. Yani nasıl olsa bir şey olmaz demek, doğru değildir. Çünkü sıkışma anında eğer hastaysa, fırlayıp dışarıya çıkıyor. O artık tehlikeli bir mahlıka dönüşür. Onun için tedavisi mümkünken; ne olacak bundan bir şey çıkmaz demeyip tedavi etmek lazım. Çünkü öbür türlü çok tehlikeli oluyorlar. Bak Allah diyor ki, Bakara Suresi, 204. Bak münafıklar için diyor ki: “Dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir;” Yani kalbindeki ahlaksızlığa rağmen, kahpeliğe rağmen münafık Allah’ı şahit getiriyor, Allah adına söylüyor, ayetle, Kuran’la konuşuyor. “Oysa o azılı bir düşmandır” diyor Allah. Bakın, normal bir düşman değil, azılı bir düşman. Kahredici bir kini vardır, münafık gece-gündüz Müslümanlara nasıl zarar vermesi gerektiğini düşünür, gece-gündüz. Sabah kalkar, ne tebliğ, ne İslam’ı yaymak, ne İttihad-ı İslam, ne Türk-İslam Birliği, ne küfürle mücadele, ne Darwinist ve materyalistle mücadele, bunlar onu, münafığı ilgilendirmez. Münafığın tek hedefi Müslümanlardır. Ahir zamanda da Mehdi (a.s.) cemaatinin münafıkları, en şiddetlileridir. Yani son, 1400 yılın en şiddetli münafıkları, Mehdi (a.s.) devrinde çıkan münafıklardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in münafıkları, en şiddetliler onlardılar. Sonraki şiddetliler de, 1400 sene sonra Mehdi (a.s.) devrinin münafıklarıdır. Pek şiddetlidirler yani. Ve zaman ilerledikçe de daha da Allah şiddetlerini ortaya çıkarır. “Onun için Mehdi (a.s.) sürekli ayıklar atar, buğdaya musallat olmuş kurtlar gibidirler” diyor münafıklar. Temizler, yine gelirler. Temizler, yine gelirler. En sonunda tertemiz buğdaylar kalır, diyor. 313 tane buğday. Bütün pislikleri bak, Allah iğrenç kurtlara benzetiyor münafıkları. Kurt nereye musallat olur? Yaraya musallat olur, pisliğe musallat olur, çürümüş şeylere musallat olur. Münafıklar da öyle çürümüş, pis şeylere musallat olurlar, oralarda beslenirler. Onun için temizlenmeleri önemlidir, Allah onları olayla temizliyor, herhangi bir olayla.
Bak, şeytandan Allah’a sığınırım, Muhammed Suresinde Allah açıkça söylüyor. “Allah kinlerini hiç ortaya çıkarmacağını mı sandılar” İllaki ortaya çıkıyorlar, inşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v.)’in evliliklerini, Peygamberimiz (s.a.v.)’in gücünü acayip kıskanıyorlardı. Ve hanımlarına da artık iftira atmaya başlamışlardı, gözleri döndü, sapıttılar o zaman münafıklar. Nur Suresi, 11; “Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır” Yani en azılı münafığa daha büyük ceza vardır diyor Allah. Kim ahlaksızlık yaparsa, ona daha büyük ceza vardır. Yahut kim günaha girerse, daha büyük ceza vardır.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler