Adnan Oktar`ın 3 Ekim 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Yani Deccal insanlara hipnoz yapıyor. Yani hipnoza soktu insanları, İslam alemini hipnoza soktu. Yani “sihir ve manyetizmanın nev'inden müthiş harikalara mazhar olan deccalde” diyor. “Kendisini” diyor, “Allah gibi tanıtır insanlara” diyor. Yani Darwinist, materyalist sistemle geliştirilen bu sistemde Müslümanlara büyü yaptılar, hipnoza soktular. Yani bölünmeyi çok normal karşılar hale geldiler. Mahvediyorlar mesela Irak’ı, Afganistan’ı mahvediyorlar yani her türlü cinsi sapıklığı yapıyorlar, çocukları kullanıyorlar bütün dünya seyrediyor. Yani deccalin hipnozundan çıkamadı insanlar, normalde bir insana bunu söylesen dağı taşı birbirine katar. Çok büyük bir olaydır bu. Yerinde duramaz. Hepimizin anneleri bacıları onlar, oradaki çocuklar bizim çocuklarımız. Her gün mahvediyorlar bu insanları ve sürekli faili meçhul oluyor, ilgilendirmiyor. Ölü toprağı serpilmiş gibi işte bu deccalin büyüsü, hipnoz yaptı dünyaya. İnsanların beyni dondu adeta, bir şey oldu insanlara. İşte Hz. İsa (a.s.)’ın özelliği bu hipnozu, bu büyüyü bozacak inşaAllah. Mehdiyet bu zor ortamda gayret ediyor ama Hz. Mehdi (a.s.)’ın büyüyü bozabilme ve hipnozu bozabilme gücü yok. Bozamaz. “Onun için” diyor Bediüzzaman “Mucizatlı bir Peygamber gerekir” diyor. Hz. İsa (a.s.)’ın gelişi ile bir mucize meydana geliyor. Ve insanların beynindeki, üstündeki büyü kalkıyor. Hipnoz kalkıyor. Bak, “Sihir ve manyetizmanın nev'inden” diyor, “Müthiş harikalara mazhar olan deccal ise” diyor Bediüzzaman. Süfyan’da da var o özellik, Mesih Deccal’de de var. Süfyan’da onu gösterdiğinde bütün Müslüman alemi hipnoza girdi. Yani felç oldular halbuki derler ya “tükürüğüyle boğar” yani tükürüğüyle boğabilecekken bir şey yapamadılar felç oldular. Hafız Esad, bütün İslam alemine Arap sosyalizmini, materyalist, Darwinist sistemi süfyanlık hasebiyle yaydı ve kabul ettirdi. Dinsizlik, ateizm, materyalizm, böyle entel kafası, ama tabii olumsuz yönde entel kafası, özenti kafa, bir yönüyle züppelik, bir yönüyle çakallık, bir yönüyle başka anormal yönleri insanlara telkin etti. Ve bundan çok fazla etkilenen insanlar oldu ve kabul ettirdi. Hem de alkışlarla kabul ettirdi, iftiharla kabul ettirdi. Mesela BAAS’çı rejim bütün Arap ülkelerini kapladı, sosyalist, materyalist sistem. Darwinizm, materyalizm de bütün dünyaya hipnozunu yaptı, bak Türkiye Gazetesi gibi muttaki bir gazete ki Hüseyin Hilmi Işık Hocamız Nakşibendi Şeyhi idi. Hem kimya yüksek mühendisi, emekli albaydır. Fakat Nakşibendi Şeyhi’dir. Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin evlatlarındandır. Bakın onun gazetesi bile Darwinizmin etkisi altında, yayınlıyor, Darwinist propaganda yapıyor. Bir hipnoza girdiler.
Mesela diğer Müslüman gazeteler, bir kısmında, yahut internet gazetelerinin bir kısmında aynı şeyi görüyoruz. Mesela haber7.com o da yayınlıyor hipnozla, farkında bile değiller. “Ne yapıyorsunuz?” diyoruz. “Ne yaptık ki” diyorlar. “Ne var anlamadık?” diyorlar. “Penguen bulunmuş bastık” diyorlar “Ne var? Bir şey yok kemiği varmış” diyor. Kardeşim sen Darwinist propaganda yapıyorsun, materyalist propaganda yapıyorsun. “Ne yaptığından haberin var mı? Müslümanların imanını elinden alıyorsun” diyoruz. “Yani imanını bozuyorsun adamların” diyoruz. “Haa” diyor. “Tamam, pardon bir daha yapmayız” diyor. 15 gün geçiyor, bir daha, bir tane daha yani. Kardeşim sen ne yaptığının farkında mısın? “Yok gerçekten farkında değilim, bilmiyorum” diyor. Hipnozda, haberi yok. Sürekli yapıyorlar. Yani, “İliksiz’e ilik nakli yapıyorum” diyorsun ya, o tarzda işte. Adam hipnozda. Yani bir entel özentisi kafayı da deccaliyet insanlara sundu. Onunla da çok ciddi şekilde etkiliyor. Mesela bir bilgisayar dili geliştirttirdi deccaliyet. Adamlar artık inşaAllah demiyor “İnş”. MaşaAllah demiyor mesela “Mşl”. Dilin mi kopar? Akşama kadar dedikodu yapıyorsun dır dır bomboş laflar ediyorsun. Tek kelime yazacaksın. O internet yazışmalarında bir dedikoduya girdiler mi, 4 saat 5 saat konuşuyorlar bir kişiyle. Kardeşim bir kelime maşaAllah yazacaksın maşaAllah. Yüzlerce binlerce kelime yazıyorsun. Zorun nedir? Değil mi? Öyle bir üslup olur mu?
OKTAR BABUNA:Olmaz Hocam.
ADNAN OKTAR:Ve buna Müslümanlardan büyük bir kitle uydu. Mesela bu da bir büyüdür. Bu da bir hipnozdur. Deccaliyetin bir hipnozudur. Bu hipnozun içerisine girdiler, haberleri bile yok. Hipnozla onları istediği gibi yönlendiriyor. Yani her yere el atıyor deccaliyet, fakat Müslümanların haberi olmuyor, farkına varmıyorlar. O büyünün etkisiyle, hipnozun etkisiyle farkına varmıyorlar. Çünkü o çok ustaca yapılan bir hipnozdur. O büyü yapılırken çok ustaca yapılıyor.
Mesela Erbakan Hocamıza karşı tavır, o da bir hipnozdur. İnsan canı gibi sevdiği, bütün hayatını İslam’a vakfetmiş bir insan, dava adamı, bak iki kişinin kolunda yürüyor, konuşamıyor böyle zor konuşuyor, son nefesine kadar mücahit artık, son nefesine kadar mücahit. Git alnından öp kardeşim, veli, evliya bir insanla karşı karşıyasın sen, coş. Bütün ömrünü Allah’a adamış bir insan, ona karşı böyle entel bir üslup kullanmayı İslam’a hizmet olarak görüyorlar. Bu bir hipnozdur işte. Yani böyle bilmiş, üst kattan yukarıdan tepeden ve kaale almayan, saygıya uygun bir üsluptan uzak tavrı İslam’a bir katkı olarak görüyor. Müslümanlığa bir katkı olarak ve “Ne kadar faydalı bir hareket yapıyoruz” diyor. “Remodernize, reorganize ediyoruz” diyor. Modernize, kardeşim sen onun altında kalırsın o sistemin. Kendi sistemini yıkıyorsun sen. Şefkati, merhameti, dostluğu, vefayı, sadakati, her şeyi yıkıyorsun, haberin yok. Ne yaptığından haberin yok, değil mi? Kardeşim sen büyüğüne bunu yaparsan bir başkasına ne yapmazsın sen? Sana insan nasıl güvensin o zaman? Bütün ömrünü İslam’a vakfetmiş bir insana sen bunu layık görüyorsan bir son olarak, bir son olarak bunu layık görüyorsan bir başka insana ne yaparsın sen? Demek ki, “Güçlü olan haklıdır” diyorsun. Darwinistler ne diyor? “Güçlü olan haklıdır” diyor. Değil mi? Yaşlandığında karşısına çıkıyorsun. Ekonomik gücü elinden alındığında karşısına çıkıyorsun. Siyasi gücü elinden alındığında karşısına çıkıyorsun. Değil mi? Niye daha önce karşısına çıkamıyorsun? Ne kadar ayıp, ne kadar ayıp. Ne kadar garip. Adeta kabus seyrediyoruz, kabus. İnanılır gibi değil. Daha hala sanki Erbakan’ın, bu bir meslekmişte bundan geçim sağlıyormuş gibi bir üslupla Erbakan’ı değerlendiriyorlar. Kardeşim sen evliyalara, velilere de aynı şeyi söyleyeceksin. Allah yolunda mücadele eden herkese aynı şeyi söyleyeceksin sen o zaman. Değil mi? Ne yapsaydı yani Erbakan? Yapmasa mıydı böyle faaliyet? Bunu mu istiyorsun? Yani sanki böyle siyasi çıkar için, para için, köşeyi dönmek için bir hırs içerisinde olduğu izlenimi vermeye kalkıyorlar. Erbakan bizim gözümüzün önünde değil miydi? Bizim gözümüz önünde yaşamadı mı bu muhterem insan. Aşkla, şevkle biz onu alkışlamadık mı zamanında? Herkes bağrına basmadı mı muhabbetle? Ve müthiş bir imanlı gençliğin gelişmesine vesile olmadı mı bu insan? Peki ne oldu? Hapis yattı, ızdırap çekti, malı mülkü elinden alındı. Allah yolunda, bak iki büklüm yine Allah yolunda mücadele ediyor. Kardeşim bu ne ruhtur, ne oluyor size? Bu hipnoz nedir? Bir Allah’a sığının Bismillahirrahmanirrahim, Euzu billahi mineşşeytanirracim. “Bismillahirrahmanirrahim” deyin. “Ya Rabbi, bizi şeytandan koru, bu üstümüze gelen hipnozdan bizi koru” deyin. Ne kadar acı bir olaydır. Allah vermesin. Ne kadar garip bir şey? Allah korudu yani Hocamızı maşaAllah, Elhamdülillah. Tabii bizleri de vesile etti. İnşaAllah. Kılına tüyüne dokundurtturmam Hocamın evvel Allah.
OKTAR BABUNA:O dönem hemen hemen sadece siz sahip çıktınız Hocam maşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, diyorum ben SP’li değilim. Ama ben böyle mübarek ve samimi bir insanın kılına tüyüne dokundurtmam ve böyle tertemiz insanları da garip bir mecraya gidecek şekilde yönlendirirlerse o yönde de uyarırım. Bilimle, akılla, sevgiyle bizde zor yok. Bende zor yok yani inşaAllah. Evet Oktar Hocam seni dinliyoruz.
OKTAR BABUNA:Bu Hocam biraz önce gösterdiğimiz haberde Mehmet Şevket Eygi Hocamız, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zaten zuhur ettiğini ve zuhur edeceğini çok net olarak bildiriyor. Bir iki paragraf okuyabilir miyim eski yazılarından Hocam?
ADNAN OKTAR:Oku.
OKTAR BABUNA:Diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.), resmen ve alenen zuhur edecektir. İlâhiyatçının biri terter tepinerek "Bizim dinimizde Hz. Mehdi (a.s.) diye bir şey yoktur" diyor. Bu adama sormak gerek. Hz. Mehdi (a.s.) konusunda yüzden fazla hadis bulunmaktadır. Hz. Mehdi (a.s.)'ın ahir zamanda zuhur edeceğine dair icma (ittifak) vardır vardır” diyor sonra devam ediyor Hocam. “Bazı keşif sahipleri Hz. İman Mehdi (r.a)’ın 1400 Hicri yılında zuhur edeceğini tahmin etmişlerdir. Bazıları ise, 1422 yılını göstermiştir. Şu anda hicri 1419 yılındayız. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruna az kalmıştır” diyor.
ADNAN OKTAR:Hay maşaAllah. Bak samimi bir Müslüman, deccalin hipnozuna karşı direnen bir insan maşaAllah.
OKTAR BABUNA:Devam ediyor Hocam bir şey daha diyor. “Haberlerde Mehdi Hazretleri zuhur edince bir kısım ulemanın onu tanımayacağı, karşı geleceği bildiriliyor. Bunlar ulema-i su’dur. Müslümanları oyalayan, afyonlayan, aldatan, uyutan kişiler.” Mehmet Şevket Eygi, Milli Gazete, 15.6.1998.
ADNAN OKTAR:Nasıl? Nasıl? Bir daha söyle bakayım.
OKTAR BABUNA:“Haberlerde Mehdi Hazretleri zuhur edince bir kısım ulemanın onu tanımayacağı, karşı geleceği bildiriliyor. Bunlar ulema-i su’dur. Müslümanları oyalayan, afyonlayan, aldatan, uyutan kişiler” diyor karşı çıkanlar için.
ADNAN OKTAR:Bak “afyonlayan, uyutan”. Aldatan kişilerdir. Oyalayan. Bu hadislerde kimin vasfıdır? Aldatan, oyalayan, uyutan.
OKTAR BABUNA:Şeytan.
ADNAN OKTAR:Deccalin ve şeytanın vasfıdır. Demek ki, deccalin hipnozu bu şekilde olacak, bu şekilde. Hocamızın bu sözü ezberlenmesi gereken bir söz. Bir daha oku bakayım.
OKTAR BABUNA:“Haberlerde Mehdi Hazretleri zuhur edince bir kısım ulemanın onu tanımayacağı, karşı geleceği bildiriliyor.”
ADNAN OKTAR:“Bir kısım ulemanın” bunu kim söylüyor? Resulullah (s.a.v.). Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s.) zuhur ettiğinde bir kısım ulema Hz. Mehdi (a.s.)’ın varlığından çok rahatsız olacaklar, anlayacaklar çıktığını hissedecekler, fakat münafıkane var güçleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı mücadele verecekler. Nasıl bir etkiyle? Deccalin etkisiyle. İşte, “Deccale uyacaklar” dediği Peygamberimiz (s.a.v.)’in olay bu. Bakın, “70 bin sarıklı” diyor Peygamberimiz (s.a.v.), sarıklı kişi “Deccale tabi olacaklar. Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı bu kişiler mücadele edecekler” diyor. Deccal hipnozla etki ediyor işte bunlara. Akılları gidiyor. Akılları kapanıyor. Yani basiretlerini, ferasetlerini kapatıyor deccal. Bir şekilde etkiliyor. Bir büyü yapıyor. Yani anlatsanda anlamıyor ondan sonra. Ve şu an deccalin büyüsü bütün dünyayı kaplamış durumda. İnsanlar hayretler içinde kalıyor. “Kardeşim” diyorsun, “Bu çok açık nasıl anlamazsın?” diyorsun. Hakikaten anlayamıyor hipnozun içerisinde. Deccal hipnoz yapmış. Belki hiç bilmediğimiz bir yöntem kullandı. Belki bir teknoloji kullandı. Belki şeytanların etkisiyle yapıyor ki, deccalle zaten şeytan iç içedir. Yani şeytanın gücünü kullanarak yapıyor. Çünkü şeytan unutkanlık yaptırabiliyor insanda, insanın beynine etki yapabiliyor. Deccalin özelliği bütün şeytanları kontrolü altında tutmasıdır. Yani öyle garip bir mahluktur deccal. Yahudi kökenlidir. Yani ırk olarak, bu bir suç değildir Yahudi ırkına girmesi. Fakat Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunu belirtmiş. Köken olarak Yahudi’dir. Ama çok muttaki, mümin insanlarda var Musevi olup, Yahudi olup çünkü Hz. İbrahim (a.s.) neslidir. Fakat Peygamberimiz (s.a.v.) şeytanları kontrol altına alacağı ve şeytanlara emir verip dünyanın her tarafına yayacağı ve onları istediği gibi kullanacağını belirtiyor deccalin. Dolayısıyla Deccal şu an şeytanları kullanarak bütün Müslümanlara büyü yapıyor. Hipnoz yapıyor. Yani normalde üstünden hipnoz kalksa Müslümanların gözü birden perde açılacak gözünde.
Çok açık, mesela Bediüzzaman diyor ki; “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diyor açık. “Yok” diyor “Ben buradaki yazıyı şahs-ı manevi olarak okuyorum” diyor, o hipnozun etkisiyle işte. Kardeşim yani “Muhammed Mehdi” diyor, “Zat-ı nurani” diyor. Zat diyorsun bak, “”Zat” diyor” diyorsun. “Yok, o şahs-ı manevi” diyor. “Allah, Allah” diyorsun, hayretler içerisinde kalıyorsun. Bak, “Peygamberimiz (s.a.v.) mucize gösterdi” diyorsun, “Bu olay oldu” diyorsun. “Çay, kahve içer misin? Ne anlatayım sana?” diyor. “Peygamber (s.a.v.), bak mucize göstermiş” diyorsun. “1400 sene öncesinden söylemiş, aynısıyla çıkmış” diyorsun. “Nerede yazıyor? Göster” diyor. “Haa. Ama bugün de havalar çok soğudu” diyor. Yani hipnozun etkisindeler, inanılır gibi değil çok büyük mucize oluyor.
Mesela diyor ki İmam Rabbani; “Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’den 1000 yıl sonra gelecek, 1000 küsur yıl sonra”. Bakıyor adam diyor ki; “Burada 3000 yazıyor” diyor. “1000” diyorsun, bak “Rakam olarak yazıyor”. “Yok” diyor, “Orada 3000 yazıyor” diyor. Büyünün etkisinde, hipnozun etkisinde, haberi yok. Bak, bak, “sihir ve manyetizmanın nev'inden müthiş harikalara mazhar olan Deccal ise” diyor Bediüzzaman. O yüzden İslam alemini toparlamak mümkün olmuyor. Onun için Mesih’in gelişi bekleniyor. Mesih’ten başka da bunu çözemiyorlar. Yani Hz. Mehdi (a.s.) ilerliyor, gelişme gösteriyor. İslam alemini bir araya getiriyor, toparlıyor. Ama hipnoz devam ediyor insanlarda. Mesela Hristiyan alemi, adamlar koskoca adam, profesör “Hz. İsa (a.s.) kimdir?” diyorsun. “Allah’tır” diyor. Haşa. La havle ve la kuvvete illa billah. Kardeşim deli misin sen? Uyuyor Hz. İsa (a.s.), yemek yiyor, doğal ihtiyaçları var, Allah’a dua ediyor, Allah’ın birliğinden bahsediyor. Nasıl Allah olur? “Yok” diyor, “Alenen biliyorum o Allah” diyor haşa. Kardeşim, profesör, doçentler falan on binlerce, yüz binlerce insan, gözünün içine baka baka bunu söylüyor hipnoz halindeler, hipnoz kalksa kafası berraklaşacak. Olacak iş mi bu? Sırf İncil’e bile baksa yine anlar. Çok net, insan Allah olur mu? Değil mi, uçsuz bucaksız evrende gariban bir varlıktır insan? Etten kemikten olmuş bir varlık Allah’ın kuludur Hz. İsa (a.s.). Allah sorguluyor Cenab-ı Allah ahirette, “Sen mi söyledin İsa” diyor “Böyle Allah olduğunu kendinin” diyor. “Haşa” diyor Hz. İsa (a.s.), “Ben öyle bir şey söylemişsem Sen bilmişsindir” diyor. Hakkı söylediğini belirtiyor, hakkı ve doğruyu söylediğini belirtiyor. Öyle bir şey söylemediğini söylüyor. Allah biliyor ama insanlara ibret olsun gibisinden onu orada sorguluyor, güzellik olsun diye. Bu hipnoza karşı dua edelim, Müslümanlar, bu hipnozun kırılması için. Deccalin hipnozuna karşı en güzel şey duadır. Çünkü o da şeytana yakararak bunu elde ediyor. Şeytanla bağlantı yaparak bunu elde ediyor. Yani bir emir komuta zinciri içerisinde şu an sistem, deccaliyet. Ve mazlum insanları hipnoz altına soktu. İnsanlar hissediyorlar beyinlerinde bir ağırlık şeklinde bir garip put şeklinde bu hissediliyordur. Yani hemen hemen herkes hisseder. Yani bir de birden uyanır gibi bir berraklık meydana gelir. İşte bu, Hz. İsa Mesih (a.s.) zamanında olacak. İnsanlar birden uyanıyorlar. “Çok açık” diyor “Bediüzzaman’ın açıklaması burada”, “Hz. Mehdi (a.s.) gelecek” diyor, “Tek şahıs olarak belirtiyor” diyor. O zaman anlıyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerini o zaman çok daha net anlayacaklar. Mehdiyetin nuruyla şu an o deccalin büyüsü kısmen kırılıyor. Tam anlamıyla değil. Hz. Mehdi (a.s.)’da işte onu kırarak ilerliyor o büyü ve hipnozu. Hz. Mehdi (a.s.)’daki o nuraniyette onu yakıyor işte. Yani antideccaldir Hz.Mehdi (a.s.), anti şeytandır yani. Şeytan yanar Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşısında duramaz. Deccal de yanar. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor, “Benim zamanımda olsa hemen bitirirm işini” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). “Ama ileride gelecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) inşaAllah. Yani ruhaniyetiyle yakar, nuruyla yakar. Etkisi olmuyor. Ama Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s.)’a zemin olsun diye bu sistemi tam kaldırmıyor Allah bu hipnozu. Çünkü Mehdiyet bunun içerisinde ilerliyor. Aynı zamanda bu Mehdiyet için de bir örtü olmuş oluyor. Yani bu meydana gelen hipnozun içerisinde Hz. Mehdi (a.s.) sezilmemiş oluyor. İşte diyor ya, “İmanın nuruyla fark edilir” diyor ya Bediüzzaman. O hipnozdan dolayı Müslümanlar fark edemiyorlar. Yani deccalin meydana getirdiği hipnozdan dolayı. O hipnozu delenler Hz. Mehdi (a.s.)’ı çok berrak görüyorlar. Hemen anlıyor. “Çok açık” diyor, “Allahüalem o” diyor yani hissediyorlar. “İmanın nuruyla” dediği Bediüzzaman’ın işte bu. İmanın nuru yakıcı etki yapıyor. Yani büyüyü ve hipnozu deler, yani şeytanı yakar, yıkar, şeytanın etkisini ezen bir şey. Mesela mümin feraset gözüyle baktığında gözüyle, mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın gözü yakar şeytanı. Bakışı yakar. Yani nereye bakarsa yakar öyle özelliği var onun için yanına yanaşamıyor çevresine şeytan. Öyledir yanaşsa da yanar yani. İnşaAllah. “İmanın nuruyla” diyor bak, Hz. İsa (a.s.)’da da Bediüzzaman “Yakın talebeleri ve havas” diyor. Yani “Seçkin, imanlı talebeleri, imanın nuruyla onu tanırlar” diyor. Büyü onlardan kalkmış oluyor, hipnoz üzerlerinden kalkmış oluyor. Anlaşıldı mı?
OKTAR BABUNA:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Bir nevi büyü, şeytanın etkisiyle meydana gelen bir nevi büyü. Şeytanı kullanıyor deccal. İnsanların beyinlerine etki ediyor şeytanlar. Çünkü çok fazla sayıda olduğu için şeytan, insanlara hulul etme konusunda sorunları yok şeytanların. Hemen içine giriverir insanın, beyinlerine hemen dalar. Fakat etkisi zayıf oluyor. Hipnozdayken dikkat dağınıklığı, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü meydana getiriyor. O şekilde insanlar dikkatini veremiyorlar, anlayamıyorlar. Çok şiddetli değildir etkisi, bak konsantrasyon güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık, “Şeytan bana unutturdu” diyor Kuran’da ayette. Görüyorsun değil mi “Şeytan bana unutturdu”.
OKTAR BABUNA:Evet.
ADNAN OKTAR:O ayette işte kastedilen budur. Şeytanın insanda meydana getirdiği hipnoz etkisi. Beyinde meydana getirdiği hipnoz etkisi. Ama çok iyi irade kullanılırsa imanın nuruyla o etki de aşılıyor. Müslümanlar bu perdeyi yırtıp geçmek durumundalar, hipnoza karşı en güzel çözümlerden birisi de telkindir. Çünkü şeytan telkinle yapıyor, vahyediyor insanların beynine. Mesela “uyu” diyor adamı uyutuyor. “Bitkinleş” diyor bitkinleştiriyor. “Unut” diyor unutturuyor. Bir konuya dikkatini verdiğinde, “dikkatini dağıt” diyor. “Dikkatini verme, o konuya inanma, öyle bir şey yok” diyor, “inanma” diyor. O telkinle şahıs onun etkisine giriyor, şeytanın etkisine giriyor. Ama deccalin emriyle yapıyor bunu şeytan. Ama şimdi karşı telkin, bizim yaptığımız işte karşı telkindir. Biz de diyoruz ki; “Konsantre olun, dikkatinizi verin”. Bak, tekrar tekrar anlatıyorum. Diyorum ki bakın; “Ta Ahir Zamanda hayatın geniş dairesinde” şimdi o hipnozu delmiş oluyoruz. Tekrarlar hipnozu deler. Biz de karşı atak yaparak şeytanın yaptığı hipnozu yıkmış oluyoruz. Yıkmaya gayret ediyoruz. Yıktıkça insanların açılıyor dikkati. Dikkat kapama özelliği vardır şeytanın. Onun için Allah der ayette, şeytandan Allah’a sığınırım; “Dikkat edin” der Allah “Dikkat edin”. Allah emrediyor ya “Dikkat edin” şeytan ne yapıyor? “O zaman ben de dikkati bozayım” diyor. Allah’ın dediğinin tam tersini yapar şeytan. Anlaşıldı mı? “Madem dikkat edin dedi Cenab-ı Allah, bende dikkati bozayım”. Mesela Cenab-ı Allah, “Görmezler mi?” diyor. O görme dikkatini dağıtır şeytan da. Görmezler mi? Diyor ki Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınıyorum; “Nefsinizde ve dış ufuklarda ayetlerimi göstereceğim” diyor şeytandan Allah’a sığınıyorum, Cenab-ı Allah’tan bir uyarıdır bizlere. Bak, “Dış ufuklarda ve nefsinizde ayetlerimi göstereceğim. Siz de görüp, bilip, tanıyacaksınız”. Şimdi hem Kuran’ın mucizelerini görüyoruz hem Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sözlerinin ayınısının çıkmasını görüyoruz mucize olarak. Ama işte bu tanımanın yolunu gösteriyor Allah, “Dikkat edin” diyor. “Görmezler mi?” diyor. Allah feraset ve basiret istiyor ve Müslümanda da feraset ve basiret oluyor. Şeytanın yaptığı da feraset ve basireti bağlamak ve kapatmak üstüne oluyor.
Mesela derler ki insanlar, “Basiretim bağlandı” derler. Şeytanın etkisiyle olur. O bir hipnozdur. Mesela çok açık bir şeyi yapamaz. “Basiretim bağlandı” diyor değil mi? Alıp bir yerden kenara koysa adam kurtulacak yapamıyor, kader öyle olduğu için, Allah’ın hikmeti basireti bağlanıyor. Şeytan doğrudan beyni hedef aldığı için Müslüman da ancak dua ile, Allah’a sığınarak, Allah’a tevekkül ederek, çok samimi olarak ve kararlı bir irade göstererek deccalin hipnozundan çıkabiliyor. Öbür türlü çıkamaz. Öbür türlü zaten sürekli hipnozu takviye edecek bir hipnoz sistemi var.
Mesela habire şahs-ı manevi hipnozu yapılıyor, habire şahs-ı manevi. Adamın aklı kapanıyor o zaman o yönüyle yani göremiyor artık. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda, “1400 sene sonra gelecek bir hakikat” diyor. Artık yazmış, “1400 sene sonra” diyor. Bak kaç tane harften oluşuyor. B, İ, N değil mi? Onu göremiyor. Kapanıyor basireti kapanıyor. Diyor ki Bediüzzaman; “Bir asır sonra gelecek o zat”, bak “Bir asır sonra gelecek o zat” bunu da yine göremiyor. “Bir asır” artık “Yüzyıl sonra” diyor net. “O zat” diyor. Hepsini şahs-ı manevi olarak görüyor hipnozun etkisiyle. Ve yoğun hipnoz yapıyorlar diğer insanlarada farkına varmadan. Farkına varmıyor haberi bile yok. Yani sorsan gayet muttaki hayırlı bir şey yaptığını kanaatinde oluyor, hakikaten samimi olarak farkında değil. Düşünmediği için farkına varmıyor.
Evet Oktar Hocam şimdi sen anlat bir şeyler.
OKTAR BABUNA:Unutmakla ilgili ayet okuyorum Hocam, şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve: "Biz hristiyanlarız" diyenlerden kesin söz (misak) almıştık. Sonunda onlar kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. Böylece biz de, kıyamete kadar aralarında kin ve düşmanlık saldık. Allah, yapageldikleri şeyi onlara haber verecektir.”
ADNAN OKTAR:Bak mesela unutmuşlar. Şeytanın etkisiyle unutuyorlar. Hipnozdur bu. Yani telkin yapıyor şeytan, unutuyor. Mesela adam çok iyi aklında olan bir şeyi unutur eğer dikkatini veremezse. Onun için Allah ona çözüm olarak “Dikkat” diyor yani zihnin yorulması gerekiyor. Çok iyi dikkat verilmesi ve keskin olarak konsantrasyon gerekiyor. Keskin bir konsantrasyon gerekiyor. Tembellik ettin mi, zaten insanın dikkati dağılmaya müsait olduğu için şeytan insanın o zayıf damarını kullanıp ona onu unutturuyor. Çok rahat elde ediyor bunu, dağılıyor adam inşaAllah.
OKTAR BABUNA:O ayeti okuyorum inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Genç yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu."
ADNAN OKTAR:Bak şeytan hipnozla unutturuyor. Yani bak şeytan diyor, ayet zaten o, Kuran ayeti. Allah söylüyor. Değil mi? Şeytanın ona onu unutturduğunu söylüyor. Şeytanın böyle bir etkisi vardır. Zihin dağınıklığı meydana getiriyor. Mesela biz hayretler içinde kalıyoruz Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu kadar alametleri varken, İslam Birliği bu kadar ilerliyor, İttihad-ı İslam olsa Müslümanlar hemen kurtulacak, oralı dahi olmuyor adamlar. Oralı dahi olmuyor, muhattap dahi olmuyor. Böyle bir konu dahi yok. Ama bas bas bağırıyor acıdan, inliyor, ızdırap çektiğini söylüyor, süründüğünü söylüyor, mahvolduğunu söylüyor. Kardeşim diyoruz artık ilacı tam karşısına koyuyoruz. Tam yüzünün karşısına, göremiyor. “Bak, hemen kurtulacaksın bunu yaptığında” diyoruz “Hemen kurtulacaksın”. Göremiyor. İşte Ahir Zamanın harikası budur...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Dergiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler